Türk Tarih Kurumu eski Başkanı ve öğretim üyesi Prof.Dr. Yusuf Halaçoğlu, Türklere Anadolu’nun kapısını açan Sultan Alparslan’ın mezar yerinin sonunda bulunduğunu açıkladı.
Türkmenistan’da yeni belirlenen mezarın kazılması için Türkmenistan’la protokol imzalanacak. Kazıya ODTÜ de destek veriyor
Mezar yerinin Merv’de olduğunu Türkiye tespit etti. Dışişleri ile Türkmenistan arasında imzalanacak protokolün ardından kazı çalışmalarına başlanacağını belirten Halaçoğlu, kazı çalışmalarına ODTÜ ve TÜBİTAK da yerin altını gösteren cihazlarıyla katkıda bulunacağını belirtti. Devamını oku »
1392 okunma
Değerli Arkadaşlar;
Sitemizde zaman zaman Tarihi Şahsiyetler bölümümüzde Tarihe mal olmuş Şahsiyetleri tanıtmaktayız. Bu haftaki Tarihi şahsiyetimiz Efsanevi Komutan Makedonyalı Büyük İskender. Keyifli bir yazı okumanız temennisiyle…
Pers İmparatorluğu’nu yıkarak Yunanistan’dan Hindistan’a uzanan topraklarda hâkimiyet kuran efsanevi lider Makedonyalı Büyük İskender(Alexander the Great)’in 35.000 kişilik orduyu kilometrelerce peşinden sürükleyen komutanlık sırrı neydi?

Tarih, Eski Yunan’la Doğu’yu buluşturan, Araplarca Zülkarneyn olarak anılan Büyük İskender adına birbiriyle çelişkili pek çok not düşmüş. Komutanlık sırlarına, özel yaşamına, hırslarına, tutkularına, anne-babasıyla ilişkilerine dair yazılıp çizilenler 2300 yıl öncesinin gizemli lideri hakkında güvenilir birer kaynak teşkil eder mi bilinmez ama, söylenen bunca şey bu sıra dışı kahramanı daha da esrarengizleştiriyor.
12 yaşındayken Aristo’dan ders almaya başlayan, 16 yaşındayken Roma’ya karşı savaşan babası kral Philip’in yerine ülkeyi idare eden, 20 yaşındayken tahta çıkan bu komutan için hâlihazırda 3 farklı karakter tahlili mevcut. Bunlardan birincisine bakarsak İskender eşi benzeri görülmemiş derecede gaddar, gözü dönmüş ve … Devamını oku »
848 okunma
DEĞERLİ ARKADAŞLAR ;
HER HAFTA BİR TARİHİ ŞAHSİYETİ SİZLERE TANITIYORUZ. BU BAĞLAMDA BU HAFTAKİ TARİHİ ŞAHSİYETİMİZ 3.HAÇLI SEFERİ’NDE HAÇLILARA MAĞLUBİYET TATTIRAN ORTAÇAĞ’IN BÜYÜK KOMUTANI SELAHADDİN EYYUBİ…
Mısır, Suriye, Yemen ve Filistin sultanı ve Eyyubi hanedanının ilk hükümdarı. Kudüs’ü Haçlılardan alarak (2 Ekim 1187) kentte 88 yıl süren Frank işgaline son vermiş, Hıristiyanların misilleme olarak düzenledikleri III. Haçlı Seferi’ni etkisiz hale getirmiştir.
Babası Necmeddin Eyyub, Selçuklu emiri İmadeddin Zengi’nin hizmetinde görevliydi. Baalbek ve Şam’da büyüyen Salaheddin iyi bir din eğitimi aldı. Askeri yaşamı Zengi’nin oğlu ve ardılı Emir Nureddin’in komutanlarından, amcası Asadeddin Şirkuh’un hizmetine girmesiyle başladı. Şirkuh’un, Mısır’ın I. Haçlı Seferi sonucunda kurulan Latin-Hıristiyan devletlerinin eline geçmesini önlemek amacıyla düzenlediği üç sefer sırasında, Kudüs’ün Latin kralı I. Amalricus, Mısır’ın Fatımi halifesinin güçlü veziri Şavar ve Şirkuh arasında karşılıklı bir mücadele gelişmişti. Salaheddin Şirkuh’un ölümünden ve Şavar’ın öldürülmesinden sonra, henüz 31 yaşındayken hem Suriye birliklerinin komutanlığına, hem de melik unvanıyla Mısır vezirliğine atandı (1169).

1171′de Mısır’da Şii Fatımi halifeliğine son vererek Sünniliğe dönüldüğünü ilan eden Salaheddin Eyyubi böylece Mısır’ın tek yöneticisi durumuna geldi. Bir süre için kağıt üzerinde Emir Nureddin’in vasalı olarak kaldıysa da bu ilişki Suriye emirinin 1174′te ölmesiyle sona erdi. Mısır’daki zengin tarım topraklarını mali dayanak olarak kullanan Salaheddin, Nureddin’in çocuk yaştaki oğlu adına naiplik talebinde bulunmak üzere küçük, ama çok disiplinli bir orduyla Suriye’ye hareket etti. Ama çok geçmeden bu talebinden vazgeçerek, 1174′ten 1186′ya değin Suriye, Kuzey Mezopotamya, Filistin ve Mısır’daki tüm Müslüman topraklarını kendi bayrağı altında birleştirmeye girişti. Zamanla sahtekarlık, ahlaksızlık ve gaddarlıktan uzak, cömert, erdemli, ama kararlı bir hükümdar olarak ünlendi. O zamana değin iç çekişmeler ve yoğun rekabet yüzünden Haçlılara direnmede güçlük çeken Müslümanların maddi ve manevi açıdan güçlenmelini sağladı. Devamını oku »
2089 okunma
http://www.dailymotion.com/videox5mwgu
Kazım Karabekir ( 1882)- (26.01.1948)

Kazım KARABEKİR, 1882 yılında İstanbul’da doğdu. Mehmet Emin Paşa’nın oğludur. İlköğrenimini İstanbul, Van, Harput ve Mekke’de tamamladıktan sonra, 1896′da İstanbul Fatih Askeri Rüştiyesi’ni, 1899′da Kuleli Askeri İdadisi’ni, 1902′de Harbiye Mektebi’ni ve 1905′te de Erkân-ı Harbiye Mektebi’ni bitirerek yüzbaşı rütbesiyle orduya katıldı. İki yıllık kıta stajını Manastır’da yaptı. İttihat ve Terakki’nin Manastır örgütünün kurulmasına katıldı. 1907′de kolağası (önyüzbaşı) rütbesi alarak İstanbul Harbiye Mektebi, tabiye öğretmen vekilliğine atandı. İttihat ve Terakki İstanbul örgütünün kurulmasında görev aldı. 2.Meşrutiyet’ ten sonra Edirne’de 2.Ordu 3.Fırka (tümen) erkân-ı harfliğine (kurmaylığına) atandı.
31 Mart 1909 ayaklanmasında Hareket Ordusu’nda görev aldı. 1910 Arnavutluk ayaklanmasının bastırılması harekâtında çalıştı. 14 Nisan 1912′de binbaşılığa yükseldi. Balkan Savaşı’nda Trakya sınır komiseri olarak görev yaptı. 1914′te kaymakam (yarbay) rütbesiyle Birinci Kuvve-i Seferiye komutanlığıyla İran ve ötesi harekâtıyla görevlendirildi. Bir süre sonra İstanbul Kartal’da 14. Fırka komutanlığına atandı ve Çanakkale’ye gönderildi. Kerevizdere’ de Fransızlar’ a karşı üç ay savaştıktan sonra miralaylığa (albay) yükseldi. Buradan, İstanbul’da I. Ordu erkân-ı harbiye başkanlığına, sonra Galiçya’ ya gidecek ordunun ve ardından Mareşal Von der Goltz’ un erkân-ı harbiye başkanlığına atanarak Irak’a gitti.
1916′da Kutü’l-Amare’yi kuşatan 18. Kolordu komutanlığına getirildi ve burayı aldıktan sonra Irak’ta İngilizler’ le çarpıştı. 1917′de Diyarbakır’daki 2. Kolordu komutanlığına getirildi ve Van, Bitlis, Elaziz (Elazığ) cephelerindeki 2. Ordu komutanlığına vekâlet etti. 1918′de Erzincan ve Erzurum’u Ermeniler’ den ve Ruslar’ dan geri aldı. Ardından Sarıkamış, Kars ve Gümrü Kalelerini ve Karaköse’ yi kurtardı. Aynı yıl Mirliva (Tümgeneral) oldu. Mondros Mütarekesi sırasında sadrazam olan Ahmet İzzet Paşa’nın erkân-ı harbiye-i umumiye reisliği (genelkurmay başkanlığı) önerisini kabul etmeyerek Anadolu’da görev almak istedi. Önce Tekirdağ’daki 14. Kolordu Komutanlığı’na, ardından da Erzurum’daki 15. Kolordu Komutanlığı’na atanmasını sağlayarak Nisan 1919′da göreve başladı. Devamını oku »
1516 okunma
http://video.google.com/videoplay?docid=-695794567329542628[dailymotion]http://www.dailymotion.com/video/x55sxt_plevne-mar-osman-paa-mar-mehter_music[/dailymotion]Değerli Arkadaşlar ;
Sitemizi hizmete açarken her hafta bir tarihi şahsiyeti sizlere tanıtmayı hedeflemiştik.Bu kapsamda ilk olarak tarihimize ismini altın harflerle yazdıran Gazi Osman paşa’yı tanıtıyoruz. Haftaya Kudüs’ü Haçlıların elinden kurtaran şanlı kumandan Selahaddin Eyyubi’yi tanıtacağız. Dilek ve önerilierinizi mesaj yoluyla belirtebilirsiniz.
PLEVNE MÜDAFİİ GAZİ OSMAN PAŞA

Doksanüç Harbi diye meşhur olan, Osmanlı-Rus Savaşında (1877-1878) Plevne cephesinin ünlü kumandanı.
1832’de Tokat’ta doğdu. Beşiktaş’taki Askerî Rüşdiyede ve Kuleli Askerî İdâdîsinde (lisesinde) okudu. Harbiye’yi yirmi yaşında ikincilikle bitirdi. Harp Akademisine girdi. Akademi’yi bitirmeden, Kırım Savaşının çıkması üzerine Tuna cephesine gönderildi. Burada dört yıl kalarak, teğmenliğe yükseldi. Savaşın sonunda yüzbaşı oldu. 1856’da Akademi’ye devâm ederek tahsilini tamamladı. Genel Kurmay Başkanlığında çalıştı. Anadolu’nun haritasını çıkarma göreviyle Bursa’ya gönderildi. Teselya’da, Yenişehir’de ve Cebel-i Lübnan’da görev aldı. Girit isyânlarının başlaması üzerine Girit’e tâyin edildi. 1866’da Girit’teki çalışmaları ile Serdâr-ı ekrem Ömer Paşa’nın takdirini kazandı. Miralay (albay) oldu ve Yemen’e gönderildi. Arkasından Paşa rütbesiyle Rumeli’de bulunan Beşinci Ordu Manastır Fırka (tümen) Kumandanlığına tâyin edildi (1875). Buradaki çalışmaları takdir edilerek, birinci ferik (korgeneral) oldu. Sırp isyânları başlayınca emrindeki birliklerle İzver tepelerini ve Zayçar kasabasını zaptetti. Sırp ordusunu yendi ve müşir (mareşal) oldu (l876). Devamını oku »
441 okunma