22
Tem

Yalova’da Osmanlı’nın kuruluş Sempozyumu

   Yazan: istanbultarih   Kategori Araştırma, Haberler

osmanli_resimleri

 

Yalova ve Bilkent üniversiteleri tarafından; Yalova Valiliği ve Yalova Belediyesi desteğiyle düzenlenen ‘Osmanlı Devletinin Kuruluş Tarihi Sempozyumu’ 27 Temmuz’da gerçekleştirilecek.

Osmanlı Devletinin 1299′da değil, 27 Temmuz 1302 tarihinde Yalova’nın o günkü adı Yalakova’da kazanılan Bafeus Zaferi’nden sonra kurulduğu belirtilerek, sempozyumun 707 yıl sonra o tarihin yıldönümünde şükran borcu niteliği taşıdığı kaydediliyor.

Belediye Başkanı Yakup Bilgin Koçal, konuyla ilgili açıklamasında, Prof. Dr. Halil İnalcık başta olmak bir çok tarihçinin Osmanlı Devleti’nin kuruluşunun Yalova’da gerçekleştiğini belirttiğini hatırlatarak, bu tesbiti Yalova için önemli bir kazanım gördüklerini belirtti. Koçal, Yalakova Zaferi’nin yıldönümünde bu olayı sempozyumla anmak istediklerini dile getirerek, herkesi davet etti ve emeği geçenlere teşekkürlerini bildirdi.

Dünyaca ünlü tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık, bu gerçeği, “Osman Gazi’nin, tüm gazilerin etrafında toplanması ve dolayısıyla karizmatik bir lider olması bu bölgede kazandığı Bafeus savaşına bağlıdır. Dolayısıyla, Osman Gazi’nin Hersek’te kazandığı bu savaş, hanedanlığın kuruluşunu apaçık gösteren bir zaferdir. Hanedanlığın kuruluşunun kesin tarihini Yunanlı Pahimeres vermektedir. Bu tarih 27 Temmuz 1302′dir. Bu suretle Osmanlı Devleti’nin kuruluş tarihini bu olaya bağlı tutarak tespit etmiş bulunuyoruz.” şeklinde kaydediyor. Devamını oku »

15912 okunma

15
Tem

Tersane Müzesi Nasıl Olsun?

   Yazan: istanbultarih   Kategori Anasayfa

SNV84721

Haliç Tersanesi’nin müze olması kararı verildikten sonra, buranın nasıl bir müze yapılacağı tartışılmaya başladı. Geniş bir alanda, uzun bir zaman dilimini anlatacak bir müze nasıl yapılabilir? Binlerce malzeme nasıl sergilenebilir? Sadece tersane işlevi açısından değil, Osmanlı denizciliği burada nasıl göz önünde canlandırılabilir?

Bu soruların yanıtlarını bu yazıyı okuyan herkesten öğrenmek isteriz.Çünkü tersane müzesinin nasıl hayal edildiği çok önemli. Belki sizlerin bir önerisi müzede ciddi bir değişikliğe yol açacak.

Nasıl bir tersane müzesi istiyorsunuz? Yorumlarınızı Bekliyoruz.

2470 okunma

15
Tem

“İlyada Destanı” hayal ürünü değilmiş

   Yazan: istanbultarih   Kategori Eskiçağ Tarihi

Troya Kazı Başkan Yardımcısı Doç.Dr. Rüstem Aslan, “Homeros’un İlyada destanı ile Troya ören yerindeki arkeolojik kazıların paralellik gösterdiği belirlendi. İlyada destanı hayal ürünü değildir. Ören yeriyle örtüşen tarafları vardır” dedi.

Aslan, bu yılki kazıların 15 Temmuzda başlayıp, eylül ayının ilk haftasına kadar süreceğini ve 50′ye yakın uzmanın Ören’deki kazılarda görev alacağını söyledi.

Bu yıl yapılacak kazıların 2 ya da 3 bölgede süreceğini bildiren Aslan, “Çalışmalar, geçen sene ortaya çıkarılan ve ünlü ozan Homeros’un İlyada Destanı adlı eserinde bahsettiği, savaş arabalarının kente yaklaşmasını engelleyen savunma hendeğinin hangi yöne doğru devam ettiğini belirlemek için olacak”dedi. Aslan, önceki yıllarda bazı nedenlerle tespit edemedikleri hendek yönünü, bu yılki kazıyla kesinlikle tespit etmiş olacaklarını belirtirek şunları söyledi: “Kazıların sonunda, ‘Korfmann’ın ölümünden önce başlayan aşağı kent var mıydı, yok muydu? Ne kadar büyüktü?’ gibi sorulara kesinlikle cevap verip, bu tartışmaları sonlandıracağız. Troya’da 1988 yılında başlayan kazı çalışmaları zamanla farklı aşamalardan geçti. Arkeolojik pek çok yeni bulgu ortaya çıktı. Troya’nın son Tunç Çağı’nda bir Anadolu kenti ve Ören’in aşağı kenti olduğu ispatlandı. Troya’nın büyük bir kent olduğu belirlendi.” Kazı sonuçlarıyla birlikte Homeros araştırmalarının da hareketlendiğini anlatan Aslan, Homeros’un İlyada Destanı’nda anlatılanlarla arkeolojik kazıların paralellik gösterdiğinin belirlendiğini vurguladı. Devamını oku »

643 okunma

14
Tem

Haliç Tersanesi müze olacak ama…

   Yazan: istanbultarih   Kategori Anasayfa, Araştırma

 

Vira Dergisi’nin Değerli Hocamız Prof. Dr. İdris Bostan ile yaptığı söyleşiyi sizlerle paylaşıyoruz.

Osmanlı döneminde denizciliğin kalbi Haliç’te atıyordu. Bu bölgenin bir müze haline dönüştürülmesi için çalışıyorsunuz. Bu konudaki önerilerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Haliç, Osmanlılar döneminden itibaren yaklaşık 500 yıldır gemi inşa sanayinin merkezi olarak görev yapıyor. Tersâne-i Âmire’de sadece XVII. Yüzyıl için yaptığım araştırma sonuçlarına göre; bir yüzyıl içinde 1000’den fazla gemi inşa ve tamir edilmiş. Bu bölgede zaman içinde bu inşa faaliyetlerinin yürütüldüğü imalathane ve fabrikalar yanında; yönetim binaları, çalışanların ikametine mahsus yapılar, dini ve sosyal amaçlı binalar yer aldı. Bu sayede bölgede Kasımpaşa gibi bir denizci şehri kuruldu ve gelişti. III. Selim devrinden kalma havuzla birlikte tarihi üç havuzun bulunduğu bugünkü “Haliç Tersanesi” bölgesi özellikle dikkate alınmalıdır. Bu tersane bölgesinde ve imparatorluğun diğer tersanelerinde inşa edilen gemilerin oluşturduğu muazzam Osmanlı Donanması, hemen her sene Beşiktaş’tan hareketle Akdeniz’e veya Karadeniz’e açıldı. Bu durum şüphesiz çok güçlü bir deniz politikasına sahip, bir deniz imparatorluğu amacı olan Osmanlıları Akdeniz coğrafyası merkezli dünyanın en etkin devleti yapmıştır. Bu derece denizlerde egemen olan bir devletin kendi geçmiş düzeyini temsil eden, iyi planlanmış, müzecilik kriterlerine uygun ve uluslararası düzeyi olan bir konumda temsil edilmemesi şahsen beni böyle bir müzenin kurulması konusunu gündeme taşıma hususunda cesaretlendiriyor. Sadece yurt dışındaki müzeleri görerek imrenmek yerine, en az onlar kadar tarihî geçmişe sahip bir müzemizin olması anlamlı olur diye düşünüyorum. Devamını oku »

488 okunma

14
Tem

Bir tersane müzesine niçin ihtiyaç var?

   Yazan: istanbultarih   Kategori Anasayfa, Araştırma, Haberler

 

Değerli Hocamız Prof. Dr. İdris Bostan‘ın denizhaber.com sitesinde yayınlanan yazısını konuyu tekrar gündeme getirmek adına tekrar yayınlıyoruz.

XV. yüzyılın sonlarından itibaren bir Deniz İmparatorluğu olarak yapılanmasını oluşturmaya başlayan Osmanlıların denizciliğe verdiği önem bugün henüz yeterince kavranabilmiş değildir.

tersane

Karadeniz, Marmara ve Ege denizlerini bir Türk gölü haline çevirdikten sonra, Akdeniz’in hemen tamamında hakimiyetini gerçekleştiren, diğer taraftan Kızıldeniz ve Basra Körfezi’ni kontrolüne alarak yüzlerce yıl deniz yollarının güvenliğini sağlamayı başaran Osmanlı İmparatorluğunun merkezî deniz üssü Haliç’teki Tersâne-i Âmire idi. Devamını oku »

458 okunma

Sayfalar: İleri 1 2 3 ...43 44 45 46 47 ...61 62 63 Geri