İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ TARİH BÖLÜMÜ TARİHÇESİ
Türkiye’de batı tarzında bir üniversitenin kurulması fikri 1845 tarihinde ‘Muvakkat Maarif Meclisi’ tarafından ortaya atılmıştır.
Darülfunun adı verilen bir müessesede her nevi ilim ve fen öğretilecekti. Ayrıca ilim ve fennin yayılmasını sağlayacak bir Encümen-i Daniş kurulması tasarlanmıştır.
İlk defa 1863 yılında kurulan ve konferanslar tarzında derslerin yapıldığı Darülfunun ihtisaslaşma sağlanmadan 1865’de kapatılmıştı. 1869’da çıkarılan ‘Maarif-i Umumiye Nizamnamesi’ ile Darülfunun-ı Osmani’nin kurulması kararlaştırılmış ve 20 Şubat 1870’te açılmıştı.
Darülfünun-ı Osmani’de bir fakülte olarak kurulan Hikmet ve Edebiyat Şubesi’nde İlm-i Tarih ve Tarih-i Umumi kürsülerinin kurulması planlanmıştı. Ancak uygulamada tam bir başarı sağlanamayarak 1873’te Darülfünun ile beraber bu kürsüler kapanmıştı.
1874’te kurulan Darülfünun-ı Sultani’de Mekteb olarak adlandırılan fakültelerden Edebiyat Mektebi’nde Tarih-i Umumi Kürsüsü kurulmuş ve 1877-1878’de Darülfünun-ı Sultani ile beraber kapatılmıştı.
1900’de II. Abdülhamid tarafından kurulan Darülfünun-ı Şahane’de Edebiyat şubesinde Tarih-i Osmani ve Tarih-i Düvel kürsüleri kurulmuştu. 1911 yılında Edebiyat şubesi beş bölüme ayrılırken bunlardan biri de ‘Tarih ve Coğrafya Bölümü’ olmuştu. Bu bölümde 1912 yılında Tarih-i Umumi, Tarih-i Osmani ve Coğrafya dersleri okutuluyordu. 1918’de
Coğrafya ayrılarak müstakil bir Tarih Bölümü kurulmuştu.
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçerken 1923-1924 öğretim yılında şu kürsüler mevcuttu: Tarih-i Siyasi, Türk Tarihi, Akvam-ı İslamiye Tarihi, Türkiye Tarihi, Avrupa-Türkiye Münasebatı Tarihi, Kurun-ı Vusta’da Şark Akvamı Tarihi, Akvamı Şarkiye-i Kadimiye Tarihi, Yunan-ı Kadim ve Roma Tarihi.
1933’te Darülfünun’dan Üniversiteye geçmeden önce Tarih Bölümü’ndeki Akvam-ı Kadimeyi Şarkiye, Roma-Yunan-ı Kadim Tarihi, Orta Zamanlar Tarihi, Son Zamanlar Tarihi, Umumi Türkiye Tarihi, Türkiye Tarihi ve Yeni Zamanlar Tarihi kürsüleri mevcuttu.
1945’ten sonra Tarih Bölümü zaman içerisinde altı (6) kürsü olarak teşkilatlanmıştır. O zamandaki adıyla Kürsü olarak tanımlanan ve şimdiki adıyla Anabilim Dalı olan bu kürsüler şunlardır:
İlkçağ Tarihi Kürsüsü, Ortaçağ Tarihi Kürsüsü, Yeniçağ Tarihi Kürsüsü, Yakınçağ Tarihi Kürsüsü, Osmanlı Müesseseleri ve Medeniyeti Tarihi Kürsüsü ve Genel Türk Tarihi Kürsüsü.
1982 senesinde kabul edilen 2547 sayılı Üniversiteler Kanununa göre Kürsü adı Anabilim Dalı olarak değiştirilmiş ve bu kürsülere bir de Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalı eklenmiştir.
Tarih Bölümü, hâlihazırda görevli olan, on üç (13) Profesör, beş (5) Doçent, on (10) Yardımcı Doçent, bir (1) Okutman ve on dört (14) Araştırma Görevlisi olmak üzere toplam kırk üç (43) akademisyenden müteşekkildir. Bunun yanında, YÖK tarafından 35. Madde ile, Yüksek Lisans veya Doktora yapmak üzere görevlendirilen, çeşitli üniversitelere
mensup on dokuz (19) Araştırma Görevlisi bulunmaktadır.
Tarih Bölümü tarafından 1937-1938 yılları arasında Tarih Semineri Dergisi (1-2) çıkarılmıştır. Ayrıca 40. sayısı yeni çıkan Tarih Dergisi (tesisi 1949), 16. Sayısı yayımlanan Tarih Enstitüsü Dergisi (tesisi 1970), 12. sayısı neşredilen Güney Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi (tesisi 1972) yayınlanmaktadır.
Tarih Bölümü’nde, öğretimde ortak bölüm programı uygulanmaktadır. Yedi anabilim dalı vardır. Eskiçağ’dan günümüze kadar Tarih bilimsel şekilde incelenip, son araştırmaların ışığında öğretim yapılmaktadır. Bölümümüze geçen dönem seksen (120) öğrenci alınmıştır. Sözel puana göre alınmakta olan bu öğrencilerin bundan sonra Eşit Ağırlıklı puana göre alınması teklif olunacaktır.
Bu bölümden mezun olanlara Tarihçi unvanı verilir. Öğretmenlik için gerekli olan pedagojik formasyon daha evvelden Edebiyat Fakültesi tarafından verilmekte iken, 1999-2000 Eğitim-Öğretim Yılında açılan Hasan Âli Yücel Eğitim Fakültesi’ne Pedagoji Bölümünün bağlanmasıyla, Tarih Bölümü öğrencileri sınav sonucu adı geçen Fakülte’de, Sosyal Bilimler Enstitüsüne kaydolarak bir buçuk yıl Tezsiz Yüksek Lisans Öğrenimini gördükten sonra öğretmen adayı olabilmektedirler.
BÖLÜMÜN AMAÇLARI
Türkiye’nin en eski ve köklü eğitim kurumu olan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinin önemli bölümlerinden birisi olan Tarih Bölümü, öğrencilerine, bir tarih şuuru kazandırmayı hedeflerken diğer taraftan da olaylara ilmî bir bakış açısı ile
yaklaşmanın gerekliliğini ön plana çıkaran bir eğitim anlayışına sahiptir. Bunun yanında, ders programında yer alan, bir çok değişik konu ve dönem üzerine yoğunlaşmış dersler ile öğrenci, daha farklı alanlarda seçme şansına kavuşmaktadır.
Bölüm olarak, öğrencilerimize, dört yıllık mezuniyetleri sonunda, hak ederek aldıkları tarihçi unvanının ne demek olduğunu, bunun gerektirdiği sorumlulukların neler olduğunu tam olarak anlatabilmek için, yapılan seminer çalışmaları ve uygulamalı
dersler ile takip ettiğimiz ders programını bu çerçevede belirlenmektedir.
Öte yandan, Bölümün öğretim üyeleri ve yardımcılarının yaptıkları akademik çalışmalar Türk ve Dünya Tarihinin bilinmeyen noktalarının gün yüzüne çıkarılmasına bilimsel anlamda katkı sağlamayı hedeflenmektedir. Bu bağlamda, Bölümde yer alan yedi anabilim dalında, tarihin en eski çağlarından başlamak üzere, Türk tarihi, Ortaçağlar, Osmanlı
siyasî, idarî ve müessese tarihi, yeni ve yakın dönem Avrupa tarihi ve Milli Mücadele ve Türkiye Cumhuriyeti tarihi alanlarında akademik çalışmalar sürdürülmektedir. Tarih Bölümü periyodik olarak düzenlediği sempozyum ve seminer çalışmalarıyla, Türk ve dünya tarihçilerini buluştururken, aynı zamanda, üzerinde yeterince durulmamış
tarihî meseleleri ilmî olarak tartışmayı amaçlamaktadır.
Tarih Bölümünde şu anda on üç (13) Profesör, beş (5) Doçent, on (10) Yardımcı Doçent, bir (1) Okutman ve on dört (14) Araştırma Görevlisi olmak üzere toplam kırk üç (43) akademisyen görev yapmaktadır.
ESKİÇAĞ TARİHİ ANABİLİM DALI GENEL BİLGİLER
Eski Anadolu Tarihi, Hellen ve Hellenizm Tarihi, Roma Tarihi, Eski Önasya Tarihi, Eski Mısır Tarihi, Eski İran Tarihi, Eski Mezopotamya Tarihi, Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası ve Nümismatik ders konularının en önemlileridir. Öğretim elemanlarından bir kısmı tarafından Anadolu’nun çeşitli yörelerinde kazı ve araştırmalar yapılmakta; bu araştırmaların sonuçları ve ele geçen kazı buluntuları Anabilim Dalı Laboratuarı’nda lisans ve lisans üstü öğrencilerin katılımıyla değerlendirilmektedir. Anabilim Dalı ayrıca, tarih araştırmalarında çok önemli bir yere sahip olan nümismatik (sikke bilimi) bilim dalını geliştirmek ve bu alanda yapılan çalışmaları duyurmak amacıyla bir nümismatik bülteni de yayınlamaktadır.
AMACI
Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı, günümüz uygarlıklarına temel teşkil eden Klasik Yunan ve Roma dönemlerini tarihi, sosyal ve kültürel yanları ile tanıtmayı amaçlamaktadır. Bunun yanı sıra Mezopotamya ve Mısır gibi büyük kültür merkezleri de yine Anabilim Dalımızın konuları arasındadır. Klasik Yunan, Roma ve doğunu büyük kültürleri arasında yer alan Anadolu’nun prehistorik dönemlerden itibaren yazısız ve yazılı tarihi, eskiçağ tarihi içindeki yeri incelenmektedir.
ORTAÇAĞ TARİHİ ANABİLİM DALI HAKKINDA GENEL BİLGİLER
Edebiyat Fakültesi, Türkiye’nin en eski, en büyük yüksek öğretim kurumu olan, 1983’de kuruluşunun 350. ve 1933 Atatürk Üniversite Reformunun 50. yılını kutlamış bulunan, bilimsel değeri dünya üniversitelerince de kabul edilmiş İstanbul Üniversitesi’ne bağlı 16 fakültenin en eskilerindendir.
Türkiye’de çağdaş anlamda “üniversite” hareketinin ilk girişimi olarak kabul edilen I. Darülfünun’un bölüm esası bulunmamakla birlikte, Tarih Felsefesi ve Coğrafya dersleri vardı. Bir süre ara verildikten sonra ikinci girişimde, Darülfünun-i Osmani’nin kuruluşunda üç “şube”den birisi Hikmet ve Edebiyat Şubesi olmuştur. Galatasaray’da 1874/75’de açılan üçüncü Üniversite’nin, Darülfünun-ı Sultani’nin yine 3 şubesinden birisi Edebiyat şubesidir. Burada Fakülte karşılığı “Mektep” adı kullanılmıştır ve Edebiyat Fakültesinin ilk çekirdeği “Edebiyat-ı Aliye Mektebi” olmaktadır.15 Ağustos 1900’de yapılan yeni düzenlemeyle Darülfünun-ı Şahane adını alan Üniversitede birisi Edebiyat olmak üzere 3 “şube” ve Hukuk ile Mülkiye Mektepleri yer alıyordu. Bu tarihte Edebiyata alınan öğrenci sayısı 25 idi. İlk mezunlar 1908’de 7 kişi olmuş, bu sayı 1915’e kadar 189’a ulaşmıştır. Ders programı da ilgi çekicidir. Hikmet-i Nazariye (bugünkü Psikoloji, Felsefe, Sosyoloji disiplinlerini karşılayan dersler), Osmanlı Edebiyatı, Arap ve Fars Edebiyatı, Fransız Edebiyatı, Osmanlı Tarihi, Devletler Tarihi, Genel Coğrafya, Osmanlı Ülkeleri Coğrafyası, İlm-i Âsâr-ı Atîka (Arkeoloji), Terbiye ve Tedris Usûlü (Pedagoji) dersleri bu programda yer almıştır. 1908’den sonra bir ara Edebiyat ve İlâhiyat şubeleri birleştirilmiş, I. Dünya Savaşı bitiminde Edebiyat’ın Edebiyat, Tarih, Felsefe, Coğrafya bölümlerine ayrıldığı, ayrıca Etnografya, Folklor, Türk Medeniyeti Tarihi gibi ders ve kürsülerle teşkilâtlandığı görülmüştür. Bu sırada ilk kız öğrenciler de devama başlamış, 1919/20’de Coğrafya bölümünden Şükûfe Nihal Hanım ilk kız mezun olmuştur. Bu arada Alman asıllı öğretim üyeleri ve 9’u Türk asıllı olmak üzere 11 yabancı uyruklu öğrencinin Edebiyat Fakültesi bünyesinden bulunduğu görülmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra 1924 Talimatnamesi 1933’e kadar bazı düzenlemelerle Fakültenin temelini meydana getirmiştir. Edebiyat, Felsefe, Tarih, Coğrafya grup dersleri dışında bazı serbest dersler ve konferanslar düzenlenmiştir. 1929’da bu bölümde 11 “Kürsü” bulunuyordu. Bu arada Darüfünun Edebiyat Fakültesi Mecmuası da yeniden ele alınmıştır.
31 Mayıs 1933 tarihli ve 2252 sayılı kanun 1 Ağustos 1933’te yürürlüğe girdiğinde Edebiyat Fakültesi 6 Profesör, 6 Aday Profesör, 4 Muallim, 5 yabancı Profesörden meydana gelen bir öğretim üyesi kadrosuna sahipti. Bu tarihten sonra, II. Dünya Savaşı sırasında gelen Alman öğretim üyeleriyle birlikte öğretim üyesi ve yardımcıları giderek gelişmiş, başlangıçta zaman zaman serbest ders ve konferanslar şeklinde görülen Sanat Tarihi, Antropoloji gibi disiplinler geniş bölüm teşkilatlarına yönelmiş, özellikle yabancı dil ve edebiyat bölümleri yeniden kurulurcasına gelişmiş, Pedagoji, Psikoloji, Sosyoloji disiplinler arası kürsüler halinde çalışmaya başlamıştır. 6 Kasım 1981 tarihli ve 2547 sayılı kanunla Üniversiteler yeniden teşkilâtlanmadan önce Edebiyat Fakültesinde 19 disiplinde 39 Kürsü uzmanlık alanlarına göre eğitim ve araştırmaya devam etmekteydi. Yeni akademik teşkilâtlanmada bu Kürsüler 20 Bölüm içinde 63 Anabilim dalı, 4 Bilim dalı olarak 12.500 lisans öğrencisi, 2500 yüksek lisans ve doktora öğrencisi ile 15.000 öğrenciye öğretim vermekte ve araştırma görevine devam etmektedir. Araştırma çalışmaları ayrıca Araştırma Merkezi bünyesinde uzmanlaşmıştır.
Fakülte kuruluş olarak başlangıçtan itibaren ilk Darülfünun’un girişimlerinde Sultanahmed, Çemberlitaş ve Galatasaray’da faaliyetini sürdürmüş, uzun süre Beyazıt’ta Zeynep Hanım Konağında kalmış, Fındıklı’daki Hatice Sultan Sarayı’ndan sonra, 1951’de şimdiki Fen-Edebiyat Fakülteleri yapısına taşınmıştır. Mimar Emin Onat ve Sedat Hakkı Eldem’in bu yapısı, eski ve geleneksel Türk öğretim kurumları plan şemasına uygun olarak düzenlenmiş, cephede geleneksel öğeler kullanılmış, içte ise amfi-dershane ve koridor-salon düzeni, mimarlık anlayışını yansıtan öğretim kurumu ilkelerine uygulanmıştır.
AMACI
Çağdaş Türk toplumuna ulusal bütünlük içinde, Atatürk ilkeleri ışığında, dil-edebiyat, tarih, kültür bilinci ile sosyal bilimler araştırma metodu ve öğretimi ile yetişmiş insan gücünü sağlamayı amaçlayan Fakültemizde 1933 yılı Üniversite Reformu’ndan itibaren, Ord. Prof. Şemseddin Günaltay, Ord. Prof. İ. Hakkı Uzunçarşılı ve Ord. Prof. Mükrimin Halil Yınanç tarafından verilmekte olan Ortaçağ Tarihi dersleri, 1946’dan sonra ayrı bir kürsü halini almıştır. İslâm Tarihi, Selçuklu Tarihi, Anadolu ve Bizans Tarihi, Haçlı Seferleri Tarihi, Batı Devletleri Tarihi ders ve seminerleri Ortaçağ Tarihi Anabilim Dalı’nın başlıca konularıdır.
YENİÇAĞ TARİHİ ANABİLİM DALI HAKKINDA GENEL BİLGİLER
Edebiyat Fakültesi, Türkiye’nin en eski en büyük yüksek öğretim kurumu olan, 1983’de kuruluşunun 350. ve 1933 Atatürk Üniversite Reformunun 50. yılını kutlamış bulunan, bilimsel değeri dünya üniversitelerince de kabul edilmiş İstanbul Üniversitesi’ne bağlı 16 fakültenin en eskilerindendir.
Türkiye’de çağdaş anlamda “üniversite” hareketinin ilk girişimi olarak kabul edilen Birinci Darülfünun’un açılışı 21 Temmuz 1846’da kararlaştırılıp 12 Ocak 1865’de faaliyete geçtiğinde, fakülte veya bölüm esası bulunmamakla birlikte, Tarih Felsefesi ve Coğrafya dersleri vardı. Bir süre ara verildikten sonra, ikinci girişimde, Darülfünun-i Osmani’nin kuruluşunda üç “şube”den birisi Hikmet ve Edebiyat Şubesi olmuştur. Galatasaray’da 1874/75’de açılan üçüncü Üniversite’nin, ‘Darülfünun-ı Sultani’nin yine üç şubesinden birisi Edebiyat’tır. Burada Fakülte karşılığı ‘Mektep’ adı kullanılmıştır ve Edebiyat Fakültesinin ilk esaslı çekirdeği ‘Edebiyat-ı Aliye Mektebi’ olmaktadır. 15 Ağustos 1900’de yapılan yeni düzenleme ile Darülfünun-ı Şahane adını alan Üniversitede birisi Edebiyat olmak üzere üç “şube” ve Hukuk ile Mülkiye Mektepleri yer alıyordu. Bu tarihte Edebiyata alınan öğrenci sayısı 25 idi. İlk mezunlar 1903’de yedi kişi olmuş, bu sayı 1915’e kadar 189’a ulaşmıştır. Ders programı da ilgi çekicidir. Hikmet-i nazariye (bugünkü psikoloji, felsefe, sosyoloji disiplinlerini karşılayan dersler), Osmanlı Edebiyatı, Arap ve Fars Edebiyatı, Fransız Edebiyatı, Osmanlı Tarihi, Devletler Tarihi, Genel Coğrafya, Osmanlı Ülkeleri Coğrafyası, İlm-i âsâr-ı atîka (Arkeoloji), Terbiye ve Tedris Usûlü (Pedagoji) dersleri bu programda yer almıştır. 1908’den sonra bir ara Edebiyat ve İlâhiyat şubeleri birleştirilmiş, I.Dünya Savaşı bitiminde Edebiyat’ın, Edebiyat, Tarih, Felsefe, Coğrafya bölümlerine ayrıldığı, ayrıca Etnografya, Folklor, Türk Medeniyeti Tarihi gibi ek ders ve kürsülerle teşkilatlandığı görülmüştür. Bu sırada ilk kız öğrenciler de devama başlamış ve 1919/20’de Coğrafya bölümünden Şükûfe Nihal Hanım ilk kız mezun olmuştur. Bu arada Alman asıllı öğretim üyeleri ve 9’u Türk asıllı olmak üzere 11 yabancı uyruklu öğrencinin Edebiyat Fakültesi bünyesinde bulunduğu görülmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra 1924 Talimatnamesi 1933’e kadar bazı düzenlemelerle Fakültenin temelini meydana getirmiştir. Edebiyat, Felsefe, Tarih, Coğrafya grup dersleri (zümreler) dışında bazı serbest dersler ve konferanslar düzenlenmiştir. 1929’da bu 4 bölümde 11 ‘Kürsü’ bulunuyordu. Bu arada Darülfünun Edebiyat Fakültesi Mecmuası da yeniden ele alınmıştır.
31 Mayıs 1933 tarihli ve 2252 sayılı kanun 1 Ağustos 1933’de yürürlüğe girdiğinde Edebiyat Fakültesinde 6 Profesör, 6 aday Profesör, 4 Muallim, 5 yabancı Profesörden meydana gelen bir öğretim üyesi kadrosu vardı. Bu tarihten sonra, II. Dünya Savaşı sırasında gelen Alman öğretim üyeleriyle birlikte, öğretim üye ve yardımcıları kadrosu giderek gelişmiş, başlangıçta zaman zaman serbest ders ve konferanslar şeklinde görülen Sanat Tarihi, Antropoloji gibi disiplinler geniş bölüm teşkilatlarına yönelmiş, özellikle yabancı dil ve edebiyat bölümleri yeniden kurulurcasına gelişmiş, Pedagoji, Psikoloji, Sosyoloji disiplinleri ayrı kürsüler halinde çalışmaya başlamıştır. 6 Kasım 1981 tarihli ve 2547 sayılı kanunla Üniversiteler yeniden teşkilatlanmadan önce Edebiyat Fakültesinde 19 disiplinde 39 Kürsü uzmanlık alanlarına göre öğretim ve araştırmaya devam etmekteydi. Yeni akademik teşkilatlanmada bu Kürsüler 20 Bölüm içinde 63 Anabilim dalı, 4 Bilim dalı olarak 12500 lisans öğrencisi, 2500 yüksek lisans ve doktora öğrencisi ile toplam 15000 öğrenciye öğretim vermekte ve araştırma görevine devam etmektedir. Araştırma çalışmaları, ayrıca 9 Araştırma Merkezi bünyesinde uzmanlaşmıştır.
Fakülte kuruluş olarak başlangıçtan beri ilk Darülfünun’un girişimlerinde Sultanahmet, Çemberlitaş ve Galatasaray’da faaliyetini sürdürmüş, uzun süre Beyazıt’ta Zeynep Hanım Konağı’nda kalmış, Fındıklı’daki Hatice Sultan Sarayı’ndan sonra, 1951’de şimdiki Fen-Edebiyat Fakülteleri yapısına taşımıştır. Mimar Emin Onat ve Sedat Hakkı Eldem’in bu yapısı, eski ve geleneksel Türk öğretim kurumları plan şemasına uygun olarak düzenlenmiş, cephede geleneksel öğeler kullanılmış, içte ise amfi-dershane ve koridor-salon düzeni, çağdaş mimarlık anlayışını yansıtan öğretim kurumu ilkelerine uygulanmıştır.
AMACI
Çağdaş Türk toplumuna ulusal bütünlük içinde, Atatürk ilkeleri ışığında, dil-edebiyat, tarih, kültür bilinci ile sosyal bilimler araştırma metodu ve öğretimi ile yetişmiş insan gücünü sağlamayı amaçlayan Fakülte, uzun yıllar, bu görevini Türkiye’de tek başına sürdürmüştür. Bugün de çağdaş anlamda ve uluslar arası düzeyde bu görevini diğer fakültelerle birlikte devam ettirmektedir. Benzer fakültelerin sayılarının da artmasıyla, uzmanlık alanlarında yetişmiş insan gücü, karşılığında yeterli sayıda çalışma alanı bulamadığından, son yıllarda bu bakımdan bir tıkanma söz konusu olmuş, mezunlar, kendi alanlarında yeterli sayıda çalışma alanı bulamamıştır. Öğretmenlik Formasyonu yapanların orta öğretimde öğretmen olarak görev almaları bu tıkanıklığı bir ölçüde gidermiştir.
Edebiyat Fakültesinde doktoralarını yapanlar ile burada yetişmiş bazı öğretim elemanları, Türkiye üniversitelerindeki ilgili dallarda yönetici ve öğretim elemanı olarak görev yapmaktadırlar. Bu bakımdan Edebiyat Fakültesi diğer üniversitelerdeki edebiyat fakültelerine de çok sayıda eleman yetiştirmiş bir yüksek öğretim kurumudur.
YAKINÇAĞ TARİHİ ANABİLİM DALI HAKKINDA GENEL BİLGİLER
Yakınçağ Tarihi Anabilim Dalının kuruluşundan itibaren faaliyetlerini üç önemli devrede ele almak mümkündür. Birinci dönem, Anabilim Dalının 1933 Üniversite Reformu ardından Yeni ve Son Zamanlar Tarihi Kürsüsü adı altında başlayıp, 1952 yılında müstakil bir kürsü haline gelişine kadarki dönem faaliyetlerini ihtiva etmektedir. İkinci aşamada 1952 yılında kürsü Yeniçağ Sertifikası ile birlikte olan yapılanmasından müstakil sertifika haline gelmiştir. Bu dönem 1982 yılında Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) ile birlikte Tarih Bölümü tasarrufu olarak Yakınçağ ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalı adıyla yeniden yapılandırılmasına kadar sürmüştür. Üçüncü aşama 1982 senesinden itibaren günümüze kadar devam etmekte olan süreçtir.
1924 yılında İstanbul Üniversitesinin Darülfünun adıyla yeniden teşkilatlandırılması ardından, 1952 yılında Sonçağ Tarihi Kürsüsü’nün müstakil hale gelişinde önemli pay sahibi olan Ord. Prof. Hamit Ongunsu Darülfünun Tarih Zümresi’nde sahası ile ilgili dersler vermeye başlamıştır. Eğitim alanında önemli bir birikime sahip olan Ongunsu, 1933 Üniversite Reformu’na kadar bu görevini sürdürmüştür. Ongunsu 1939 yılında Edebiyat Fakültesi Tarih profesörlerinden ikisinin mebus olması üzerine açılan kadroya teklif edilerek, Edebiyat Fakültesi Ordinaryüs Profesörü ve Dekanı tayin edilmiştir. Kürsünün kurucusu, 1940 yılında Yeni ve Son Zamanlar kürsüsü başkanı, 1949 yılında ise Tarih Zümresi Başkanı olmuştur.
31 Temmuz 1952 tarihinde, Ord. Prof. Dr. Hamit Ongunsu’nun başkanlığında Sonçağ Tarihi Kürsüsü teşkil olunmuştur. Ord. Prof. Ongunsu’nun 1924 yılında başlayan üniversite eğitimine katkısı Sonçağ Tarihi Kürsüsü’nü müstakil hale getirdikten kısa süre sonra kürsü başkanı iken, 1955 yılında 70 yaşında emekli olmasıyla son bulmuştur. Prof. Ongunsu birlikte Sonçağ Tarihi Kürsüsü kadrosunda yer alan Prof. Dr. Cemal Tukin ile Prof. Dr. Ahmet Cevat Eren’in onun ölümünden sonra kürsünün faaliyetlerini başarıyla üstlenmişlerdir. Ercüment Kuran kürsüye 22 Eylül 1949 tarihi itibariyle intisap etmiştir. Dr. Ercüment Kuran 29 Nisan 1959 yılında istifa ederek ilişkisini kesmiştir.
Kürsünün misyonunun günümüze taşınmasında büyük pay sahibi olan Prof. Dr. Ahmet Cevat Eren, 1930-1938 yılları arasında Almanya’da Türklerde Milli Hislerin Menşeden Cumhuriyet Devrine Kadar İnkişafı adlı doktorasını tamamlayarak, 1938’de Fakültemiz Yeni Zamanlar ve Yakınçağ Tarihi asistanlığına atanmıştır.İlk vazifesine Prof. Dr. İsmail Hakkı Uzunçarşılı yanında başlamıştır. 1940 yılında kürsü başkanı Prof. Ongunsu olunca, 500’e yakın talebesi bulunan bölümde bir taraftan öğrencilere seminer çalışmalarında ve mezuniyet tezleri hazırlamalarında yardım ederken, diğer taraftan da ilk sınıflara Rönesans ve Keşifler Tarihi, Japonya’nın Yakınçağ Tarihi, Reformasyon ve Rönesans derslerini vermiştir. 1956’da II. Mahmud Zamanında Bosna-Hersek adlı çalışmasıyla doçent olmuştur. 1965 yılında Sonçağ Tarihi Kürsüsü Profesörü oldu. Prof. Eren, 1976 yılında kürsü başkanı iken vefat etmiştir. Prof. Dr. Cevat Eren’in vefatı sonrası Yakınçağ Tarihi Kürsüsü başkanlığına bir müddet Prof. Dr. Şehabettin Tekindağ vekalet etmiştir. Daha sonra 1978-1983 yılları arasında Prof. Dr. Nejat Göyünç’ün kürsü başkanlığına getirilmiştir. Bu dönemde kürsünün diğer mensupları ise Dr. Ali İhsan Gencer, Dr. Kemal Beydilli, Dr. Cevdet Küçük, Asistan Erol Aköğretmen ve Okutman Adnan Şişman idi. Bu süreçte Yakınçağ Tarihi Kürsüsü mensupları esas ve yardımcı sertifikası örgencilerine programda belirli ders ve seminerleri yürütmekteydiler. Ayrıca Tarih Hazırlık Sertifikası’nda Osmanlıca ve Yakınçağ Bibliyografyası dersleri verilmekteydi.
YÖK Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle diğer anabilim dallarında olduğu gibi Yakınçağ Tarihi Anabilim Dalı için de yeni bir dönem başlamıştır. Bu dönemin bir başka önemi ise yeni kuşak tarihçilerin bayrağı teslim almaları olmuştur. Önceleri Anabilim Dalı teşkilatlanması bölüm tasarrufu olarak Yakınçağ ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalı şeklinde gerçekleşmiş ve faaliyet alanı bu yönde belirlenmiştir. Bu durum 1989 yılında Türkiye Cumhuriyeti Tarih Anabilim Dalı’nın müstakil bir kürsü haline getirilişine kadar sürmüştür. 1983 yılında Nejat Göyünç’ten boşalan Anabilim Dalı Başkanlığı’na ise Doç. Dr. Kemal Beydilli getirilmiştir. Doktorasını Münih Üniversitesi’nde 1970-75 yılları arasında 16. Yüzyılda Lehistan-Osmanlı Münasebetleri konusu üzerine tamamlayan Prof. K. Beydilli, Almanya dönüşü intisap ettiği Anabilim Dalında görevini, emekli olduğu 2003 yılına kadar sürdürmüştür.1970 yılında kürsüye asistan olarak intisap eden Cevdet Küçük, 1986’da Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü’nde göreve başlamıştır.
Halen Yakınçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığı görevini yürütmekte olan Prof. Dr. Ali İhsan Gencer, 1970 yılında mezun olduğu Sonçağ Tarihi Kürsüsü’ne asistan olarak atındı. 1976 yılında Bahriye’de Yapılan Islahat Hareketleri ve Bahriye Nezareti’nin Kuruluşu adlı teziyle Doktora unvanını aldı. 1982’de Yardımcı Doçent, 1985’te Doçent, 1991’de de Profesör oldu.
Anabilim Dalına asistan olarak intisabı 1984 yılında gerçekleşen Prof. Dr. Mahir Aydın, 1989 yılında Doğu Rumeli Vilayeti adlı tezini vererek doktor unvanını hak kazanmıştır. Akabinde Yardımcı Doçent ve 1994’te doçent olan Aydın, 2000 yılında Profesör atanmış. Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde uzman iken 1992 yılında Anabilim Dalı üyeleri arasına katılan Mehmet Ali Beyhan, 2003 yılında Doçent olmuştur.2003 yılında emekli ayrılan bir diğer Anabilim Dalı mensubu Prof. Dr. Muzaffer Tufan, görevine 1993 yılında başlamıştır. Anabilim Dalı mensuplarından Şamil Mutlu’nun ataması 1989 yılında gerçekleşmiştir. Mutlu, 1999 yılında II. Meşrutiyet Devrinde Eğitim ve Okullar adlı tezini tamamlamıştır. Dr. Mutlu 2003 yılında Yardımcı Doçent olarak atanmıştır. Anabilim Dalı üyelerinden Ali Fuat Örenç, 1992 yılında vazifesine başlamış, 2001’de Yakındönem Tarihimide Rodos Adası adlı Doktora tezini vererek unvanını almış, 2004 yılında ise Yrd. Doç olarak atanmıştır. 1994 yılında Anabilim Dalına Okutman olarak atanan Neriman Ersoy, XIX. Yüzyılda Filibe Şehri (1839-1876) adlı tezini 2004 senesinde tamamlamıştır. Anabilim Dalına en son olarak, 2005 senesinde Metin Ünver asistan olarak intisap etmiş olup, halen Tanzimatın Midilli Adasında Tatbiki konulu master tezi üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir.
Üzerinde durulması gereken önemli bir husus Anabilim Dalının değerlerini geleceğe taşıyacak olan ve her biri ülkemizin hayatî meselelerine değinen Yüksek Lisans ve Doktora çalışmalarının nitelikleridir. YÖK öncesi dönemde Kürsünün Yüksek lisans ve Doktora çalışmalarındaki sayısal eksikliğin daha sonraki dönemde yapılan gayretli çalışmalar neticesi giderildiği dikkati çekmektedir. Anabilim Dalı mensupları, yakındönem tarihinin hemen bütün önemli olaylarına temas eden, kaynak özelliği taşıyan bilimsel faaliyetlerini sürdürdükleri gibi, bu konuları işleyen bir kısmı yabancı uyruklu öğrenciler tarafından tekmil edilen Yüksek Lisans ve Doktora çalışmalarına da imza atmak suretiyle bir çok değerli bilim adamının yetişmesinde önemli rol oynamışlardır. Anabilim Dalında Milli Mücadeleye ışık tutacak çalışmalar da yapılmıştır.
AMACI
Atatürk ilkeleri rehberliğinde ve tamamen bilimsel kriterler ışığında ülkesine yararlı, geçmişle gelecek arasında sağlıklı ilişkiler kurmak suretiyle topluma yön verebilecek kalitede öğrenciler yetiştirmek. Bunun yanında objektif ölçüler içersinde bilimsel araştırmalar yapmak.
OSMANLI MÜESSESELERİ VE MEDENİYETİ TARİHİ ANABİLİM DALI HAKKINDA GENEL BİLGİLER
1961 de kurulan Osmanlı Müesseseleri ve Medeniyeti Tarihi Anabilim Dalı 1961-1976 tarihleri arasında Prof. Dr. Tayyip Gökbilgin, 1976-1998 arasında Prof Dr. Mübahat Kütükoğlu, 1998-2002 tarihleri arasında ise Prof. Dr. İlhan Şahin’in başkanlığında çalışmalarını sürdürmüştür.
AMACI
XX. yüzyılın başından beri toplumsal yapının ve toplumları oluşturan kurumların incelenmeye alınması ile farklılaşıp zenginleşen tarihçilik anlayışı çerçevesinde, Osmanlı Tarihi çalışmalarını içermektedir. Ortaçağda başlayıp 20. y.y. başına kadar pek çok kültürü içinde barındırarak ayakta kalan Osmanlı Devleti, dünya tarihinin içinde gerek 600 senelik uzun bir süreye yayılmış olması, gerekse çeşitli milliyet ve dine ait toplumsal katmanları ile dikkat çekici bir kısımdır. Anabilim dalı Türkiye’deki ilk Osmanlı Müessese ve Medeniyet Tarihi birimi olup, Osmanlı Devleti’nin sosyal ekonomik ve kültürel kurumlarını incelemektedir. Gerek okutulan dersler, gerekse Anabilim Dalı elemanlarınca yürütülen çalışmalar ve yaptırılan lisans, yüksek lisans ve doktora tezleri bu konulardaki arşiv malzemeleri ve birinci elden kaynaklar kullanılarak hazırlanmış ve hazırlanmaktadır.
Osmanlı Müesseseleri ve Medeniyeti Tarihi Anabilim Dalı, özellikle Osmanlı dönemi Türk kültür ve medeniyeti tarihleriyle, iktisadî, sosyal ve idarî yapı üzerinde verilen derslerle, Osmanlı devlet ve toplum yapısını öğrencilerin anlaması hedeflemektedir.Bu bağlamda Anabilim dalımız öğretim üyeleri tarafından Osmanlı Merkez ve Taşra Teşkilatı, Osmanlı Saray Teşkilatı ve Teşrifatı, Osmanlı Paleoğrafya ve Diplomatik İlmi, Osmanlı Sosyal ve İktisat Tarihi, Osmanlı Nümizmatik Tarihi, Osmanlı Dönemi Kültür Tarihi, Osmanlı Tarihinin Görsel Kaynakları, Osmanlı Müesseseleri ve Medeniyeti Tarihine Giriş, Osmanlı Devlet Teşkilatının Kaynakları, Osmanlı Hazineleri dersleri okutulmaktadır.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARİHİ ANABİLİM DALI HAKKINDA GENEL BİLGİLER
Kuruluş: İstanbul Üniversitesi ve Fakültemiz pek çok alanda olduğu gibi, Türkiye Cumhuriyeti Tarihini inceleme konusunda da öncülük ederek, Cumhuriyetimizin tarihini araştıracak ilk müesseseyi kurmuştur. Daha 1924 yılında o dönemde İstanbul Darülfünûnu adını taşıyan İstanbul Üniversitesi’nde Tarih Bölümü’nde Türkiye Tarihi dersleri okutulmaya başlanmıştır. 1980’lere değin Üniversitemiz ve Fakültemizin Bölüm ve Anabilim Dalları yapılanması bir çok kez değişmiştir. 1982 Anayasası çerçevesinde YÖK Kanunun yürürlüğe girmesiyle her üniversitede Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalları kurularak faaliyete başlamıştır. Tarih Bölümü’müzün bünyesinde de rahmetli Prof. Dr. Nejat Göyünç’ün kuruluşunu gerçekleştirdiği Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalı, bölüm tasarrufu olarak başlangıçta Yakınçağ Tarihi Anabilim Dalı ile birlikte eğitim vermiştir. 1989 yılı sonunda anabilim dalı hocalarının fikir birliği ile Yakınçağ Tarihi ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalları ayrı birer Anabilim Dalı haline gelmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalı’nda Milli Mücadele, Cumhuriyetin kuruluşu, Cumhuriyet dönemi eğitim ve iktisat politikaları, Atatürkçü Düşünce Sistemi, Türk Demokrasi Tarihi ve Türkiye’nin dış politikası bilimsel yöntemlerle araştırılmakta ve bu konularda dersler verilmektedir. Büyük önder Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti işlerken, O’nun Türk dünyası hakkındaki düşünceleri ile demokratikleşme alanındaki çabaları araştırmalara ve derslere konu olmuştur. Türk üniversitelerinde ilk defa, Türk Demokrasi Tarihi dersi Anabilim Dalımızda verilmeye başlanmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anabilim Dalı’nda, Atatürk’ün Türk tarihini ve kültürünü araştırmada kaynak olarak gördüğü Orta Asya Türk tarihi ve kültürü ile ilgili 3 ayrı ders konmuş ve bu sahada geniş ilmi araştırmalar yapılmıştır. “Atatürk ve Dış Türkler”, “Türkiye ve Yeni Türk Cumhuriyetleri”, “Türk Dünyasında Fikir Hareketleri” dersleri, kuruluşundan itibaren kürsünün programında yer almıştır. Bu Anabilim Dalı’nda Türk dünyası ile ilgili yapılan çalışmalar ve verilen dersler örnek teşkil etmiş ve bugün 10’un üzerinde üniversitenin Tarih bölümünde bu programlar uygulanmaya başlanmıştır.
Kürsünün resmen faaliyete geçtiğinde ilk olarak Anabilim Dalı Başkanlığı’nı yürüten Prof. Dr. Mehmet Saray, hem Türkiye Cumhuriyeti ile, hem de Türk dünyası ile ilgili çalışmalarını yürütmüş ve bu sahada genç akademisyenler yetiştirmiştir. Böylelikle Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalı, “Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Dünyası” konusunda çalışmalar yapan ve ders veren önemli bir kürsü haline gelmiştir.
Anabilim dalımız öğretim elemanları Prof. Dr. Mehmet Saray’ın yönetiminde Türk dünyasının meselelerinin tamamen ilmî seviyede işlendiği Kafkas Araştırmaları adlı ilmî dergiyi yine tamamen kendi imkanları ile 4 sayı çıkarmışlardır.
Anabilim dalının diğer öğretim üyeleri olan Doç.Dr. Cezmi Eraslan, Doç.Dr. Ali Aslan, ve Doç.Dr. Halil Bal, ile halen Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdür Yardımcısı Doç.Dr. Mustafa Budak hem Türkiye Cumhuriyeti Tarihi ve dönemin uluslararası ilişkileri, hem de Türk Dünyası ile ilgili birbirinden kıymetli eserler vermişlerdir. Anabilim Dalı’nın asistanı olan Araştırma Görevlisi Sevim Hacıoğlu ise halen Balkan Türkleri konusunda uzmanlaşmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalı’nda hem Türkiye Cumhuriyeti Tarihi ve hem de kardeş Türk Cumhuriyetlerinin tarihi üzerinde pek çok yüksek lisans ve doktora çalışması yapılmaktadır. Aynı kürsüde, Anadolu üniversitelerinden gelen kıymetli Araştırma Görevlileri de doktoralarını yapmaktadır.
AMACI
Atatürk’ün düşüncelerini, ilke ve inkılaplarını kaynaklarından objektif tarihçilik anlayışı çerçevesinde tespit eden yayınlar yapmak ve araştırmalarda ulaşılan neticeleri öğrencilerle paylaşmak ana ekseninde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş yıllarından başlayarak bu günü kadar olan siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel politikalarını incelemektir. Ayrıca, Atatürk’ün Türk Dünyasında dil ve kültür birliğini gerçekleştirme idealine paralel olarak Cumhuriyetin kuruluşundan bu güne Türk dünyasının siyasi ve kültürel teşekkülleri ile ilişkilerini ilmi bir çerçevede incelemek ve yayın yapmaktır.
GENEL TÜRK TARİHİ ANABİLİM DALI HAKKINDA GENEL BİLGİLER
Umumi (Genel) Türk Tarihi Kürsüsü’nün kurucusu Ahmet Zeki Velidi TOGAN’dır. Prof. Dr. İbrahim KAFESOĞLU ve Prof. Dr. Gülçin ÇANDARLIOĞLU’nun da Kürsü başkanlığı yaptığı Anabilim dalının başkanlığını 1999 yılından bu yana Prof. Dr. Abdülkadir DONUK yürütmektedir.
AMACI
Umumi (Genel) Türk Tarihi Kürsüsü’nün kuruluş gayesi, Türk Tarihi’nin en eski devirlerinden başlayıp Selçuklu dönemine kadar olan kısmı, Türkiye dışında yaşayan Türk kavim ve topluluklarının günümüze kadar olan tarihi seyirleri, İslamiyet öncesi Türk kültür hayatı ve Türk devlet teşkilatı ile ilgili konuların araştırılıp öğretilmesidir.
1533 okunma
Yorum Yapın