2009-2010 Öğretim yılı GÜZ yarıyılı kayıt yenilemeleri için bölümde Ders seçme ve kayıt yenileme işlemleri 07-11 EYLÜL 2009 tarihleri arasında yapılacaktır.
KAYIT YERLERİ VE TAKVİMİ
TARİH BÖLÜMÜ
8 EYLÜL SALI 1.SINIFLAR
9 EYLÜL ÇARŞAMBA 2.SINIFLAR
10 EYLÜL PERŞEMBE 3.SINIFLAR
11 EYLÜL CUMA 4.SINIFLAR
KAYIT YERİ ŞEREF HOLÜ ( HERGELE MEYDANI )
Devamını oku »
4135 okunma
Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi ve Sevr Antlaşmasıyla yurdumuz tamamen elimizden alınıyor, vatanımızda hür olarak yaşama hakkımıza son veriliyordu. Yüzyıllardır üzerinde bağımsız olarak yaşadığımız bu topraklar düşmanlara veriliyor, bizim de bunu kabul etmemiz isteniyordu.

Türk milletinin bu durumu kabul etmesi elbette mümkün değildi. 19 Mayıs 1919′da Atatürk’ün Samsun’a çıkmasıyla, lideriyle kucaklaşan Anadolu, Atatürk’ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı’nı başlattı. Amasya Genelgesi’nin yayınlanmasının ardından Erzurum ve Sivas Kongreleri yapıldı. Daha sonra 27 Aralık 1919′da Ankara’ya gelen Atatürk, 23 Nisan 1920′de TBMM’yi kurdu. Böylece hem memleketin yönetimi halkın iradesine verilmiş oluyordu. Hem de Kurtuluş Savaşı’nın merkezi Ankara oluyordu. Devamını oku »
600 okunma
Son yıllarda Ramazanlar’da şatafatlı iftar ziyafetleri yapmak gelenek hâline geldi. Osmanlı’da Ramazan’ın ‘yükü’ Veziriazamlar’ın üzerindeydi.
Erhan AFYONCU yazdı…
Sokollu Mehmed Paşa bile iftar davetlerinin altından kalkamamıştı
Son yıllarda Ramazanlar’da şatafatlı iftar ziyafetleri yapmak gelenek hâline geldi. Aslında bu geleneğimiz çok eski. Ancak dünyanın en büyük imparatorluklarından biri olan Osmanlı Devleti’nin veziriazamları bile iftar davetlerinin masrafından perişan olmuşlardı.
Bu gece bağış ayı olan on bir ayın sultanı Ramazan başlıyor. Ramazan, günahlardan kurtulma ve sevap kazanma ayıdır. Sahuruyla iftarıyla, içerisine girilen manevi havasıyla Ramazan günümüzde olduğu gibi tarih boyunca çok farklı bir ay oldu.

PROTOKOL DEVLETİ
Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşundan itibaren resmi teşrifat, yani protokol kuralları gelişmişti. Neyin ne zaman ne şekilde yapılacağı çok ince kurallara bağlanmıştı. Ramazan ayı geldiğinde gelenekleşmiş kurallara göre bu ayda yapılan faaliyetler vardı. Bunların en önemlilerinden biri veziriazamın, yani dönemin başbakanının iftar davetleriydi. Fakat Osmanlı döneminde iftar davetleri günümüzde olduğu gibi Ramazan’ın ilk günüyle birlikte başlamazdı. İnsanların vücutlarını ve psikolojilerini oruca hazırlamaları, ayrıca Ramazan’ın ilk günlerini aileleriyle birlikte geçirmeleri için davetler Ramazan’ın dördünden sonra başlardı.
Veziriazam ve diğer üst düzey devlet adamları, Ramazan’ın dördünden itibaren âlimleri, bürokratları ve askerin ileri gelenlerini protokol kurallarına göre iftara davet ederlerdi.
Devamını oku »
1825 okunma
Kaynaklar, Sultan Alparslan’ın esir hükümdara karşı çok iyi davrandığı konusunda birleşmektedir. Alparslan; esirine çok iyi davranmakla kalmamış, kendisiyle bir anlaşma yaparak ülkesine geri dönmesine de yardımcı olmuştu. İki taraf arasında yapılan bu anlaşmayla Bizans İmparatorluğu Türklere bağlı hâle geliyordu.
Bizans Doğu ve Güney Anadolu’da bazı şehirleri Selçuklulara bıraktığı gibi, imparatorun serbest bırakılması karşılığında Selçuklulara fidye ödemeyi de kabul ediyordu.
Ancak bu anlaşma Romen Diyojen’in İstanbul’a dönerken yeni imparatorun adamları tarafından öldürülmesi yüzünden uygulanamadı.
Ne var ki, Malazgirt zaferi Türkmenlerin Anadolu’ya olan ilgilerinin daha da artmasına yol açmıştı. Bu yakın ilgi, Anadolu’nun kesin bir Müslüman yurdu olma sürecinin de başlangıcı oldu.
Romanos’un Bizans tahtından uzaklaştırılıp öldürülmesi, Selçukluların savaşın sonuçlarından daha fazla yararlanmasına yol açtı. Nitekim bu gelişme üzerine Alparslan; Selçuklu şehzade ve emirlerine, Türkmen beylerine bütün Anadolu’nun fethini emretti.1

Gayeleri cihad ve gazadan başka bir şey olmayan alperenler ile güneyde dağlık bölgelerde yaşayan ve Hazret-i Ömer zamanından beri İslâmiyet’e yürekten bağlılık gösteren Kürtler, birlik ve beraberlik içerisinde Anadolu’yu iskân ve inşa etmeye koyuldular. Türkmenlerin bizzat Alparslan’ın teşvikiyle Anadolu’ya yönelen ilgileri, Batı Anadolu yönünde Selçuklu ilerleyişini daha da hızlandırdı.
Devamını oku »
3581 okunma
Tarih biyografisi ve monografi sahalarında erişilmesi çok güç bilgisiyle, dünya çapında bir şahsiyet olan İbnülemin Mahmud Kemâl (İnal)’a sormuşlar:
- Sizdeki bilginin çok azına sahip olmalarına rağmen sizden çok daha fazla tanınanlar var. Bunun sebebi nedir?”
Şöyle cevap vermiş:
- Ben bilmek için öğrendim, onlarsa bilinmek için!

Münif Fehim’in çizgileriyle İbnülemin sahaflardan geçerken.
(Üstadın arkasındaki gözlüklü, çantalı ve sakallı derbederi hep kendime benzetirim der Abderalı)
Cihan Kaynanası
İBNÜLEMİN MAHMUT KEMAL İNAL’a dair bir küçük efsane;
Ellili yılların İstanbul valisi ve belediye başkanı olarak büyük bir şöhret kazanan meşhur doktorumuz ve Yeşilaycımız, yetmişli yılların sonunda bir gün bendenizi Cağaloğlu’ndaki ofisinde kabul etti. Mahmud Kemal Bey hakkında bildiklerini, yaşadıklarını bir çocuk heyecanıyla anlattı. Hemen belirtmeliyim ki, bunların içinde en ilgi çekici olalı, Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın, “Efendi Hazretleri”ni Florya Deniz Köşkü’ne davet edişi teşkil ediyordu. O yıllarda “Mini mini valimiz, ne olcak halimiz” sözleriyle tarihe geçen Fahreddin Kerim Bey’den dinlediklerimin özeti şöyle:
Devamını oku »
643 okunma