Cüneyt TEPE

Osmanlı Tarihi'ni Yazan Elçi: İgnatius Mouradgea Dohsson

Mouradgea’nin Türkçe ve Arapça bilgisi ve Türk yetkililerle olan, çoğu dostluk derecesine varan yakın ilişkileri, onun birçok Müslüman kaynağa kolaylıkla ulaşmasını sağladı. Bu sayede Osmanlı toplumunun ve Müslüman halkların uygarlığının, özellikle de hukuk sistemlerinin canlı bir tasvirini sundu. Mouradgea eski harem sakinlerinin kocalarıyla söyleşiler yaptı.

3 Kasım 2022 11:33
A
a
“Tableau gânârai de I'Empire Ottoman” adlı eseriyle tanınan İsveç elçisi 1740 yılında İstanbul Beyoğlu'nda Katolik Ermeni bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. D'Ohsson ilk görevine bildiğimiz kadarıyla, İzmir'de 1735'te açılan İsveç Konsolosluğu'na tercüman olarak başladı. İstanbul'da iken, özellikle Fransiskan ve Dominikan papazları tarafından sürdürülen Batı eğitim tarzından, buradaki aydın zümrelerin sağladığı imkânlardan istifade etti ve iyi bir eğitim gördü.
 
Tercümanlık hizmeti yanında Doğu dillerini ve tarihini Avrupaî metotlarla yakından incelemeye başladı. İslâm dünyasının tarih ve medeniyetine karşı büyük bir ilgi duyarak bu konuda orijinal malzemeler ve birinci elden kaynaklar üzerinde çalışmalarını sürdürdüğünü biliyoruz. İsveç elçisi Ulric de Celsing'in elçinin tavsiyesiyle, Osmanlı Devleti'nin bütününü sergileyecek ve ilerideki büyük eserinin çerçevesini oluşturacak olan konulara yöneldi. Yirmi iki yıl boyunca malzeme toplayan ve Osmanlı ulemâ ve ricalinden iki kişinin devletin hukukî yapı ve teşkilâtıyla ilgili konularda kendisine çok yardımcı olduklarını belirten d'Ohsson 1784'te Fransa'ya gitti.


 
Bu arada diplomatlık mesleğinde de ilerleyen d'Ohsson, 1775'te İsveç kralından "Kralın Mahrem-i Esrarı ve Sır kâtibi" ünvanlarını aldı ve 1783 tarihli İsveç-Osmanlı Ticaret ve Dostluk Antlaşması'nın gerçekleşmesindeki üstün katkılarından ötürü kendisine "Vasa Nişanı" tevcih edildi. 1796 yılı sonunda İsveç elçisi olarak tayin edildi, 1801'de kendisine şövalye payesiyle asalet ünvanı verildi.


 
D'Ohsson'un hızlı bir şekilde yükselişinde, Osmanlı sarayı ile iş yaptığı söylenen Ermeni sarraflarından Abraham Kuleli'nin kızı Eva ile evlenmesinin de önemli katkısı olduğunu biliyoruz. Nitekim 1782'de kaybettiği bu ilk eşinden, ileride kendisi gibi diplomat olacak ve şarkiyat sahasında isim yapacak olan oğlu Abraham Constantin doğdu. İkinci evliliğini 1789'da Marie Antoinette Amelie Beilliard adlı bir Fransız ile yaptı. Bu eşi de kendisinin Fransa ile olan ilişkilerini sağlamlaştırmasına yardımcı oldu. Osmanlı tebaası olan diğer Katolik Ermeniler hakkında ileri sürülen, servetlerini yurt dışına kaçırdıkları isnadını doğrularcasına servetini Fransa'ya taşıyarak parasını Fransız bankalarına yatırdı. Ancak 1789 İhtilâli ile başlayan Fransa'daki karışıklıklar neticesinde servetini kaybetti. Bu durum, onun İstanbul'a döndüğünde İsveç elçisi sıfatıyla Fransız ihtilâl temsilcilerini desteklemesi ve İstanbul'daki "Jacobinterle sıkı ilişkiler içine girmesine yol açtı.

 

Nitekim Babıâli nezdinde Fransız politikasını desteklemesi karşılığında Fransız hükümetinin maddî yardımlarını sağlamayı başarmıştı. Ancak bu durumun Fransızlar'ın Mısır'a saldırması ile ortaya çıkarılması, d'Ohsson'un İstanbul'da İsveç elçisi sıfatıyla bulunmasını imkânsız hale getirdi. Bunun üzerine "istenmeyen adam" ilân edilerek İsveç kralından elçi olarak İstanbul'a "hakiki bir İsveçli'nin gönderilmesi istendi. Elçilik tercümanı olduğu dönemlerde çok faal olan ve Osmanlı Devleti'ni özellikle Rusya'nın Küçük Kaynarca Antlaşması'ndan sonraki politikasına karşı destekleyen, önde gelen devlet ricali ve bilhassa Halil Hamid Paşa ile yakın ilişkiler kuran, onun reform düşüncelerini benimseyen, Rus filosunun tekrar Akdeniz'e girmesini önlemek amacıyla İsveç yanında İspanya'nın da katkılarının önemine dikkat çeken ve Osmanlı-İspanya dostluk antlaşmasının gerçekleşmesinde (1780) önemli rol oynayan d'Ohsson'un elçilik yılları genelde, hükümetinin talimatı dışında Fransızlar'ın politikasını desteklemek ve İsveç ile Osmanlı Devleti arasında yapılan 11 Temmuz 1789 tarihli ittifak antlaşması gereği İsveç'in Rusya'ya karşı savaşı sürdürmesi şartıyla Osmanlı Devleti'nin ödemeyi taahhüt ettiği paraların tahsili için uğraşmakla geçti.


 
1799 Nisanında İsveç hükümeti tarafından geri çağrılan d'Ohsson, 12 Ağustos'ta Viyana'ya gitmek üzere İstanbul'dan ayrıldı. Hayatının geri kalan kısmını Fransa'da geçirdi ve 27 Ağustos 1807'de Paris yakınlarında Biavre'de öldü. Mezarı bugün mevcut değildir. D'Ohsson, Osmanlı Devleti'nde doğup büyüyen ve tahsil gören, Avrupa kültürü ve medeniyetiyle yoğrulan, hayat bulduğu topraklarda maddî ve manevî zenginliklere erişen Levanten tiplerin ilk ve en parlak örneklerinden biridir.
 

En Önemli Eseri:  Tableau gânârai de I'Empire Ottoman

 
Mouradgea’nin Türkçe ve Arapça bilgisi ve Türk yetkililerle olan, çoğu dostluk derecesine varan yakın ilişkileri, onun birçok Müslüman kaynağa kolaylıkla ulaşmasını sağladı. Bu sayede Osmanlı toplumunun ve Müslüman halkların uygarlığının, özellikle de hukuk sistemlerinin canlı bir tasvirini sundu. Mouradgea eski harem sakinlerinin kocalarıyla söyleşiler yaptı. İmparatorluk haremi hakkında bilgi edinmenin, ona, imparatorluğun geri kalanından daha fazla para ve çabaya mal olduğunu söyledi. Kaleme aldığı Tableau gânârai de I'Empire Ottoman adlı eser büyük boyda üç cilt halinde yayımlanmıştır. Kitap, İslâm hukukunu ihtiva eden kısım ve Osmanlı tarihi kısmı olmak üzere iki ana bölüme ayrılmıştır. Birinci bölüm İbrahim el-Halebinin (ö. 956/1549) Müteka'l-ebhur'una dayanmakta olup bu eserin tamamını tercüme ettiğini bizzat müellif söylemektedir. Kullandığı diğer önemli kaynak ise Nesefî'nin (ö. 537/1142) Akâidü'n-Nesefî adlı eseridir.


İkinci bölüm, başlangıçtan 1774 yılına kadar gelen bir Osmanlı tarihidir. Burada saray teşkilâtı, Osmanlı hanedanı, harem, harem hayatı ve harem kadınları hakkında yer alan bilgilerin, saray hizmetkârları ve haremde yaşayan cariyelerden alınarak aktarıldığı ifade edilir. III. Selim devrinin yeni düzenlemeleri ve reformlarıyla ilgili verilen bazı bilgiler ise müellifin son gelişmeleri uzaktan dahi olsa takip ettiğini gösterir. Eseri çok beğenen III. Selim, "Musannifini Hak Teâlâ İslâm ile müşerref eyleye" temennisini ihtiva eden hatt-ı hümâyunu ile kendisine 5000 kuruş gibi büyük bir atıyye vermiştir. Çok güzel illüstrasyonları olan bu kitap Almanca, İngilizce ve Rusça’ya çevrildi. Bugün de Osmanlı İmparatorluğu’nun toplumsal tarihi konusundaki en önemli bilgi kaynaklarından biridir.
 
Kaynak:
 
D'ohsson, Tabteau General de l'Empire Ottoman, l-lll, Paris 1787-1820
Kemal Beydilli, "Ignatius Mouradgea d'Ohsson (Muradcan Tosunyan Ailesi Hakkında Kayıtlar, 'Nizâm-ı Cedîd'e Dâir Lâyihası ve Osmanlı İmparatorluğundaki Siyâsî Hayatı", 1984
Cemal TUKİN, "Osmanlı Devleti ve Yabancı Bilginler", Necati Lügat Armağanı, Ankara 1968
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

duyurular DUYURULAR
editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz ?

arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

İstanbul'dan dünyaya Tarihin İzinde