<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İstanbul Tarih &#187; Mekan Tanıtımı</title>
	<atom:link href="http://www.istanbultarih.com/category/mekan-tanitimi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.istanbultarih.com</link>
	<description>Şahsi Tarih Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Feb 2012 09:47:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Afrika&#8217;nın Endülüs&#8217;ü: FAS</title>
		<link>http://www.istanbultarih.com/afrikanin-endulusu-fas/</link>
		<comments>http://www.istanbultarih.com/afrikanin-endulusu-fas/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Jun 2011 21:01:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>istanbultarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mekan Tanıtımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbultarih.com/?p=3798</guid>
		<description><![CDATA[
Afrika Kıtası’nın kuzeyinde, Afrika ile Avrupa’nın birbirine bağlandığı noktada karşımıza çıkar Fas. Atlas Okyanusu ve Akdeniz’e kıyısının oluşu şöyle dursun; güneyindeki uçsuz bucaksız sahraları ile sanki sizi sırrını keşfetmeye çağırır.
Afrika’nın Avrupa’ya açılan kapısı konumunda olan bu ülke, farklı farklı isimlerle anılmış âdemoğullarınca… Avrupalılar &#8220;Morocco&#8221; demişler Müslüman anlamına gelen; Arap âlemi &#8220;El-Mağrib&#8221; demiş kendilerine göre en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/06/FAS.jpg"><img class="aligncenter size-large wp-image-3799" title="FAS" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/06/FAS-785x1024.jpg" alt="" width="226" height="295" /></a></p>
<p>Afrika Kıtası’nın kuzeyinde, Afrika ile Avrupa’nın birbirine bağlandığı noktada karşımıza çıkar Fas. Atlas Okyanusu ve Akdeniz’e kıyısının oluşu şöyle dursun; güneyindeki uçsuz bucaksız sahraları ile sanki sizi sırrını keşfetmeye çağırır.</p>
<p>Afrika’nın Avrupa’ya açılan kapısı konumunda olan bu ülke, farklı farklı isimlerle anılmış âdemoğullarınca… Avrupalılar<strong> &#8220;Morocco&#8221;</strong> demişler Müslüman anlamına gelen; Arap âlemi &#8220;<strong>El-Mağrib&#8221;</strong> demiş kendilerine göre en batıda yer alan ülke olmasına istinâden, Türkler ülkedeki Fes şehrinden hareketle <strong>&#8220;Fas</strong>&#8220;…<span id="more-3798"></span></p>
<p>Farklı kültürlerin buluşma noktası konumunda olan ülkede; Müslüman,Hıristiyan ve Musevî vatandaşlar iç içe yaşar.</p>
<p>Resmî dili Arapça olmasına karşın, ülkenin güney kısımlarında Berberîce de konuşulmaktadır. Fransızca, İngilizce ve İspanyolca ise konuşulan diğer diller arasında yer alır. Yönetim şekli olarak krallık rejiminin benimsendiği Fas’ta; kralın yanında bir halk meclisi de bulunur. Bu noktada İngiliz modelinin örnek alındığı ülke yönetimi; Meşrûtî bir özelliğe sahiptir.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Tarihçesine Dair</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>            Tarih boyunca ülkede Fenikeliler ve Berberîlerin ataları olan Gaettular, Romalılar hüküm sürmüşlerdir. İslamiyetin ülke topraklarında yayılmasından sonra ise; İdrisîler, Murabıtlar, Muvahhidler, Merinîler, Vattasîler ve halen yönetimi elinde bulunduran Filalîler yönetimde söz sahibi olmuşlardır.</p>
<p>Fas topraklarının İslamiyetle tanışması 686 tarihinde İslam orduları kumandanı Ukbe Bin Nâfî’(r.a)’nın Afrika Kıtası’na gelmesiyle olmuştur. İslam orduları Mağrib’in bir bölümünü fethetmiş, bölgede hilafete bağlı İrfikiyye eyaletini kurmuştur. Mağrib&#8217;in diğer bölümü 688&#8242;de bölgeye gelen Hassan İbni Nu&#8217;man ve 712&#8242;de bölgeye gelen Musa İbni Nusayr zamanında fethedilmiştir. Musa İbni Nusayr&#8217;ın kumandanlarından olan Tarik Bin Ziyâd; Cebelitarık Boğazı’nı geçerek bugünkü İspanya topraklarına girmiş ve Endülüs İslâm Devleti’nin temelleri bu şekilde atılmıştır. Cebelitarık (Tarik Dağı) Boğazı&#8217;na bu ismin verilmesi de Tarik Bin Ziyâd&#8217;a izâfetendir.</p>
<p>Osmanlı Devleti, Fas’a hakim olmamış fakat Fas Sultanlığı ile daima dostâne ilişkiler kurmuştur. Öyle ki Fas sultanının belirlenmesi hususunda Osmanlı Devleti, 4 Ağustos 1578 günü Portekiz ve İspanyollardan oluşan Haçlı ordusuyla Vâdi-üs-Seyl Savaşı’nda karşı karşıya gelmiş ve Haçlı donanmasını hezimete uğratmıştır. Bu savaşta Osmanlı’nın galip gelmesinden dolayıdır ki, Afrika kıtasında halen Müslümanlar varlıklarını sürdürebilmektedir.   </p>
<p>1912 yılında büyük devletlerin sömürgecilik politikalarından nasibini alan ülke; Fransa ve İspanya’nın işgaline uğramıştır. Ancak 1956’da Fransa ve 1957’de İspanya’nın işgalinden kurtulmuştur. Fakat bu devletlerin ülkeden ayrılmaları o kadar da kolay olmamıştır. Fransa ülkeden çıkarken Batı Sahra’yı problem olarak bırakmıştır ki; Fas’ın günümüzde Afrika Birliği’ne üye olmayan tek Afrika ülkesi olmasının sebebi de budur. İspanyollar ise; işgal ettikleri toprakların büyük bir kısmından çekilmiş olmalarına rağmen, turizm açısından önemli olan Septe ve Melila halen İspanyol işgali altındadır. </p>
<p>Biz bu çalışmada; Afrika’nın Endülüs’ü olarak isimlendirdiğimiz ülkenin, Rabat, Casablanca, Tanca, Fes ve Marakeş şehirlerinden yola çıkarak; Fas kültürü ve medeniyeti hakkında bilgi vermeye çalışacağız.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Harabeler Arasından Yükselen Şehir: RABAT</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>            </strong>Fas’ın idarî şehri Rabat ile başlıyoruz şehir turumuza. İsminden başlayalım önce nedir bu &#8220;Rabat&#8221; isminin altında yatan sebep. Öğreniyoruz ki ülkede Murabıtların hüküm sürdüğü yıllarda, merkez olarak Rabat şehri kullanılmaktaymış. Murabıtlardan hareketle bu<em> </em>isim verilmiş şehre. Murabıtlar, Muvahhidler ve Merinîler döneminden kalma İslam eserleri ve türbelerin varlığı eldeki bilgiyi doğrular nitelikte. Rabat; eski Rabat harabeleri ve tarihî surlarla çevrili. Cadde ortalarına dikilen büyük tropikal ağaçlar; karada dahi size doğal bir yaşam alanı oluşturmak için düşünülmüş. Yemyeşil bahçeler, ağaçlar ve çiçekleri ve bir de leyleklerin bolca bulunduğu Kuş Cenneti görülmeye değer diğer yerler arasında.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/06/Rabat-Kalesinden-bir-görünüm.jpg"><img class="aligncenter size-large wp-image-3800" title="Rabat Kalesinden bir görünüm" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/06/Rabat-Kalesinden-bir-görünüm-1024x680.jpg" alt="" width="614" height="408" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Rabat Kalesi&#8217;nden bir görünüm         </strong>  </p>
<p>Günümüz Fas’ının kurucusu sayılan Kral 5. Muhammed’in ve oğlu Kral 2. Hasan’ın kabirlerinin bulunduğu Kabristana gidiyoruz. Kabristanlığın girişinde Krala bağlı Muhafız Alayı karşılıyor bizi. Baba ve oğlunun yan yana ebedî uykularını uyuduğu mekanda; yirmi dört saat hafızlar Kur’an-ı Kerim tilâvet ediyorlar. Şehre gelen turistlerin sıkça uğradığı bir mekandır burası. </p>
<p>Şehri gezerken caddelerdeki bayrakların çokluğu hemen dikkat çekiyor. Fas halkı bayraklarını çok seviyor. Kırmızı ve yeşil renkli bu bayrak; kırmızı rengini istiklallerini kazanırken akıtılan kandan, yeşil rengini ise ülkenin bir yeşillik cenneti olmasından alıyor. Kırk dört yıl Fransız sömürgesi altında yaşayan bir millet için bu bayrak çok şey ifade ediyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Şehr-i Aşk: CASABLANCA </strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong> </strong></p>
<p>Nüfusu yaklaşık dört milyonu bulan Casablanca Fas’ın en büyük şehridir. İspanyolca asıllı Casablanca ismi; Beyaz Ev anlamına gelmektedir. Araplar tarafından aynı manaya gelen Dâr’ül-Beyzâ adıyla anılan şehir; Fas ekonomisinin merkezidir. Ülkenin dünyaya açılan şehri konumunda olan Casablanca; uluslar arası uçuşların yapıldığı tek şehirdir. Olur da bir gün Fas’a gitmeye karar verirseniz, uçaktan indiğinizde ilk adımınızı Casablanca topraklarına atacağınızı unutmayın!</p>
<p>Casablanca deyince aklımıza hemen güvercinler geliyor. Şehrin en büyük meydanı Kral 5.Muhammed Meydanı ki burada durup elinize bir avuç yem aldığınızı düşünün; sonrası malum… Bir anda hiç görmediğiniz kadar güvercinin etrafınızı sardığını göreceksiniz.</p>
<p>Casablanca’dan söz açmışken Casablanca filminden söz etmemek olur mu? Casablanca’nın dünyaca ünlü olmasında çok önemli bir etkiye sahip olan ve yönetmenliğini Michel Curtiz’in üstlendiği film; bir Hollwood klasiğidir. 1989 yılında Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesi tarafından &#8220;kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli&#8221; filmler arasına seçilerek ABD Ulusal Film Arşivi muhafaza edilmesine karar verilen son zamanların en iyi aşk filmi Casablanca’yı izlemeden Casablanca’ya gitmeyin diyoruz!</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/06/II.-Hasan-Cami.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-3801" title="II. Hasan Cami" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/06/II.-Hasan-Cami.jpg" alt="" width="480" height="317" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Okyanus Kıyısında yer alan ve görenleri ihtişamıyla büyüleyen II. Hasan Cami</strong></p>
<p>Buraya kadar gelmişken II. Hasan Camii’ne uğramamak olmaz. Burası Mekke’deki Mescid-i Haram (Ka’be) ve Medine’deki Mescid-i Nebevi’den sonra dünyanın en büyük 3. camisi olarak bilinmektedir. Atlas Okyanusu kıyısında, II. Hasan tarafından okyanusu doldurtarak yapılan bu şaheserin yapımına 1988 yılında başlanmıştır. 5 yılda tamamlanan caminin inşasında 3.300 kişi çalışmış ve 500 milyon dolar harcanmıştır. Banisi II. Hasan’a göre dünyanın 8. harikası sayılan ve 2 hektar arazi üzerine kurulmuş bu cami; 100 bin kişilik kapasiteye sahiptir.</p>
<p>Fransız mimarî tarzı esas alınarak yapılan caminin içerisinde Kral II. Hasan’a ait şecere yer almaktadır. Bu şecereye göre II. Hasan’ın soyu Peygamber Efendimiz(s.a.s)’e dayanmaktadır.</p>
<p>Yerden yüksekliği 210 metreyi bulan II. Hasan Camii minaresi; bu özelliği ile İslam dünyasının en yüksek minaresi ünvanına sahiptir ve görkemli görüntüsü ile ziyaretçilerini büyülüyor.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>İbn-i Batuta’nın Memleketindeyiz: TANCA</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong> </strong></p>
<p>Afrika kıtasının Avrupa’ya en yakın şehridir burası. Tanca şehri sokaklarında kendinizi Akdeniz şehirlerinden birinde geziyormuş gibi hissedersiniz. 1913 yılında İspanyol işgaline uğrayan şehirdeki İspanyol Evleri; İspanyol sömürgesinden arda kalanlardan&#8230;</p>
<p>İspanyolca’nın hakim olduğu şehirde Türkiye’den geldiğimizi öğrenen halk;     biraz  İspanyolca biraz Arapça ve dilleri döndüğünce Türkçe sevgi gösterisinde bulunuyorlar. Tanca Akdeniz bölgemize çok benziyor dedik ya yalnız bir yönüyle mi? Türkiye’de olduğu gibi burada da &#8220;Kurtlar Vadisi&#8221; dizisi fanatikleri mevcut… Oradakiler bize Murat Alemdar, Memati Baş diye sesleniyorlar. (Polat ismini Arapçaya çevirirken kolaylık olsun diye Murat demişler J)</p>
<p>Onlarla Filistin üzerine konuşuyoruz. Türkiye’nin Filistin meselesindeki hassasiyetinden duydukları mutluluğu bizimle paylaşıyorlar.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/06/41290_118075384909231_100001203096466_114071_879038_n.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-3806" title="41290_118075384909231_100001203096466_114071_879038_n" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/06/41290_118075384909231_100001203096466_114071_879038_n.jpg" alt="" width="432" height="324" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Cebelitarık Boğazı</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong> </strong></p>
<p>Ve karşımızda Cebelitarık Boğazı var şimdi. Atlas Okyanusu ile Akdeniz’in birbirinden ayrıldığı meşhur yerdeyiz. İspanya sahiline yalnızca on dört kilometre uzaklıkta burası.</p>
<p>688 yılında Afrika’yı fetheden Ukbe Bin Nafi’yi hatırlıyoruz. Hani atını beline kadar Atlas Okyanusuna sürüp kılıcını havaya kaldırarak şunları söylemişti o meşhur İslam kumandanı <strong>“- Allah’ım! Bu uçsuz bucaksız deniz karşıma çıkmasaydı senin adını öteler ötesine duyuracaktım! &#8220;</strong></p>
<p>712 yılında Musa Bin Nusayr’in komutanlarından, bu meşhur boğaza adını veren, Tarık Bin Ziyad; Cebelitarık Boğazı’nı geçerek İspanya’ya girer ve fetihlere başlar. Endülüs Emevi Devleti’nin temelleri böylece atılmış olur. Rivayete göre Tarık Bin Ziyad, İspanya’ya gemilerle gider ve askerin geri dönmeyi aklından çıkarması için gemileri yaktırır ve askerin zihninde geri dönüşü imkansız kılar. Türkçemizdeki <strong>&#8220;gemileri yakmak&#8221;</strong> tabiri de buradan gelmektedir. </p>
<p>  Tanca’dan ayrılmadan Malabata Feneri’nin bulunduğu yeri geziyoruz. Burada Atlas Okyanusu ve Akdeniz’den gelen sular bir araya geliyor, fakat birbirine karışmıyor. Kur’an-ı Kerim’de Rahman Suresi’nde : &#8221; Acı ve tatlı iki denizi salıverdi birbirine kavuşuyorlar. Fakat aralarında bir engel vardır, birbirlerine geçip karışmıyorlar.</p>
<p>Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?&#8221; /Rahman 19 – 20 &#8211; 21 Ayetleri ile bahsedilen bu yeri müşahede ediyor ve İlahî güç karşısında sukût ediyoruz. Bu olaya dünyaca ünlü denizci Kaptan Kusto da şahit olmuş ve bu hadisenin asırlar önce Kur’an-ı Kerim de yer almasının kendisini şaşırttığını söylemiştir.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/06/Herkül-mağarası-dalgaların-aşındırmasıyla-oluşan-afrika-haritası.jpg"><img class="aligncenter size-large wp-image-3805" title="Herkül mağarası - dalgaların aşındırmasıyla oluşan afrika haritası" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/06/Herkül-mağarası-dalgaların-aşındırmasıyla-oluşan-afrika-haritası-680x1024.jpg" alt="" width="326" height="491" /></a> </p>
<p> </p>
<p>            Ayrıca burada yer alan ve mitolojik kahraman Herkül’ün yaşadığına inanılan Herkül Mağarası’nın denize açılan kısmı Afrika haritasına benzemesinden dolayı dikkati çeken ve en çok ziyaret edilen diğer yerler arasında.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>  Dünya Mirası Listesinde Bir Şehir: FES</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>            Fas’ın en önemli şehri ve ilk başkentidir. Fes şehri UNESCO tarafından Dünya Mirası listesine alınmıştır. Şehir bir turizm cennetidir. Fas’ın çoğu şehrinde olduğu gibi burası da Medine-i Kadim(Eski Şehir) ve Medine-i Atik(Yeni Şehir) olarak iki kısımdan oluşmaktadır.</p>
<p>            Şehri; Endülüs’ten gelen Müslümanlar kurmuştur. Peygamber Efendimiz(s.a.s)’in soyundan gelen Mevlana İdris (İdrisîler’in kurucusu) ellerini semaya kaldırarak <strong>“-Ya Rabbi, senin adının zikredilmesi için bu şehri kuruyorum” </strong>demiştir.</p>
<p>            Dünyanın ilk üniversitesi olan Karavin Üniversitesi burada yer alır. 857 yılında yapılan Karavin Cami kompleksi içinde yer alan odalarda ilk defa üniversite düzeyinde eğitim verilmiştir.</p>
<p>            Yine burada 1350 yılında İlahiyat Fakültesi olarak kurulmuş ve bünyesinde hem bir camii, hem de bir kilise barındıran Bouinania Medresesi Merinîler’den günümüze kalan ender eden yapılardan biri olarak görülmeye değer.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/06/33489_1449533492213_1649506283_1094534_3430770_n.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-3803" title="33489_1449533492213_1649506283_1094534_3430770_n" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/06/33489_1449533492213_1649506283_1094534_3430770_n.jpg" alt="" width="432" height="243" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Fes Kalesi </strong></p>
<p>Fes şehrine bir de Fes Kalesi’nden bakalım deyip çıkıyoruz. Dört tarafı gözetleme kuleleriyle çevrili olan bu kale, şehrin savunması için çok stratejik bir alanda yer alıyor. Savaş zamanlarında kalenin altındaki zindanlardan geçilerek, şehrin giriş kısmına gidildiğini rehberimizden öğreniyoruz. Burada bir de Fes Kalesi Müzesi yer alıyor. Turizm açısından oldukça önemli bu müzede Portekiz, İspanya, Fransa, Osmanlı ülke askerlerinin kullandığı savaş malzemelerini ve Fas’a hediye olarak gönderilen eserleri görmek mümkün.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/06/Fes-şehri-dabakhane.jpg"><img class="aligncenter" title="Fes şehri dabakhane" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/06/Fes-şehri-dabakhane-1024x768.jpg" alt="" width="344" height="258" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Fes şehrinde yer alan Dabakhane&#8217;den bir görünüm           </strong></p>
<p> </p>
<p>            Şimdi sırada Tarihi Fes Çarşısı var. Buraya Sur kapısından giriyoruz. Sokaklar öylesine dar ki ancak iki kişinin yan yana geçeceği genişliğe sahip. Hal böyle olunca; araba girişinin yasak olduğu sokaklarda taşımacılık at, eşek ve katırla sağlanıyor. Tarihi Fes Çarşısı bu haliyle 1900’lü yılların İstanbul’unu hatta Mahmutpaşa’yı hatırlatıyor bize. Çarşıda giyim dükkanlarına uğruyoruz. Fas’ın geleneksel giysisi cellâbiyeler ve fesler gözümüze hemen ilişiyor.Biz sanıyorduk ki II. Mahmud zamanında giyilmesi zorunlu hale gelen kırmızı renkteki fesler Faslılara özgü.Öğreniyoruz ki Faslılar fesi Mısırlılardan almış. Biz Türklerin Ramazan ayında vazgeçilmez tatlısı olan &#8220;güllaç&#8221;’ın yerini Fas’ta &#8220;Şebbakiye&#8221; alıyor. Bizler de biraz tadıp şehirden ayrılıyoruz.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Kızıl Kent: MARAKEŞ</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Binalarının renginin kırmızı oluşundan dolayı Batılıların “Kızıl Kent” diye nitelendirdiği Marakeş şehrindeyiz şimdi. Nüfusu 1.5 milyonu bulan bu şehir Fas’ın en önemli turizm kentlerindendir. Şehir, ağaçlarla kaplı adeta. 4000’den fazla zeytin ağacı, Fas’ın hurma ihtiyacının üçte birini karşılayan 8000 kadar hurma ağaçları ve daha nicesi…</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/06/marakeş-meydanı.bmp"><img class="aligncenter size-full wp-image-3804" title="marakeş meydanı" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/06/marakeş-meydanı.bmp" alt="" width="350" height="280" /></a><strong> </strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong> Marakeş Meydanı</strong></p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p> </p>
<p>Marakeş’te en çok ziyaret edilen yerlerin başında golf sahaları gelir. Ayrıca şehirde &#8220;Merano Bahçesi&#8221; adı verilen, eskiden Fas Sultanlarının yaşadığı bir bölge vardır. Eskiden, burada yer alan havuzda askerlere yüzme talimi yaptırıldığını öğreniyoruz. Suyu Atlas Dağları’ndan gelen bu havuz artık balıklarla dolu.</p>
<p>Marakeş meydanına doğru uzuyor serüvenimiz. Câmi’ül-Fenâ (Sonsuzluk Meydanı) deniyor buraya. Akrobatların, falcıların, büyücülerin ve satıcıların yer aldığı bu meydanı mutlaka gezmelisiniz. Atlas Dağları’ndan yakalanıp getirilen yılanların dans edişlerini izliyoruz bir süre. Sonra tanıdık sahneler görüyoruz Marakeş sokaklarında.Kınalar…. Fas’a has kınacıların şırınga ile yaptığı ve “Hana” diye adlandırılan kınalara hayran oluyoruz. Farklı motif ve şekillerle beş dakikada yapılan bu kınalar, insan teninde 3 hafta kalıyor. Şehre gelen turistleri en çok ilgisini çeken de bu kınalar elbette.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Veda Ederken…</strong></p>
<p> </p>
<p>Afrika’nın Endülüs’ü olarak nitelendirdiğimiz Fas; &#8220;gezilip görülecek yerler&#8221; başlıklı listenizin başında olmalı bize göre. Tüm izlenimlerimizin sayfalara sığmasının mümkün olmadığı bu yolculuğun; en azından heyecanını sizlere hissettirebildiysek ne mutlu!</p>
<p>Fas’ın her karesinde kendinizden bir şeyler bulacaksınız… Az buçuk Türkçesi ile &#8220;kardeş kardeş&#8221; diye arkanızdan seslenen Faslı çocuklar sizin ülkenizden farklı değil…</p>
<p>Sohbetleriniz Osmanlı’dan, Abdülhamid sevgisinden açılınca onlarla birbirinize nasıl da benzediğinizi görecek ve bir an ülkenizden kilometrelerce uzakta olduğunuzu unutacaksınız.</p>
<p>Daracık sokakları ile kendinizi çizgi film kahramanı gibi hissedeceğiniz bu ülkede yıllar geçmesine rağmen aslında kültürün nasıl da muhafaza edildiğine şahit olacaksınız.</p>
<p>Şeker ve tuzun özenle karıştırıldığı enfes yemeklerden oluşan Fas Mutfağı’na sakın uğramadan gelmeyin!</p>
<p>Şimdiden iyi yolculuklar!</p>
<p><strong>İbrahim Akkurt, <em>Afrika&#8217;nın Endülüs&#8217;ü FAS</em>, Tarihçe Dergisi, İstanbul 2011, s.27-30 </strong></p>
<p><strong>Katkılarından dolayı Ayşe Parlakkılıç&#8217;a teşekkürü bir borç bilirim.</strong></p>

<p class="sayac_bilgi">39321 okunma</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbultarih.com/afrikanin-endulusu-fas/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Panorama 1453 Tarih Müzesi</title>
		<link>http://www.istanbultarih.com/panorama-1453-tarih-muzesi-videolari/</link>
		<comments>http://www.istanbultarih.com/panorama-1453-tarih-muzesi-videolari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 May 2009 20:51:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>istanbultarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mekan Tanıtımı]]></category>
		<category><![CDATA[Videolar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbultarih.com/panorama-1453-tarih-muzesi-videolari/</guid>
		<description><![CDATA[
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan Topkapı Kültür Parkı’ndaki Panorama 1453 Tarih Müzesi’nin geçtiğimiz haftalarda resmi açılışı yapılmıştı. Daha önceden ziyaretçi kabul etmeye başlayan müze, resmi açılıştan sonra basında çıkan haberlerin de etkisiyle yoğun bir ilgiyle karşılaştı.
Bu sabah müzeye bir grup arkadaşla beraber gitme imkânım oldu. Müze, bir zamanların Topkapı Otogarı’nın olduğu yere kurulmuş. Tabii şu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-large wp-image-1126" title="Panorama 1453" src="http://www.muverrih.net/wp-content/uploads/2009/02/panorama1453fetih-21-1024x768.jpg" alt="Panorama 1453" width="398" height="298" /></p>
<p style="text-align: center;">İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan Topkapı Kültür Parkı’ndaki Panorama 1453 Tarih Müzesi’nin geçtiğimiz haftalarda resmi açılışı yapılmıştı. Daha önceden ziyaretçi kabul etmeye başlayan müze, resmi açılıştan sonra basında çıkan haberlerin de etkisiyle yoğun bir ilgiyle karşılaştı.</p>
<p style="text-align: center;">Bu sabah müzeye bir grup arkadaşla beraber gitme imkânım oldu. Müze, bir zamanların Topkapı Otogarı’nın olduğu yere kurulmuş. Tabii şu anda orada araç trafiği namına birşey kalmadı. Yer seçimi konusunda, fethin gerçekleştiği Topkapı önlerinden böyle bir müzenin kurulması bizler için başka bir anlam taşıyor.</p>
<p style="text-align: center;">Müzeye girildiğinde bir kat aşağı iniliyor ve içerden tekrar karanlık bir merdivenden yukarı çıkıldığı anda sizi şaşkınlığa uğratacak ve nefesinizi kesecek bir gökyüzüyle karşılaşıyorsunuz. Fotoğraflarda bahsettiğim merdiven çıkışı görülebilir.</p>
<p style="text-align: center;">360 derece olarak tasarlanan, mehter marşı ve savaş sesleriyle seyrettiğimiz fetih panoraması, fethi yaşıyormuş hissini kuvvetli bir şekilde veriyor. Ayrıca dairesel çalışmaların önlerinde yer alan gerçek malzemeler, top ve gülleler dramatize gücünü artırıyor. Gökyüzünün varlığı ise bütün dairesel resmi bütünleştiren dünya mahiyetinde.</p>
<p style="text-align: center;">Müze çıkışındaki holde, Fetihle ve Fatih Sultan Mehmet’le ilgili kısa bilgi içeren tablolar var. Ayrıca kısa bir animasyon gösterimi LCD ekranlarda sürekli devam ediyor. Animasyon tabii ki fetih animasyonu. Kısmen gerçek görüntülerle karıştırılmış bu film yakında Kültür A.Ş. tarafından CD olarak satılmaya başlanacakmış. Ama beki de en güzeli güzel bir “Fetih 1453″ adıyla mükemmel bir kalitede sinema filmi yapmaktır.</p>
<p style="text-align: center;">Müzeye giriş ücreti öğrencilere 3 TL, tam bilet 5 TL<span id="more-1274"></span></p>
<p style="text-align: center;">Müzeye yoğun bir ilginin olduğu herkesçe malum. Bazı arkadaşlarım “Panorama 1453 Müzesi’ne nasıl gidebilirim?” diye soruyorlar. Bu soruya cevap olması için aşağıdaki krokiyi sunuyorum. Ayrıca, Topkapı Tramvay durağının hemen yanında olduğunu da belirtmem gerekir.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="alignleft size-full wp-image-1134" title="Panorama 1453 Kroki" src="http://www.muverrih.net/wp-content/uploads/2009/02/panorama-kroki2.jpg" alt="Panorama 1453 Kroki" width="450" height="307" /></p>
<p style="text-align: center;">Panorama müzesine basında büyük yer buldu. Bazı televizyonların müzeyle ilgili görüntülerini de buraya ekliyorum. Bu görüntülerde, müzeyi gezenlerin düşüncelerinin alınması, orada insanların, özellikle çocuklarının ne hissettiğinin bilinmesi önemli.</p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: center;">İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tanıtım videosu ve 3D animasyon tekniği ile yapılmış ve daha önce bahsettiğim filmin bir kısmını da izleyebileceksiniz. Bu kısa filmlerden de anlaşılıyor ki, İstanbul’un fethinin film olması mükemmel olurdu. Belki Fetih Müzesi, sinemacı ve yapımcılarımızda bu etkiyi uyandırır, akıllarını ve gönüllerini bu işe verirler, diyelim.</p>
<p><strong></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><img class="alignleft size-full wp-image-1135" title="Panorama 1453 Müzesi" src="http://www.muverrih.net/wp-content/uploads/2009/02/fetihpark133copybv6.jpg" alt="Panorama 1453 Müzesi" width="390" height="290" />Kaynak : <a href="http://www.muverrih.net/"><strong>www.muverrih.net</strong></a></strong></p>
<p style="text-align: center;"><p><a href="http://www.istanbultarih.com/panorama-1453-tarih-muzesi-videolari/"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p></p>
<p style="text-align: center;"><p><a href="http://www.istanbultarih.com/panorama-1453-tarih-muzesi-videolari/"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p></p>
<p style="text-align: center;"> </p>

<p class="sayac_bilgi">19106 okunma</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbultarih.com/panorama-1453-tarih-muzesi-videolari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bayezid Meydanı ve Çevresi</title>
		<link>http://www.istanbultarih.com/bayezid-meydani-ve-cevresi/</link>
		<comments>http://www.istanbultarih.com/bayezid-meydani-ve-cevresi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2009 10:20:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>istanbultarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anasayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Mekan Tanıtımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbultarih.com/?p=856</guid>
		<description><![CDATA[BEYEZİD MEYDANI 
İmparator Teodosyus devrinde M.S. 393 yılında şehrin en büyük meydanı olarak inşa edilmişti. Ortasındaki dev boyutlu zafer takının üzerinde yer alan bronz boğa başlarında dolayı buraya &#8220;Form Tauri&#8221; meydanı denilmişti. Üzerinde İmparatorunda heykeli yükselen zafer takından birkaç mermer blok ve sütun kalıntıları bulunmuşken, kuzeydeki abidevi çeşmeden eser kalmamıştır. Şehrin bu en büyük çeşmesini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>BEYEZİD MEYDANI </strong></p>
<p style="text-align: center;">İmparator Teodosyus devrinde M.S. 393 yılında şehrin en büyük meydanı olarak inşa edilmişti. Ortasındaki dev boyutlu zafer takının üzerinde yer alan bronz boğa başlarında dolayı buraya &#8220;Form Tauri&#8221; meydanı denilmişti. Üzerinde İmparatorunda heykeli yükselen zafer takından birkaç mermer blok ve sütun kalıntıları bulunmuşken, kuzeydeki abidevi çeşmeden eser kalmamıştır. Şehrin bu en büyük çeşmesini Valens su kemeri beslerdi. Kuzeyde, Fatih&#8217;in yaptırdığı ilk sarayın yerinde İstanbul Üniversitesi bulunmaktadır. Üniversite girişi abidevi kapı ve bahçedeki yangın kulesi 19 yy. yapılarıdır. Meydanı süsleyen ve adını veren 15 yy. Beyazıt Camii kalabalık ve hareketli kapalı çarşının komşusu olup, buraya ait külliyeden günümüze medrese, hamam ve dükkanlar kalmıştır.    </p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-857" title="dsc00852" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2009/03/dsc00852-300x225.jpg" alt="dsc00852" width="300" height="225" /></p>
<p style="text-align: center;"><strong>BAYEZİD-İ VELİ  CAMİİ </strong></p>
<p style="text-align: center;">Beyazıt semtinde, Beyazıt Meydanı&#8217;na dağınık bir şekilde yayılmış haldedir. Sultan II. Bayezid tarafından yaptırılmıştır. İnşasına 1500&#8242;de başlanmış ve 1505&#8242;de bitirilmiştir. Mimarının kim olduğu konusunda ihtilaf vardır. Mimar Hayrettin, Mimar Kemaleddin&#8217;in ve Yakupşah bin Sultanşah isimli mimarlardan biri tarafından yapıldığı sanılmaktadır ama kesin bilgiye ulaşılamamıştır.<span id="more-856"></span></p>
<p style="text-align: center;">Külliye, bir cami, aşhane-imarethane, sübyan mektebi, tabhaneler, medrese, hamam ve kervansaraydan oluşur Kendisinden daha önce yapılmış bulunan Fatih Külliyesi&#8217;nden farklı olarak simetrik yapılar şeklinde değil, dağınık bir şekilde inşa edilmiştir.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-858" title="dsc00851" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2009/03/dsc00851-300x225.jpg" alt="dsc00851" width="300" height="225" /></p>
<p style="text-align: center;">Külliyenin merkezi Bayezid Camii&#8217;dir. 16.78 m çapındaki ana kubbesi dört ayak üstüne oturtulmuştur. Camii yerine külliyeye dahil bulunan tabhaneye bitişik minareleri, bu caminin ayırt edici özelliklerindendir. Bu nedenle iki minare arasındaki mesafe 79 metredir. Cami içerisindeki taş ve ahşap işçiliği ile vitraylar dikkat çekici güzelliktedir. Avlu döşemesi ve şadırvanın sütunları Bizans&#8217;tan kalma malzemenin yeniden işlenmesiyle elde edilmiştir. Özellikle şadırvan sütunlarında Bizans izleri görülebilmektedir. Külliyenin imarethane ve kervansarayının bugüne ulaşan kısmı Beyazıt Devlet Kütüphanesi tarafından kullanılmaktadır ve caminin solunda yer alır. Medrese ise caminin sağında ve oldukça uzağında yapılmıştır. Günümüzde Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi olarak kullanılmaktadır. Külliyenin hamamı medreseden de uzakta, Ordu Caddesi üzerinde, Edebiyat Fakültesi&#8217;nin yanındadır. Caminin kıble tarafındaki boşluktaysa türbeler bulunmaktadır. Sultan II. Bayezid&#8217;in, kızı Selçuk Hatun&#8217;un ve Tanzimat Fermanı&#8217;nın mimarı Mustafa Reşid Paşa&#8217;nın türbeleri buradadır.</p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #800000;"><strong>İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ANA KAMPÜS GİRİŞ KAPISI RESİMLERİ</strong> </span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #800000;"><strong><span style="text-decoration: underline;">ÖN TARAFI</span></strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #800000;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-859" title="dsc00847" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2009/03/dsc00847-300x225.jpg" alt="dsc00847" width="300" height="225" /></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #800000;"><img class="aligncenter size-large wp-image-860" title="dsc00849" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2009/03/dsc00849-1024x768.jpg" alt="dsc00849" width="1024" height="768" /></span></p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: center;"><span style="background-color: #ffffff; font-style: normal; font-family: Tahoma; font-size: 10pt; font-weight: normal; text-decoration: none; layer-background-color: #FFFFFF;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;">KAPININ ÜSTÜNDEKİ YAZILAR VE ANLAMLARI</span></strong></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><strong>BÜYÜK YAZI</strong></p>
<p style="text-align: center;">&#8220;DAİRE-İ UMUR-U ASKERİYE&#8221;<br />
ASKERİ EMİR DAİRESİ YANİ ESKİ GENELKURMAY BAŞKANLIĞI
</p>
<p style="text-align: center;"><strong>SAĞDAKİ YAZI</strong></p>
<p style="text-align: center;">FETİH SÜRESİ 1.AYET<br />
&#8220;İNNA FETAHNA LEKE FETFAN MÜBİNE&#8221;<br />
BİZ SANA APAÇIK BİR FETİH İHSAN ETTİK.
</p>
<p style="text-align: center;"><strong>SOLDAKİ YAZI</strong></p>
<p style="text-align: center;">FETİH SÜRESİ 3.AYET<br />
&#8220;VE YENSURAKELLAHU NASRAN AZİZE&#8221;<br />
VE BİZ(ALLAH) SANA ŞANLI BİR ZAFERLE YARDIM EDER.
</p>
<p style="text-align: center;"><span style="background-color: #ffffff; font-style: normal; font-family: Tahoma; font-size: 10pt; font-weight: normal; text-decoration: none; layer-background-color: #FFFFFF;"><span style="color: #800000;"><strong><span style="text-decoration: underline;">ARKA TARAFI</span></strong></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="background-color: #ffffff; font-style: normal; font-family: Tahoma; font-size: 10pt; font-weight: normal; text-decoration: none; layer-background-color: #FFFFFF;"><span style="color: #800000;"><img class="aligncenter size-large wp-image-861" title="snv82743" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2009/03/snv82743-1024x768.jpg" alt="snv82743" width="1024" height="768" /></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="background-color: #ffffff; font-style: normal; font-family: Tahoma; font-size: 10pt; font-weight: normal; text-decoration: none; layer-background-color: #FFFFFF;"><span style="color: #800000;"><span style="color: #000000;">Üst Kısımda : Türk Gençliğine Hitabe&#8217;den bir bölüm</span></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="background-color: #ffffff; font-style: normal; font-family: Tahoma; font-size: 10pt; font-weight: normal; text-decoration: none; layer-background-color: #FFFFFF;"><span style="color: #800000;"><span style="color: #000000;">Sağ ve Sol Kısımdaki yazılar :</span></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="background-color: #ffffff; font-style: normal; font-family: Tahoma; font-size: 10pt; font-weight: normal; text-decoration: none; layer-background-color: #FFFFFF;"><span style="color: #800000;"><span style="color: #000000;">Saff suresinin 13.ayetinin bir bölümü (Nasrun minAllahi ve fethun garîb ve beşşirül mü&#8217;minin <strong></strong></span></span></span></p>

<p class="sayac_bilgi">3705 okunma</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbultarih.com/bayezid-meydani-ve-cevresi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mekan Tanıtımı : SULTANAHMED MEYDANI</title>
		<link>http://www.istanbultarih.com/medeniyetlere-ev-sahipligi-yapmis-mekan-sultanahmed-meydani/</link>
		<comments>http://www.istanbultarih.com/medeniyetlere-ev-sahipligi-yapmis-mekan-sultanahmed-meydani/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2009 23:53:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>istanbultarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anasayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Mekan Tanıtımı]]></category>
		<category><![CDATA[sultanahmed]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbultarih.com/?p=693</guid>
		<description><![CDATA[Değerli İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü  Öğrencileri Arkadaşlar ;
Sitemizin hizmetlerinden birisi de 2010 Avrupa Kültür Başkenti, Medeniyetler Tarihinin önemli merkezi olan İstanbul&#8217;umuzun her hafta ayrı bir mekanını tanıtmaktır. Bu bağlamda 1. haftada  SultanAhmed Meydanını ve çevresini tanıtıyoruz. Yararlı olması temennisiyle&#8230;
Her devirde şehrin en önemli ve dinamik yeri, yarım ada yedi tepesinin ilki olmuştur. Şehrin ilk kurulduğu akropol [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Değerli İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü  Öğrencileri Arkadaşlar ;</strong></p>
<p><strong>Sitemizin hizmetlerinden birisi de 2010 Avrupa Kültür Başkenti, Medeniyetler Tarihinin önemli merkezi olan İstanbul&#8217;umuzun her hafta ayrı bir mekanını tanıtmaktır. Bu bağlamda 1. haftada  SultanAhmed Meydanını ve çevresini tanıtıyoruz. Yararlı olması temennisiyle&#8230;</strong></p>
<p>Her devirde şehrin en önemli ve dinamik yeri, yarım ada yedi tepesinin ilki olmuştur. Şehrin ilk kurulduğu akropol surlarla çevrili, tipik bir Akdeniz ticari yerleşimiydi. Roma devrinde bu merkez genişletilerek, yenilenmiştir. Günümüze çok az kalıntıları kalan Roma devri önemli yapıları ve abideleri Hipodrom çevresinde inşa edilmişti. &#8220;Büyük Saray&#8221; diye bilinen İmparatorluk Sarayı Hipodromun yanından başlar, aşağılara, deniz kenarına kadar uzanırdı. Bu Saraydan günümüze bir büyük salonun yer mozaik panosu gelebilmiştir. Şehrin en önemli meydanı Agusteion ve burası ile cadde arasında Milerium zafer takı bulunurdu. Cadde Roma&#8217;ya kadar uzanan yolun başlangıcı idi ve ilk km taşı da buradaydı. Hamamlar, mabetler, dini, kültürel, idare ve sosyal merkezler bu civara yerleşmişlerdi. Semt Bizans ve Türk devirlerinde de merkezi önemini devam ettirmiştir. İstanbul&#8217;un en önemli abideleri Ayasofya, Sultan Ahmet Camii, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Yere Batan Sarnıcı burada, Hipodromun çevresindedirler. Şehrin ana caddeleri (aşağı limana inen ve batıya şehir surlarına doğru gidenler) Hipodromdan başlar ve yamaçları takip ederdi. Yol kenarları ticari kuruluşlar ve ikametgahlarla çevrili idi. Yan yollar dar ve bazıları basamaklarla yokuş aşağı uzanırlardı.</p>
<p>Yol boyu geniş meydanlardan ayrılan sapaklarla sur kapılarına ulaşılırdı. Ana cadde &#8220;Mese&#8221; diye anılırdı. Surlarda Altın Kapı yolu &#8220;Via Egnetia&#8221; Roma&#8217;ya, giden yoldu. &#8220;Hipodrom&#8221; At binenlerin, atların meydanı anlamına gelir. Roma İmparatoru Septimius Severus&#8221;un 2.yy. sonlarına inşa ettirdiği hipodrom Büyük Konstantin tarafından devasa ölçülerde genişletilmişti. Bazı tarihçiler 30, bazıları da 60 bin seyirci kapasitesinde olduğunu bildirirler. 2 veya 4 atın çektiği arabaların yarışları esas gösterilerdi. Roma İmparatorluğu ve sonradan Bizans İmparatorluğu devrinde hipodrom şehrin toplantı, eğlence, heyecan ve spor merkezi olarak 10 yy&#8217;a kadar önemini sürdürmüştü. 1204 Latin istilası ile beraber, şehrin bir çok diğer abideleri gibi burası da önemini yitirmişti. Araba yarışları yanında, müzisyen toplulukları, dansözler, akrobatlar, vahşi hayvanlarla kavga gösterileri, toplantılar yapılırdı. Bütün bu faaliyetler için ise Roma devrinde bol tatil günleri mevcuttu. Dev ölçüde bir U harfi şeklinde olan hipodromun doğu uzun tarafında, damında 4 bronz at bulunan, balkon şeklinde, imparator locası yer alırdı. Ortada, hipodromun kum kaplı sahasını ikiye bölen, arabaların etrafında yarıştığı alçak bir duvar, bu duvarın üstünde de İmparatorluğun çeşitli yerlerinden getirilen abideler ve meşhur at yarışçıları ile atlarının heykelleri bulunurdu.<span id="more-693"></span></p>
<p>Şöhretli bir araba yarışçısı akla gelebilecek her türlü maddi olanak içinde yüzerdi. Yarışçılar yeşil-mavi-sarı-kırmızı gibi politik güçleri de olan takımlara ayrılmışlardı. Zaman, zaman yarışlara politika karışır, karşılıklı güçlerin mücadeleleri korkunç katliamlara dönüşebilirdi. Hipodrom günümüze zemini 4-5 metre yükselmiş ve kalabilmiş 3 abide ile gelmiştir</p>
<p>Bunlar Mısır&#8217;dan getirilen Obelisk, Yılanlı Sütun ve Örme Obelisktir. Türk devrinde, bu meydanda bazen, eski günlerindeki zengin gösteriler gibi, çeşitli festival ve gösteriler tertiplenmişti. Hipodrom&#8217;un batısında, Sultan Ahmet Camii&#8217;nin karşısında yer alan İbrahim Paşa Sarayı 16. yy. zengin ve tipik özel sarayların günümüze gelen tek örneğidir. Bu güzel yapı Türk ve İslam Eserleri müzesi olarak ziyarete açıktır. Muazzam Hipodromdan günümüze yuvarlak güney ucu gelmiştir. Büyük kemerlerle donatılmış tuğla bir yapıdır. Sonraki devirlerde Hipodromun taş blokları ve sütunlarının tamamı başka yapılarda kullanılmıştır. Hipodrom girişi sağındaki parkta 4-5 yy. ait özel saray kalıntıları, az ilerisinde de Aya Öfemiya Bizans Kilisesinin kalıntıları bulunmaktadır</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">MISIR&#8217;DAN GETİRİLEN </span></strong></p>
<p align="center"><strong><span style="text-decoration: underline;">OBELİSK (THEODOSİUS OBELİSKİ) </span></strong></p>
<p align="center">İki Obelisk M.Ö. 1490&#8242;lı yıllarda Mısır Firavunu III. Tutmosis tarafından, ordularının Mezopotamya&#8217;da kazandıkları zaferlerin şerefine Luksor&#8217;da, Karnak mabedinin önüne dikilmişti. Obeliskler ender kalitede pembe granitten yapılmıştı. 4.yy.&#8217;da kesin bilinemeyen bir Roma İmparatoru yapmaya muktedir olduğu, halkı heyecan ve takdir hisleri içinde bırakacak bir olay düşünerek tonlarca ağırlığındaki bir obeliski İstanbul&#8217;a getirtti. Yıllarca hipodromdun bir köşesinde bırakılan obelisk I. Theodosius zamanında 390 yılında, şehrin idarecilerinden Proclus tarafından büyük zorluklarla dikildi. Her devirde &#8220;tılsımlı&#8221; bir abide sayılan eser İstanbul&#8217;daki en eski tarihi abidedir. Obelisk, rölyeflerle süslü Roma devri kaidesinin üzerindeki 4 bronz blok üzerine yerleştirilmiştir. Kaidede İmparator, çocukları ve diğer önemli kişilerin imparatorluk locasından yarışları seyir etmeleri, halkın, müzisyenlerin, dansözlerin hareketleri ve araba yarışları konu edilmektedir. Kaidesi ile birlikte yüksekliği 25.60m&#8217;dir.</p>
<p align="center">
<p align="center">
<p><img title="dikilitas" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2009/02/dikilitas-225x300.jpg" alt="dikilitas" width="225" height="300" /> <img title="dikili" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2009/02/dikili-300x225.jpg" alt="dikili" width="300" height="225" /></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">ÖRMEDİKİLİTAŞ </span></strong></p>
<p>Kaba yontulmuş taşlarla örülü, taklit Obelisk hipodromun güneyinde yer alır. Kati yapıldığı tarih bilinmez. 10. yy.da eseri tamir eden İmparator Konstantin Porfiregenetus adı ile anılır. Bir zamanlar üzerini kaplayan, altın harflerle süslü Bronz plakalar 4, Haçlılar tarafından soyulmuştur.</p>
<p><img title="orme" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2009/02/orme-225x300.jpg" alt="orme" width="225" height="300" /> <img title="ormedikilitas" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2009/02/ormedikilitas-300x225.jpg" alt="ormedikilitas" width="300" height="225" /></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">YILANLI SÜTUN</span></strong></p>
<p>İstanbul&#8217;un en eski eserlerinden birisidir. Birbirine dolanmış 3 yılanın kafaları altın bir kazanın 3 ayağı biçimini alıyordu. M.Ö. 5.yy&#8217;da Persleri yenen 31 Yunan şehri elde ettikleri bronz ganimetleri eriterek bu eşsiz kalitedeki eseri yaptırtmıştı. 8 m. boyundaki Yılanlı Sütun aslında Delfi&#8217;deki Apollo mabedine dikilmişti. İmparator Konstantin tarafından 324 yılında getirttirilerek, Hipodromun ortasına diktirilmiştir. 17 yy.da yılanların kafaları yerlerinde duruyordu. Sonradan kayıp olan kafaların bir parçası bulunarak İstanbul Arkeoloji müzesine konulmuştur.</p>
<p><img title="yilan-sutun" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2009/02/yilan-sutun-300x225.jpg" alt="yilan-sutun" width="300" height="225" /> <img title="yilanli" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2009/02/yilanli-300x225.jpg" alt="yilanli" width="300" height="225" /></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">ALMAN ÇEŞMESİ</span></strong></p>
<p>Hipodromun girişindeki oktagonal, kubbeli çeşme Alman İmparatoru II. Wilhelm&#8217;in Sultana ve İstanbul&#8217;a hediyesidir. Almanya&#8217;da yapılıp 1898&#8242;de İstanbul&#8217;daki yerine monte edilmiştir.</p>
<p>Yapımına 1889&#8242;da başlanan çeşmenin 1 Eylül 1900&#8242;de, Sultan 2.Abdülhamid&#8217;in 25. cülüs törenine yetiştirilmesi planlanmıştı. Ancak çeşmenin inşası bu tarihe yetişmeyince. <strong>II. Wilhelm&#8217;in doğum günü</strong> olan 27 Ocak 1901&#8242;de görkemli bir tören ile çeşmenin açılışı gerçekleşmiştir.Koyu yeşil renkte kolonların taşıdığı görkemli bir kubbe ile örtülü çeşmenin tunç kitabesinde Almanca olarak &#8220;Alman Kaiser&#8217;i Wilhelm II 1898 yılı sonbaharında Osmanlıların hükümdarı haşmetlü Abdülhamid II nezdinde ziyaretinin şükran hatırası olarak bu çeşmeyi yaptırdı&#8221; yazmaktadır.</p>
<p><img title="alllman" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2009/02/alllman-225x300.jpg" alt="alllman" width="225" height="300" /><img title="alman" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2009/02/alman-300x225.jpg" alt="alman" width="300" height="225" /></p>
<p>NOT : YAZILAR VE FOTOĞRAFLAR iBRAHİM AKKURT&#8217;UN YAKINDA ÇIKACAK &#8220;İSTANBUL ZİYARETÇİLERİNE REHBER KİTAPLAR&#8221; İSİMLİ  SERİNİN &#8220;SULTANAHMED KİTAPÇIĞINDAN&#8221; ALINMIŞTIR</p>

<p class="sayac_bilgi">1713 okunma</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbultarih.com/medeniyetlere-ev-sahipligi-yapmis-mekan-sultanahmed-meydani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

