Eserlerin bânîlerinin ve ecdâdın ruhaniyeti mutlaka bu durumdan rahatsızdır. Bizlerde Tarihine Sahip Çıkanlar Platformu olarak bu ayıbın derhal sona erdirilmesini, Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait bu ve benzeri tarihi yapıların vakfiyelerine uygun bir biçimde – hizmet amacıyla – kullanılması için YETKİLİLERİ ÂCİLEN GÖREVE ÇAĞIRIYORUZ…

Vakıflar Müdürlüğü’nün himayesinde olan birçok tarihi cami, mescit ile dergâhın meyhane ve içkili restoran olarak kullanıldığı ortaya çıktı. İşte kadeh tokuşturulan camiler…
Devamını oku »
3466 okunma
İstanbul Üniversitesi Akdeniz Dünyası Araştırmaları Bilim Dalı tarafından tertip edilen “Akdeniz Tarihi Konuşmaları” programı çerçevesinde, İstanbul Şehir Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Dr. Kahraman Şakul “Akdeniz’de Osmanlı-Rus İttifakı: Korfu Kuşatması” isimli bir konferans verecektir. Program 1 Kasım Salı Günü 14:30′da başlayacaktır. Mekanı: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Genel Kurul Salonu…

1394 okunma
İbn-i Battuta ve Seyahatnamesi Hakkında Bilgi;
14.Yüzyıl gezginlerden İbn Battuta (1304 – 1368) Fas’ın Tanca şehrinde dünyaya geldi. Bu şehirden çıktığı günden itibaren 28 yıl süren gezileri boyunca; Mısır, Arap Yarımadası, Irak, İran, Anadolu (başta Osmanlı Beyliği olmak üzere o dönemin belli başlı beylikleri) Deşt-i Kıpçak, Bizans(İstanbul), Orta Asya, Hindistan, Maldivler, Çin ve Endülüs’ü gezen İbn Battuta devlet ve toplum yapıları, inanç ve adetleri, doğal güzellik ve ürünleriyle tanıttığı bu ülke ve şehirlerin 700 yıl önceki durumlarını başarıyla yansıtır. Bu eser; yazarı tarafından Tufetü’n Nüzzar fi Garaibi’l-Emsar ve Acaib’l-Efsar diye adlandırılmış, yaygın olarak Rıhle diye bilinmekte ve Türkçede İbn Battuta Seyahatnamesi diye bilinmektedir.

İBN-İ BATTUTA SEYAHATNAMESİNDEN
ORTAÇAĞ’IN MEŞHUR SEYYAHI İBN-İ BATTUTA’NIN GÖZÜNDEN KUDÜS
Gazze’den Kudüs’e Seyahat
Gazze’den Halil İbrahim kasabasına gittim. Yüce Allah peygamberimiz Muhammed(s.a.v)’i ve İbrahim(a.s)’i rahmetiyle kuşatsın. Burası alan bakımından büyük değilse de manevi yönden çok kıymetlidir. Devamını oku »
2390 okunma

‘‘Bir zaman ola ki, padişahlar rikâbında yürüyeler.’’
Kolay değildir bir duâya özne olup yudum yudum ondan nasibini almak. Zordur sekiz padişaha denk düşen ömürde mihmandarlık yapmak. Ve ne büyüktür, nefisten tecrid edip O’na kul olmak…
Üsküdar’a Arzuhâl…
Ey her türlü belâya âmîn deyip Hu’larla zikre karışan ruhların hanesi,
Her dem aşkı libâs kılan bedenleriyle sırat-ı müsâkîme kanatlanan gönüllerin asitânesi,
Ey kusuru görmeyen, hasenatı sükûtlarla dahi terennüm etmeyi leblere haram kılanların sarayı; ne mutlu Sana ki Hüdâyî gibi mahbûbu, tarifsiz bir aşkla sinende saklıyorsun. İzin ver, edeble gireceğimiz kapından lütûfla çıkalım.
Ey aşk, senin yolunu tutacağıma kasem ederim!
Mukâddime / Koçhisar’da Peyda Olan Umman-ı Aşk
1541’de kaderden eman alan bir serüvendir bu; başlangıçta suflî alemde nazar edilen sonrasında ulvî alem için âb-ı hayat olan. İsmiyle müsemmadır. Övülmeye değerdir. Elbet bir gün ‘‘Azîz’’olacaktır Mahmud, ‘‘Hüdâ’’ya giden bu yolda. Devamını oku »
14594 okunma