RÖPORTAJ: İBRAHİM AKKURT

İstanbul’un Fethini konu alan “Fetih 1453″ isimli filmin tarih danışmanı olan, Tarih alanındaki birçok değerli çalışmalarıyla tanınan ve son olarak “Fetih ve Kıyamet 1453″ isimli eserini yayınlayan Prof. Dr. Feridun Emecen hocamızla son kitabı üzerine bir röportaj gerçekleştirdik.

 İstanbul’un fethi için Osmanlı ve Bizans kuvvetleri ne tür hazırlıklar yapmışlardır? 53 gün süren İstanbul’un kuşatılmasında kırılma noktaları nelerdir? Ulubatlı Hasan meselesinin iç yüzü nedir?  Sultan II. Mehmed’i, “Fatih” yapan çevre ve etkenler nelerdir? Tüm bu soruların cevabı bu röportaj içerisinde…

 

  1. Kitabınız için “İstanbul’un fetih hadisesini yeniden ele almak üzere hazırlanmıştır” diyorsunuz, bunun sebebi nedir? Bu eserin yazılması bir ihtiyaçtan dolayı mı hâsıl olmuştur?

İstanbul’un fethi ile ilgili olarak bugüne kadar etraflı ve meselelere cevap verebilen ayrıntılı inceleme yapılmamıştır. Özellikle Türkiye’de bu konu akademisyen tarihçilerin de ilgisi dışında kalmış, ilgi duyanlar ise bir nevi benzeri bilgileri tekrarlaya gelmişlerdir. Fetih olayının orijinal kaynaklar temelli yeniden ele alınması zarureti vardı. Ben bunun başlangıcını daha önce kaleme aldığım İstanbul’un Fethi Olayı ve Meseleleri (2003) adlı kitapla yapmıştım. Şimdi daha geniş bir monografi haline getirdim. Özellikle bu olay, son zamanlarda amatör ruhla yazılan birçok kitaba ve hatta romana konu oldu. Bunlarda ciddi bilgi kirliliği ve hatalar var. Doğru kaynaklara dayalı olarak konunun yeniden ele alınması gerekiyordu. Ayrıca bunu daha geniş kitlelere okutmak da lazımdı. Bu bakımdan kitapta dengeleyeci her kesimine hitab edebilecek bir dili tercih etmem gerekti.

  1. 1453 öncesini incelediğimizde genellikle kaynak eser olarak Dukas, Kritovulos, Chalkokondyles isimleri ve onların eserleri ön plana çıkmaktadır. Bu yönüyle baktığımızda dönemin Osmanlı kaynakları İstanbul’un fethi konusuna sessiz kalmıştır diyebilir miyiz? Bunun sebebi nedir? Devamını oku »

12962 okunma

Tarihine Sahip Çıkanlar Topluluğu olarak tertip ettiğimiz “Vefâtının 94. ve Doğumunun 170. Yılında Sultan İkinci Abdülhamid Han’ı Anma” programımız 11 Şubat 2012 Cumartesi günü coşkulu bir kalabalığın katılımıyla Çemberlitaş Birlik Vakfı Konferans Salonu ve Sultan İkinci Mahmud Türbesi önünde gerçekleşti.

Sultan Abdülhamid Han’ı anma programımız bu yıl 2 kısımdan müteşekkil idi. Birinci kısım 12:00 – 13:30 saatleri arasında Birlik Vakfı Konferans Salonunda, İkinci kısım ise İkinci Mahmud Türbesi’nde Sultan İkinci Abdülhamid Han’ın kabrinin önünde gerçekleştirildi.

Birlik Vakfı’nda 12:00’de başlayan programımız Devamını oku »

4468 okunma

Tarihine Sahip Çıkanlar Platformu, ‘Üç Kıtanın Son Hükümdarı II. Abdülhamid Han Anılıyor’ adlı programda Sultan II. Abdülhamid Han’ı anıyor…

“2012, Sultan İkinci Abdülhamid Yılı” olmalıdır…

“Ülkemiz ve dünya üzerinde gelişen siyasi ve sosyal olaylarla, yapılan akademik ve popüler tarih çalışmalarıyla değeri her geçen gün biraz daha anlaşılan Sultan İkinci Abdülhamid Han gerektiği gibi anlaşılmayı bekliyor. Bunun için bizler Tarihine Sahip Çıkanlar Topluluğu olarak 2012 yılının “Sultan İkinci Abdülhamid Han’ı Tanıma ve Anlama Yılı” olmasını istiyoruz. “ diyor Tarihine Sahip Çıkanlar Topluluğu Başkanı İbrahim Akkurt.

Gerçekleştirdikleri anma programları ve tarih alanında ortaya koydukları çalışmalarla isimlerinden söz ettiren Tarihine Sahip Çıkanlar Topluluğunu ve Topluluk Başkanı İbrahim Akkurt’u, yine bir anma programı hazırlıkları esnasında bulduk ve Kaynak Medya olarak kendisiyle keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Devamını oku »

11234 okunma

http://www.dailymotion.com/videox5mwgu

Kazım Karabekir ( 1882)- (26.01.1948)

karabekir

Kazım KARABEKİR, 1882 yılında İstanbul’da doğdu. Mehmet Emin Paşa’nın oğludur. İlköğrenimini İstanbul, Van, Harput ve Mekke’de tamamladıktan sonra, 1896′da İstanbul Fatih Askeri Rüştiyesi’ni, 1899′da Kuleli Askeri İdadisi’ni, 1902′de Harbiye Mektebi’ni ve 1905′te de Erkân-ı Harbiye Mektebi’ni bitirerek yüzbaşı rütbesiyle orduya katıldı. İki yıllık kıta stajını Manastır’da yaptı. İttihat ve Terakki’nin Manastır örgütünün kurulmasına katıldı. 1907′de kolağası (önyüzbaşı) rütbesi alarak İstanbul Harbiye Mektebi, tabiye öğretmen vekilliğine atandı. İttihat ve Terakki İstanbul örgütünün kurulmasında görev aldı. 2.Meşrutiyet’ ten sonra Edirne’de 2.Ordu 3.Fırka (tümen) erkân-ı harfliğine (kurmaylığına) atandı.

31 Mart 1909 ayaklanmasında Hareket Ordusu’nda görev aldı. 1910 Arnavutluk ayaklanmasının bastırılması harekâtında çalıştı. 14 Nisan 1912′de binbaşılığa yükseldi. Balkan Savaşı’nda Trakya sınır komiseri olarak görev yaptı. 1914′te kaymakam (yarbay) rütbesiyle Birinci Kuvve-i Seferiye komutanlığıyla İran ve ötesi harekâtıyla görevlendirildi. Bir süre sonra İstanbul Kartal’da 14. Fırka komutanlığına atandı ve Çanakkale’ye gönderildi. Kerevizdere’ de Fransızlar’ a karşı üç ay savaştıktan sonra miralaylığa (albay) yükseldi. Buradan, İstanbul’da I. Ordu erkân-ı harbiye başkanlığına, sonra Galiçya’ ya gidecek ordunun ve ardından Mareşal Von der Goltz’ un erkân-ı harbiye başkanlığına atanarak Irak’a gitti.

1916′da Kutü’l-Amare’yi kuşatan 18. Kolordu komutanlığına getirildi ve burayı aldıktan sonra Irak’ta İngilizler’ le çarpıştı. 1917′de Diyarbakır’daki 2. Kolordu komutanlığına getirildi ve Van, Bitlis, Elaziz (Elazığ) cephelerindeki 2. Ordu komutanlığına vekâlet etti. 1918′de Erzincan ve Erzurum’u Ermeniler’ den ve Ruslar’ dan geri aldı. Ardından Sarıkamış, Kars ve Gümrü Kalelerini ve Karaköse’ yi kurtardı. Aynı yıl Mirliva (Tümgeneral) oldu. Mondros Mütarekesi sırasında sadrazam olan Ahmet İzzet Paşa’nın erkân-ı harbiye-i umumiye reisliği (genelkurmay başkanlığı) önerisini kabul etmeyerek Anadolu’da görev almak istedi. Önce Tekirdağ’daki 14. Kolordu Komutanlığı’na, ardından da Erzurum’daki 15. Kolordu Komutanlığı’na atanmasını sağlayarak Nisan 1919′da göreve başladı. Devamını oku »

11738 okunma

ARAŞTIRMA: İBRAHİM AKKURT

Fotoğraf: (http://ogretmen.info/bgunler/mehmetakifersoy4.jpg)

 

MEHMED AKİF ERSOY

 

Künyesi ve Ailesi

 

Mehmed Akif, Aralık 1873 tarihinde Fatih’in Sarıgüzel Mahallesi’nde dünyaya gelmiştir. Mehmed Akif’in babası Fatih Medresesi müderrislerinden İpekli Mehmed Tahir Efendi, Annesi ise Emine Şerif Hanım’dır. Akif’in babası Tahir Efendi aslen Arnavut, annesi Emine Şerife Hanım ise Buharalı bir aileye mensup idi.[1] Ünlü düşünür ve şair Sezai Karakoç, Akif’in ailesi ve kökeni ile ilgili şu yorumu yapar:
“Baba soyu Rumelili, ana soyu Buharalı, doğuş yeri Fatih: Yani tam bir Doğu İslâmlığının, Batı İslâmlığının ve Merkez İslamlığının bir sentezi bir çocuk”

Anne çizgisi, duyarlığı, sağduyuyu, kendini bir ülküye adayışı, şairliği getirecek; baba çizgisi, ataklığı, savaşkanlığı, yılmaz ve her vuruşmada daha da çelikleşen bir savaş adamını, gözüpekliği, korkmazlığı, ürkmezliği, umutsuzluğa sürekli olarak düşülmemeyi getirecektir. Doğuş yeri ise, verimli bir topraktır ki, tabiatta nice saçılıp da kaybolan iyi tohumların bir gramını bile ihmal etmez, değerlendirir, yemişlendirir.”[2] Devamını oku »

12381 okunma