<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İstanbul Tarih &#187; Haberler</title>
	<atom:link href="http://www.istanbultarih.com/category/haberler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.istanbultarih.com</link>
	<description>Şahsi Tarih Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Feb 2012 09:47:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>İstanbul&#8217;un &#8221;kara kışlı tarihi&#8221;</title>
		<link>http://www.istanbultarih.com/istanbulun-kara-kisli-tarihi/</link>
		<comments>http://www.istanbultarih.com/istanbulun-kara-kisli-tarihi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 06:08:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>istanbultarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbultarih.com/?p=4029</guid>
		<description><![CDATA[ 
Yaklaşık 5 bin yıllık tarihe sahip olan İstanbul, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde Haliç&#8217;in donduğu,insanların yiyecek ve yakacak sıkıntısıyla karşı karşıya kaldığı &#8221;kara kışlar&#8221; yaşadı.
Tarihçi Necdet Sakaoğlu,İstanbul&#8217;un Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde büyük kışlar yaşadığını belirtti.
Bizans döneminde yaşanan kışlarla ilgili çok az bilgilerin olduğunu aktaran Sakaoğlu, &#8221;Büyük kış oldu, kıtlık oldu, hastalık oldu deniliyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="İstanbul'un ''kara kışlı tarihi''" href="http://www.haber7.com/"><img class="aligncenter" src="http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/2010/247020120201115649784.jpg" alt="İstanbul'un ''kara kışlı tarihi''" width="245" height="180" /> </a></p>
<p><strong>Yaklaşık 5 bin yıllık tarihe sahip olan İstanbul, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde Haliç&#8217;in donduğu,insanların yiyecek ve yakacak sıkıntısıyla karşı karşıya kaldığı &#8221;kara kışlar&#8221; yaşadı.</strong></p>
<p>Tarihçi Necdet Sakaoğlu,İstanbul&#8217;un Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde büyük kışlar yaşadığını belirtti.</p>
<p>Bizans döneminde yaşanan kışlarla ilgili çok az bilgilerin olduğunu aktaran Sakaoğlu, &#8221;Büyük kış oldu, kıtlık oldu, hastalık oldu deniliyor. Eski tarih yazarları, olayın kendisini tasvir etmekten çok, olayın neden olduğu felaketleri anlatmışlar. Bizans dönemi, 5. yüzyılda üst üste 30 yıl aralıklarla büyük kışların yaşandığı dönemdir. O dönemde de Haliç&#8217;in donduğu belirtiliyor&#8221; dedi.</p>
<p><strong>-Osmanlı dönemi-</strong></p>
<p>Osmanlı tarihinde de çok sert kışların olduğunu, insanların donma, yangın gibi olaylardan dolayı hayatını kaybettiğini aktaran Sakaoğlu, şunları söyledi:<span id="more-4029"></span></p>
<p>&#8221;1573 kışı, çok anormal geçmiş kışlardan biridir. En az 1 ay süren bir periyottur. Ondan sonra 1621&#8242;de, 2. Osman&#8217;ın padişahlığı sırasında yaşanan zorlu bir kış mevsimi var. Aralık sonunda başlamış, Ocak sonuna kadar devam etmiştir. 1754&#8242;te de büyük bir kış vardır. O da tesadüfen 3. Osman döneminde yaşanmıştır. Her iki padişahın döneminde de kışın getirdiği felaketler çok ağır olmuştur. Osmanlı döneminde yaşanan 1621 kışında Haliç donmuştur. O zamanlar köprü falan yok. İnsanlar Galata&#8217;dan Eminönü&#8217;ne yürüyerek geçmiştir. Haliç&#8217;te çocuklar buzların üzerinde kaydırak oynamışlar. 1754 kışı 2 aya yakın sürmüş. Aralıksız kar yağmış. Üsküdar ile Sarayburnu arası buzlarla kaplanmış. Bunun Karadeniz&#8217;e dökülen büyük ırmaklardan kopuk gelen buzların, boğazın dar yerlerinde meydana getirdiği sıkışıklıklar olduğunu düşünüyoruz. İstanbul Boğazının donması mümkün değil. Çünkü büyük akıntılar var, tuzlu su.&#8221;</p>
<p>Osmanlı Padişahlarından 3. Osman&#8217;ın, babası 2. Mustafa öldüğünde henüz 5 yaşında olduğunu aktaran Sakaoğlu, &#8221;3. Osman, sarayın harem hapishanesine kapatılmış. Dünya ile hemen hemen hiçbir ilgisi olmadan 51 sene burada kapalı kaldıktan sonra tahta çıkmış. 2-2,5 sene padişahlık yapmış. Tahta çıkışı 13 Aralık. 13 Ocak&#8217;ta da şiddetli kış başlamış. O dönem büyük yangınlar çıkmış. Dolayısıyla halk tarafından 3. Osman, &#8216;uğursuz padişah&#8217; olarak görülmüş. Meşhur Hocapaşa ve Cibali yangınları da bu dönemde olmuş&#8221; dedi.</p>
<p><strong>-Yaşanan sıkıntılar-</strong></p>
<p>İstanbul&#8217;u ağır geçen kışların çok etkilediğini, her dönem kışın getirdiği sorunların farklı farklı yaşandığını aktaran Sakaoğlu, kentin tarih boyunca üretimi az, tüketimi çok olan bir şehir konumunda kaldığını, her dönem nüfusunun da çok olduğunu belirtti.</p>
<p>İstanbul&#8217;un yakacağının, Karadeniz&#8217;deki odun iskelelerinden geldiğini, kötü geçen kış mevsiminde şehrin yakacak sıkıntısı çektiğini kaydeden Sakaoğlu, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>&#8221;Zaten halk felaketi gördüğü zaman fazla fazla yakacak aldığı için kısa zamanda biten yakacağın arkası gelmiyor. İstanbul&#8217;un zahire ihtiyacı Karadeniz, Romanya ve Akdeniz&#8217;den gemilerle geliyor. Fırtına, kış başlayınca zahire taşıyan gemiler, İstanbul&#8217;a ulaşamıyor. Fırınlarda ekmek çıkmamaya başlıyor. Kıtlık yaşanıyor. Ayrıca yangınlar çok meydana geliyor. Herkes ısınmak için bir şeyler yakmak zorunda. 1850&#8242;lere kadar İstanbul&#8217;da ve Türkiye&#8217;de soba yok. Sobadan önce ocak, mangal, tandır var. Ocak dediğiniz şey, evi ısıtmaz. Duvarda olan bir şeydir. Ocak sadece ateş edinmeye yarar. İnsanlar çok zor şartlarda, bu soğukları geçirmiş. 1800&#8242;lere kadar pencere camı yok, tabaka cam yok, kepenk var. Evi ısıtmak çok zor. İstanbul böyle bir felaketler zincirini, kışa bağlı olarak her zaman yaşıyor.&#8221;</p>
<p>Günümüzde ısınma, yiyecek ve giyecek sorununun yaşanmadığını vurgulayan Sakaoğlu, &#8221;Günümüzdeki sorun ise kar yağınca taşıtların çalışmaması, iş yerlerine ulaşımın zorlaşmasıdır. Şehir çok büyük. Büyük bir kentin, doğal bir kışı geçirmesi geçmişte de zormuş, günümüzde de zor. Geçmişin sorunları farklı, günümüzün sorunları farklı&#8221; dedi.</p>
<p><strong>-1929, 1954, 1963 ve 1987 kışları-</strong></p>
<p>İstanbul&#8217;un kış tarihinde 1929 kışının önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Sakaoğlu, şunları söyledi:</p>
<p>&#8221;Bu kışın özelliği şu. Sürekli kar yağışı evresi var. 6 Ocak&#8217;ta başlayan kar yağışı, 12 Mart&#8217;a kadar devam etmiş. Kar yağışı, 2 ay devam etmiş. Asıl büyük kış Avrupa&#8217;da yaşandığı için, Tuna Nehri donmuş. Donan Tuna Nehri&#8217;nin çözülme evresi İstanbul&#8217;u etkilemiş. Çözülen buzlar, Karadeniz&#8217;e inmiş. Dalgalarla süreklenerek, evvela Rumelihisarı önüne gelmiş. Rumelihisarı boğazın en dar yeridir. Orayı büyük buz parçaları kilitlemiş. O kışın hatıraları arasında bunlar var. Bu dönemin, Avrupa&#8217;daki büyük kışın neden olduğu büyük ırmaklardaki donmaların, bir süre sonra çözülmesiyle oluşan buz kitlelerinin akıntıyla boğaza gelmesi ilginç olayların arasındadır. Bize yakın, fotoğraf ve görüntülerle çok iyi tespit edilmiş, en büyük İstanbul kışı 1929&#8242;da yaşanmıştır.&#8221;</p>
<p>1929 yılından sonra da İstanbul&#8217;un kış mevsimlerini zor geçirdiği yılların olduğunu vurgulayan Sakaoğlu, 1954 yılında da aynı şekilde büyük bir kışın yaşandığını, Tuna Nehri&#8217;nden kopan buzların İstanbul&#8217;a geldiğini bildirdi.</p>
<p>Sakaoğlu, 1963&#8242;te yaşanan ağır kış mevsiminde, bir kaç gazetecinin donarak hayatını kaybettiğini kaydederek, &#8221;Trakya&#8217;daki kışı görüntülemek isterken tipide boğuldular ve kurtarılamadılar. 1987&#8242;de ağır bir kış yaşandı. Bu ani ve olağanüstü bir kıştı. Şehir bir metre kalındığındaki karın altında kaldı ve hayat tamamen durdu. Tabiat halen en güçlü etkendir. Kar İstanbul&#8217;un tamamında, hatta Türkiye&#8217;nin tamamında hayatı tamamen durdurabilir. Tabiat halen, bizim bütün teknik imkanlarımıza, seferber ettiğimiz ekipmanlara rağmen dünyaya egemendir&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>-&#8221;İstanbul, mevsimsel sürprizi çok olan bir şehirdir&#8221;-</strong></p>
<p>Bugünlerde yaşanan kış mevsiminin çok doğal bir süreç olduğunu, bu soğuklara &#8221;ayandon soğukları&#8221; denildiğini dile getiren Sakaoğlu, &#8221;Olmaması anormal, olması doğaldır. Tam gününde, zamanında olması gereken &#8216;ayandon soğukları&#8217;dır. &#8216;Zemheri&#8217; dediğimiz soğukların başlangıcıdır. Mart ayının sonuna kadar, Türkiye&#8217;nin bulunduğu kuşak için normal kıştır. Kışın en ağır günleridir. Bu &#8216;kocakarı soğuğu&#8217; dediğimiz soğuklarda biter. &#8221;Kocakarı soğuğu&#8221;nun Arapçası, &#8221;Berdülacuz&#8217;dur. &#8216;Yaşlanmış kadın&#8217; anlamına geliyor. Araplar bu kelimeyi, &#8216;soğuğun kocamışı&#8217;na kullanmışlar. &#8216;Soğuğun son dönemi&#8217; anlamına geliyor. İstanbul mevsimsel sürprizi çok olan bir şehirdir. İki deniz arasında bir boğaz var, Haliç var. Karşısı Romanya, Rusya, Ukrayna&#8217;dan gelen rüzgarları yaşıyor. Karayeli alıyor, poyrazı alıyor. Rutubet yükleniyor. İstanbul bir acayip yerdedir. Mevsimleri sürprizlidir. Bu sürprizleri her zaman yaşar&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Kaynak: AA</strong></p>

<p class="sayac_bilgi">1554 okunma</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbultarih.com/istanbulun-kara-kisli-tarihi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hangi ülkede kaç tane Türk Şehidliği var?</title>
		<link>http://www.istanbultarih.com/hangi-ulkede-kac-tane-turk-sehidligi-var/</link>
		<comments>http://www.istanbultarih.com/hangi-ulkede-kac-tane-turk-sehidligi-var/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Jan 2012 20:11:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>istanbultarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbultarih.com/?p=4010</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;ye en uzaktaki şehitlikler Japonya, Güney Kore ve Mymanmar&#8217;daki şehitlikler olurken, en fazla şehitlik ise sırasıyla Azerbaycan, KKTC ve Ukrayna&#8217;da yer alıyor.

Yurtdışında 34 ülkede 78 Türk şehitliği bulunuyor. Türkiye&#8217;ye en uzaktaki şehitlikler Japonya, Güney Kore ve Mymanmar&#8217;daki şehitlikler olurken, en fazla şehitlik ise sırasıyla Azerbaycan, KKTC ve Ukrayna&#8217;da yer alıyor.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Malta&#8217;dan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye&#8217;ye en uzaktaki şehitlikler Japonya, Güney Kore ve Mymanmar&#8217;daki şehitlikler olurken, en fazla şehitlik ise sırasıyla Azerbaycan, KKTC ve Ukrayna&#8217;da yer alıyor.</strong></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2012/01/Ukrayna_Sivastopol2.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-4011" title="Ukrayna_Sivastopol2" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2012/01/Ukrayna_Sivastopol2.jpg" alt="" width="614" height="461" /></a></p>
<p>Yurtdışında 34 ülkede 78 Türk şehitliği bulunuyor. Türkiye&#8217;ye en uzaktaki şehitlikler Japonya, Güney Kore ve Mymanmar&#8217;daki şehitlikler olurken, en fazla şehitlik ise sırasıyla Azerbaycan, KKTC ve Ukrayna&#8217;da yer alıyor.</p>
<p>AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Malta&#8217;dan Hindistan&#8217;a kadar çok geniş ve farklı coğrafyada Türk şehitliği bulunuyor.</p>
<p>Türk şehitliğinin bulunduğu ülkeler; <span id="more-4010"></span>Almanya, Arnavutluk, Avusturya, Azerbaycan, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Cezayir, Çek Cumhuriyeti, Filistin, Güney Kore, Hindistan, Irak, İngiltere, İran, İsrail, İtalya, Japonya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Letonya, Libya, Lübnan, Macaristan, Malta, Mısır, Myanmar, Polonya, Romanya, Rusya, Sırbistan, Suriye, Suudi Arabistan, Ukrayna, Ürdün ve Yunanistan.</p>
<p>En fazla 9 şehitlik Azerbaycan&#8217;da yer alırken, bu ülkeyi KKTC&#8217;deki 8 şehitlikler izliyor. Ukrayna 7 şehitlikle yurt dışında en fazla şehitliğin bulunduğu üçüncü ülke olurken, biri Gazze&#8217;de olmak üzere İsrail-Filistin bölgesinde de 6 şehitlik yer alıyor. Yunanistan&#8217;da 4, İngiltere, Suriye, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti ve Romanya&#8217;da da üçer şehitlik bulunuyor.</p>
<p>Esir düştüler bir daha dönemediler</p>
<p>Osmanlı Devleti döneminde yapılan savaşlar sebebiyle Türkiye&#8217;den uzak coğrafyalarda şehit düşen Türk askerleri için oluşturulan şehitliklerin bakımı ve koruması büyükelçilikler tarafından yürütülüyor.</p>
<p>Türkiye&#8217;ye en uzak mesafede bulunan şehitliklerin başında ise Japonya&#8217;daki Ertuğrul Şehitliği, Güney Kore&#8217;deki Pusan Şehitliği ve Mymanmar&#8217;daki Thayetmo ve Meikhtila şehitlikleri geliyor. Mymanmar&#8217;daki şehitliklerde yatan Türk askerleri ise Birinci Dünya Savaşı&#8217;nda İngilizlere esir düşen Osmanlı askerlerinden oluşuyor.</p>
<p>İngilizler tarafından önce Hindistan&#8217;da ardından da eski adı Burma olan Mymanmar&#8217;a götürülen ve demiryolu inşaatı gibi ağır işlerde çalıştırılan esir Türk askerleri bir daha Anadolu&#8217;ya dönemedi. Yaklaşık 12 bin Türk askerinden şehit olanlar, Thayetmo ve Meikhtila&#8217;da defnedildi. Daha sonra bu alanlar şehitliğe çevrildi.</p>
<p>Thayetmo şehitliğinde Türkçe olarak, &#8221;Birinci Dünya Savaşı&#8217;nda Irak, Suriye, Filistin ve Arabistan cephelerinde Osmanlı ve İngiliz orduları arasındaki çarpışmalar sırasında İngilizlere tutsak düşerek Burma&#8217;ya getirilen ve burada vefat eden aziz Türk askerlerinin anısına&#8221; ifadesi yer alıyor.</p>
<p>En uzaktaki şehitlik: Ertuğrul</p>
<p>1889 yılında Türk donanmasına ait Ertuğrul Fırkateyni, II. Abdülhamit&#8217;in özel elçisi Osman Paşa ile birlikte Japon İmparatoru Meici ve milletine dostluk ziyaretinde bulunmak için Japonya&#8217;ya gitmişti. 15 Eylül 1890 tarihinde İstanbul&#8217;a dönmek üzere hareket eden Ertuğrul Fırkateyni, yakalandığı tayfun nedeni ile 19 Eylül 1890 tarihinde Oşima adası kayalıklarına çarparak parçalanmıştı.</p>
<p>Faciadan kurtulan 69 denizci İmparator Meici tarafından iki savaş gemisi ile İstanbul&#8217;a gönderilirken Oşima Adası halkının gayreti ile toplanabilen 260 Türk denizcisinin cenazeleri, askeri törenle şehitliğe çevrilen mezarlığa defnedilmişti.</p>
<p>AA</p>

<p class="sayac_bilgi">13583 okunma</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbultarih.com/hangi-ulkede-kac-tane-turk-sehidligi-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evliya Çelebi&#8217;nin Fırat-Dicle Haritası Bulundu.</title>
		<link>http://www.istanbultarih.com/evliya-celebinin-firat-dicle-haritasi-bulundu/</link>
		<comments>http://www.istanbultarih.com/evliya-celebinin-firat-dicle-haritasi-bulundu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Dec 2011 12:52:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>istanbultarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbultarih.com/?p=3978</guid>
		<description><![CDATA[Marmara Üniversitesi&#8217;nden Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, Evliya Çelebi&#8217;ye ait olan ancak bugüne kadar varlığı bilinmeyen Dicle ve Fırat haritasına ulaştı.

Ünlü seyyah Evliya Çelebi&#8217;ye ait olan, ancak bugüne kadar varlığı bilinmeyen Dicle ve Fırat haritasına ulaştığını açıklayan Marmara Üniversitesi (MÜ) Fen-Edebiyat Fakültesinden Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, &#8221;Çalışmalarımız, haritanın hem fiziki açıdan hem de içerik açısından doğrudan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Marmara Üniversitesi&#8217;nden Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, Evliya Çelebi&#8217;ye ait olan ancak bugüne kadar varlığı bilinmeyen Dicle ve Fırat haritasına ulaştı.</strong></p>
<p><strong><a href="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/12/791220111222011553342.jpg"><img class="size-full wp-image-3979 aligncenter" title="791220111222011553342" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/12/791220111222011553342.jpg" alt="" width="272" height="204" /></a></strong></p>
<p>Ünlü seyyah Evliya Çelebi&#8217;ye ait olan, ancak bugüne kadar varlığı bilinmeyen Dicle ve Fırat haritasına ulaştığını açıklayan Marmara Üniversitesi (MÜ) Fen-Edebiyat Fakültesinden Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, &#8221;Çalışmalarımız, haritanın hem fiziki açıdan hem de içerik açısından doğrudan doğruya Evliya Çelebi&#8217;yi işaret ettiğini açıkça ortaya koymaktadır. Kağıt, yazı, tasarım açısından 17. yüzyıla, yani Çelebi&#8217;ye ait olduğu konusunda hiçbir kuşkumuz yok&#8221; dedi.<span id="more-3978"></span></p>
<p>Kurşun, fakülte binasında düzenlediği basın toplantısında, 1950&#8242;li yıllarda dile getirilen, ancak 2009&#8242;da varlığı kabul edilen Evliya Çelebi&#8217;nin Nil haritasından sonra, şimdi de Dicle ve Fırat haritasının bulunduğunu kaydetti.</p>
<p>Haritanın, İstanbul&#8217;da 17. yüzyılda elçilik yapan İngiltere Büyükelçisi William Trumbull&#8217;un (1639-1716) kütüphanesinden çıktığını anlatan Kurşun, 1988&#8242;de Londra&#8217;da nadir kitap ve yazmalar ticareti yapan Bernard Quaritch firması tarafından müzayedeye konulduğunu bildirdi.</p>
<p>Uzun zamandır sürdürdüğü araştırmalar neticesinde ilginç bir hikayesi olan haritaya ulaştığını vurgulayan Kurşun, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8221;Evliya Çelebi&#8217;nin, Doğu Anadolu&#8217;dan başlayarak Dicle ve Fırat boylarını takip edip, Hint Okyanusu&#8217;na kadar ulaşan haritası, renkli ve 3 metre 43 santimetre boyunda, 4 metre 35 santimetre enindedir. Dicle ve Fırat boylarından Basra Körfezi&#8217;ne, oradan da Hint Okyanusu&#8217;na kadar olan şehir, kale, mezar, türbe, köprü ve yollar, haritada resimlerle gösterilmiştir. Bu şekliyle de eşsiz bir özelliğe sahip olan haritanın ne kendi çağında, ne de daha sonra benzeri yapılmıştır.&#8221;</p>
<p>Kurşun, 17. yüzyıla ait &#8221;Nadir bir Osmanlı haritası&#8221; olarak müzayedeye sunulan haritanın Katarlı bir koleksiyoner tarafından satın alındığını, ancak haritanın kime ait olduğunun bilinmediğini bildirdi.</p>
<p><strong>-&#8221;Yazılar 17. yüzyıla aittir&#8221;-</strong></p>
<p>Haritayı 1998&#8242;de gördüğünü ve o yıldan beri çalışmalar yaptığını aktaran Kurşun, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8221;Haritaya baktığımız zaman, birleştirilmiş 8 parça folyodan oluşmaktadır. Resim çizdiği tabakalardan oluşmaktadır. İçindeki yazılar 17. yüzyıla aittir. Bu konuda herhangi bir sorun yok. Harita üzerindeki dağlar sarı-yeşil, nehirler mavi. Bir güzergah haritasından söz ediyoruz. Haritamızın bazı yerleri, resim olarak çizdiği yerleri, özelliklerini dikkate alarak kırmızı renkte vermiştir. Harita, Erzurum&#8217;dan başlayarak, kuzey-güney istikametinde Dicle ve Fırat nehirlerini takip ederek devam etmektedir. Ancak Dicle ve Fırat nehirlerinin iki yakasındaki kaleler, camiler, ziyaret yerleri, zaman zaman köprüler, geçitler, konaklar, dönemin özelliğini yansıtan çizimlerle gösterilmiştir.&#8221;</p>
<p><a href="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/12/forumdasnetevliyacelebi.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-3980" title="forumdasnetevliyacelebi" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/12/forumdasnetevliyacelebi.jpg" alt="" width="428" height="250" /></a></p>
<p>Haritanın üzerinde kimin çizdiğine dair bir bilginin olmadığını belirten Kurşun, &#8221;Çalışmalarımız, hem fiziki açıdan hem de içerik açısından doğrudan doğruya Evliya Çelebi&#8217;yi işaret ettiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bir kere kağıt, yazı, tasarım açısından 17. yüzyıla, yani Çelebi&#8217;ye ait olduğu konusunda hiçbir kuşkumuz yok. Her ne kadar kağıt üzerinde kimyasal bir analiz yaptırmasak da bu konuda hem uzmanlardan aldığım görüş hem de benim edindiğim tecrübe, bize en ufak bir şüphenin olmadığını göstermektedir. Harita, yerlerin görüldükten sonra çizildiği fikrini bize çok net bir şekilde vermektedir. Sadece sembolik çizimler değildir. Bire bir görüntüyü yansıtmaktadır. Görmediği bazı yerlerin çizimlerini de yapmıştır&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Kurşun, daha sonra orijinali yurt dışında olan haritanın bire bir kopyasını gösterdi.</p>
<p><strong>Kaynak: AA</strong></p>

<p class="sayac_bilgi">3984 okunma</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbultarih.com/evliya-celebinin-firat-dicle-haritasi-bulundu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tarihçi Prof.Dr.Gökhan Çetinsaya YÖK Başkanı seçildi &#8211; Tebrikler</title>
		<link>http://www.istanbultarih.com/tarihci-prof-dr-gokhan-cetinsaya-yok-baskani-secildi-tebrikler/</link>
		<comments>http://www.istanbultarih.com/tarihci-prof-dr-gokhan-cetinsaya-yok-baskani-secildi-tebrikler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Dec 2011 23:09:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>istanbultarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbultarih.com/?p=3968</guid>
		<description><![CDATA[
BİLECİK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ KIYMETLİ TARİHÇİ PROF.DR.AZMİ ÖZCAN HOCAMIZIN YENİDEN REKTÖRLÜĞE ATANMASINDAN HEMEN SONRA, YİNE DEĞERLİ BİR TARİHÇİ PROF.DR.GÖKHAN ÇETİNSAYA HOCAMIZIN DA YÖK BAŞKANLIĞINA ATANMASI TARİH CAMİASI TARAFINDAN GURUR VE TAKDİRLE KARŞILANMIŞTIR. 
&#160;
TARİHİNE SAHİP ÇIKANLAR PLATFORMU OLARAK PROF.DR.AZMİ ÖZCAN VE PROF.DR.GÖKHAN ÇETİNSAYA HOCALARIMIZA GÖREVLERİNDE BAŞARILAR DİLER, KENDİLERİNİ TEBRİK EDERİZ. 
&#160;
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, YÖK Başkanlığı&#8217;na, Prof. Dr. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/12/891820100615071807501.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-3969" title="891820100615071807501" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/12/891820100615071807501.jpg" alt="" width="272" height="204" /></a></p>
<p><strong>BİLECİK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ KIYMETLİ TARİHÇİ PROF.DR.AZMİ ÖZCAN HOCAMIZIN YENİDEN REKTÖRLÜĞE ATANMASINDAN HEMEN SONRA, YİNE DEĞERLİ BİR TARİHÇİ PROF.DR.GÖKHAN ÇETİNSAYA HOCAMIZIN DA YÖK BAŞKANLIĞINA ATANMASI TARİH CAMİASI TARAFINDAN GURUR VE TAKDİRLE KARŞILANMIŞTIR. </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>TARİHİNE SAHİP ÇIKANLAR PLATFORMU OLARAK PROF.DR.AZMİ ÖZCAN VE PROF.DR.GÖKHAN ÇETİNSAYA HOCALARIMIZA GÖREVLERİNDE BAŞARILAR DİLER, KENDİLERİNİ TEBRİK EDERİZ. </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, YÖK Başkanlığı&#8217;na, Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya&#8217;yı seçti.</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezinden yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı  Gül&#8217;ün YÖK Üyesi ve Başkanı Prof.Dr. Yusuf Ziya Özcan&#8217;ın görev süresinin  yarın sona erecek olması nedeniyle boşalacak olan YÖK üyeliğine ve  başkanlığına İstanbul Şehir Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Çetinsaya&#8217;yı  seçtiği belirtildi.</p>
<p><strong>- Prof. Dr. Çetinsaya Kimdir? -<span id="more-3968"></span></strong></p>
<p>İstanbul&#8217;da 1964 yılında doğan Çetinsaya, Ankara Üniversitesi Siyasal  Bilgiler Fakültesi&#8217;nden 1985&#8242;te mezun oldu. Aynı fakültede 1988&#8242;de  yüksek lisansını tamamlayan Çetinsaya, 1994&#8242;te University of Manchester  Ortadoğu Araştırmaları Bölümünden doktora unvanını aldı.</p>
<p>Hacettepe Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Kamu  Yönetimi Bölümünde araştırma görevlisi olarak 1986-1994 yılları arasında  çalışan Çetinsaya, 1995-1999 yıllarında yardımcı doçent ve 1999-2002  yıllarında ise doçent olarak görev yaptı.</p>
<p>2002-2008 yıllarında İstanbul Teknik Üniversitesi İnsan ve Toplum  Bilimleri Bölümünde çalışan Çetinsaya, 2005 yılında profesör oldu.</p>
<p>Çetinsaya, 2000-2001 yılında Hacettepe Üniversitesi İktisadi İdari  Bilimler Fakültesi Yönetim Kurulu Üyeliği, 2002-2005 yıllarında İTÜ  İnsan ve Toplum Bilimleri Bölüm Başkanlığı, 2003-2005 yıllarında İTÜ  Fen-Edebiyat Fakültesi Yönetim Kurulu ve Fakülte Kurulu Üyeliği ve  2003-2005 yıllarında ise İTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü&#8217;nde çeşitli  anabilim dalı başkanlığı görevlerinde bulundu.</p>
<p>Gökhan Çetinsaya, 2001 yılında University of London, School of  Oriental and African Studies, 2004&#8242;te Free University of Berlin,  Institute for Turcology ve 2007-2008&#8242;te Woodrow Wilson International  Center for Scholars&#8217;ta misafir araştırmacı olarak çalıştı.</p>
<p>Amerika Ortadoğu Çalışmaları Cemiyeti (Middle East Studies  Association of North America, MESA) 1994 Malcom H. Kerr Sosyal Bilimler  Doktora Tez Ödülü Birinciliğini kazanan Çetinsaya, İngiltere Ortadoğu  Çalışmaları Cemiyeti (British Society for Middle Eastern Studies,  BRISMES) 1995 Leigh Douglas En İyi Doktora Tezi Ödülü&#8217;nü de kazandı.</p>
<p>Çalışma alanları arasında, Osmanlı ve Modern Türkiye Tarihi (19. ve  20. Yüzyıl), Ortadoğu Tarihi ve Siyaseti (19. ve 20. Yüzyıl) ve Türk Dış  Politikası olan Çetinsaya&#8217;nın ulusal ve uluslararası birçok makale ve  tebliğinin yanı sıra Ottoman Administration of Iraq, 1890-1908 adlı bir  kitabı yayımlandı.</p>
<p>2008 yılından itibaren İstanbul Şehir Üniversitesi Rektörlüğü görevini yürüten Çetinsaya, evli ve 2 çocuk babası.</p>

<p class="sayac_bilgi">11724 okunma</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbultarih.com/tarihci-prof-dr-gokhan-cetinsaya-yok-baskani-secildi-tebrikler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kendisi himmete muhtaç dede, nerde kaldı başkasına himmet ede</title>
		<link>http://www.istanbultarih.com/kendisi-himmete-muhtac-dede-nerde-kaldi-baskasina-himmet-ede/</link>
		<comments>http://www.istanbultarih.com/kendisi-himmete-muhtac-dede-nerde-kaldi-baskasina-himmet-ede/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Nov 2011 17:07:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>istanbultarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İktibas]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbultarih.com/?p=3933</guid>
		<description><![CDATA[
Değerli Türk büyüğü, bilge şahsiyet, mümtaz insan YILMAZ ÖZDİL, dün  (16 Kasım) bilgisini ve zekasını epey zorlayan bir yazı kaleme almış…
“Padişah Açılımı” isimli yazısının her  cümlesi ilkokul kitapları kaynak gösterilircesine yazılmış. İşin tuhaf  olanı da bu insanın kelimelerle, yüz binlerce insanın zihin dünyasına  ulaşıyor olması…
TBMM’nin 17 Kasım’da düzenlediği “Vefatının 150. Yılında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/11/sultan_abdulmecid.jpg"><img class="size-full wp-image-3934 aligncenter" title="sultan_abdulmecid" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/11/sultan_abdulmecid.jpg" alt="" width="259" height="194" /></a></p>
<p>Değerli Türk büyüğü, bilge şahsiyet, mümtaz insan YILMAZ ÖZDİL, dün  (16 Kasım) bilgisini ve zekasını epey zorlayan bir yazı kaleme almış…</p>
<p><strong><em>“Padişah Açılımı</em></strong>” isimli yazısının her  cümlesi ilkokul kitapları kaynak gösterilircesine yazılmış. İşin tuhaf  olanı da bu insanın kelimelerle, yüz binlerce insanın zihin dünyasına  ulaşıyor olması…</p>
<p>TBMM’nin 17 Kasım’da düzenlediği “Vefatının 150. Yılında Sultan  Abdülmecid ve Dönemi” isimli organizasyona takmış kafayı ve tarih  bilgisinin yeterli olup olmadığına bakmadan bir yazı döşenmiş muhterem.</p>
<p><strong><em>“Sultan 1. Abdülmecid”</em></strong> ifadesini kullanarak  -bizim bilmediğimiz bir 2. Abdümecid olsa gerek!- yazısına giriş yapan  ünlü düşünürümüz, Sultan Abdülmecid ile ahbaplığı olacak <strong><em>ki “Abdülmecid denen arkadaş öleli kaç sene oldu, Evet, 150 sene oldu”</em></strong> şeklinde devam ediyor bilgelik dolu satırlarına.<span id="more-3933"></span></p>
<p>Ve sözü 17 Kasım’a getiriyor… Biz gaflet  uykusundaki insanlara anlatıyor. Aslında bunun Sultan Abdülmecid ile bir  ilgisi olmadığını, Sultan Abdülmecid’in 25 Nisan’da doğup 26 Haziran’da  öldüğünü, 17 Kasım’ın konuyla ilgisi olmadığını söylüyor. Ve devam  ediyor <strong><em>“17 Kasım Mustafa Kemal için idam fermanı yazan Vahdettin’in Türkiye’den defolup gittiği gündür!”</em></strong> şeklinde son derece cesur bir cümle kuruyor. İhtimal odur ki bu güzide  mütefekkirimiz “inandığı şeyler uğruna gözünü budaktan esirgemeyen bir  aydın!” imajı çizmek istiyor… (Yazının tamamı için: <a href="http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19252191.asp?yazarid=249">http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19252191.asp?yazarid=249</a>)</p>
<p>Yılmaz Özdil’in kendini Sultan Abdülmecid’in arkadaşı ilan edip <strong><em>“Abdülmecid denen arkadaş”</em></strong> ifadesini kullanmasını, Sultan VI. Mehmed için <strong><em>“defolup gitti”</em></strong> ve yazının devamındaki <strong><em>“korkak fare”</em></strong> benzetmelerini, ünlü mütefekkirin kendi terbiye ve dünya görüşü  çerçevesinde değerlendirmek mümkündür. Sonuçta bu ülke insanı, kendi  değer yargılarına ve inandıklarına hakaret etme cüretini gösteren  kendini bilmezlerle ilk defa karşılaşmıyor. İşin dikkate değer bir başka  boyutu ise bu yazının dün akşam itibariyle (16 Kasım Saat: 23:50) 22  bin defa beğenilmiş ve 1800 kez Tweet edilmiş oluşu…</p>
<p>Neyse gelelim Yılmaz Özdil’in bilip bilmeden ya da bilip bilmemezlikten gelerek döşendiği yazının kritiğine…</p>
<p>İşin özü ve beyefendinin rahatsız olduğu konu şudur. Milli Saraylar  Daire Başkanlığı günümüzden yaklaşık 6 ay kadar önce Dolmabahçe  Sarayı’nı inşa ettiren padişahın vefatının 150. yılı dolayısıyla bir  sempozyum düzenlemeye karar vermiştir. Es-kaza bu organizasyona dair  yapılan toplantılardan birine bende katıldığım için konuya ilişkin  detaylara dair de fikir sahibiyim. Daire Başkanlığı, tercihen Kasım  ayında düzenlenecek ve birkaç gün sürecek organizasyon için  çalışmalarına Mayıs-Haziran gibi başlamıştır. Konuya ilişkin, Milli  Saraylar Daire Başkanlığı’nın yaptığı duyuruda da görüleceği üzere, bu  uluslar arası sempozyum 18-19 Kasım tarihleri arasında Dolmabahçe  Sarayı’nda düzenlenecektir.</p>
<p>Eeee. O zaman Yılmaz Özdil beyefendinin “17 Kasım’da güzel yurdumuzu  def olup gitmek suretiyle terk eden Vahdettin’i anacaklar” şeklinde  halkı kışkırtmaya çalışmasının nedeni nedir? Sultan Vahdettin ile  yakından uzaktan ilgisi olmayan bir konu için, üstelik bahsettiği  tarihte bile gerçekleşmeyecek olan bir organizasyon için, yalan yanlış  bilgiler vererek yüz binlerce insana ulaşacak bir yazı yazmanın gayesi  nedir?</p>
<p>Yoksa esas maksadı, yazının satır aralarına yerleştirilmiş ve Osmanlı  padişahlarına yönelik hakaret içerikli cümlelerde mi aramalıyız?</p>
<h3><strong><em>Konu Aynı Kahraman Farklı…</em></strong></h3>
<p>Aynı mevzu için, her kürsüye çıkışında fanatiklerini gözyaşlarına  boğan, meclisin renkli ismi Muharrem İnce de bugün meclis kürsüsünde boy  gösterdi. <strong><em>“Yazıklar olsun size!”</em></strong> nidalarıyla konuşmasına anlam kazandırdığını düşünen İnce, <strong><em>“TBMM’nin  başkanı 10 Kasım’da Atatürk’ü anma toplantısı için bu kağıdı  hazırlatıyor (A4 biçiminde bir kağıt), Son Halife Abdülmecid’i anmak  için ise bu davetiyeyi hazırlatıyor (yaldızlı ve tuğralı bir davetiye)”</em></strong> diyordu.</p>
<p>Şimdi gelelim vekili olduğu milletin tarihinden bi-haber olan sevgili  Muharrem İnce’ye… Öyle tahmin ediyorum ki birileri Muharrem İnce’nin  eline bir şeyler tutuşturmuş ve “Dolmabahçe’de Abdülmecid için anma  toplantısı yapacaklar bakın nasıl masraf yapmışlar davetiye  bastırmışlar. Atatürk için bile 10 Kasım’da dosya kağıdı kullanmışlardı”  şeklinde birkaç gaz cümlesiyle vekilimizi meclis kürsüsüne  yollamışlardır.</p>
<p>Bu gaz cümlelerinin etkisiyle olacak ki Cumhuriyetimizin yılmaz  bekçisi edası ile meclis kürsüsünde kükremeye başlıyor Muharrem İnce. Ve  Sultan 1. Abdülmecid ifadesini kullanan Yılmaz Özdil’in bir tık ötesine  geçiyor. <strong><em>“Son Halife Abdülmecid’i anmak için böyle bir  davetiye bastırıyorsunuz, 10 Kasım için dosya kağıdı kullanıyorsunuz,  yazıklar olsun diyor.”</em></strong> Öyle bir kendinden emin ifade ile  kuruluyor ki bu cümleler, benim diyen Sultan Abdülmecid ile Halife  Abdülmecid’i aynı kişi zanneder…</p>
<p>(Muharrem İnce’nin konuşması için: <a href="http://www.t24.com.tr/content/videodetay.aspx?vid=3555&amp;cid=27">http://www.t24.com.tr/content/videodetay.aspx?vid=3555&amp;cid=27</a> )</p>
<p>Ayrıca Muharrem İnce’nin elinde tuttuğu dosya kağıdının, 10 Kasım’da  mecliste düzenlenecek anma toplantısına dair duyuru kağıdı olduğunu ve  diğer elindeki davetiyenin de iddia ettiği gibi TBMM başkanı tarafından  değil, Milli Saraylar Daire Başkanlığı tarafından hazırlatıldığını  söylemekte fayda var.</p>
<p>Netice itibariye necip Türk milletine yol göstermek, onları bu gaflet  uykusundan uyandırmak için canhıraş bir halde mücadele veren iki mümtaz  şahsiyetin, kurtarmak istedikleri milletin tarihine ne kadar aşina  olduğu ortadadır.</p>
<p>Sanırım bunun üzerine söylenecek tek şey, güzel Anadolumuzun şu veciz sözü olacaktır:</p>
<p><strong>Kendisi himmete muhtaç dede, nerde kaldı başkasına himmet ede… </strong></p>
<p><strong>Yazan:</strong> Sinan Ceco / <a href="http://twitter.com/sinanceco">Twitter hesabı</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><strong>KAYNAK: http://www.muverrih.net/</strong></p>

<p class="sayac_bilgi">6067 okunma</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbultarih.com/kendisi-himmete-muhtac-dede-nerde-kaldi-baskasina-himmet-ede/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sultan Abdülmecid ve Dönemi Uluslararası Sempozyumu</title>
		<link>http://www.istanbultarih.com/sultan-abdulmecid-ve-donemi-uluslararasi-sempozyumu/</link>
		<comments>http://www.istanbultarih.com/sultan-abdulmecid-ve-donemi-uluslararasi-sempozyumu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Nov 2011 06:49:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>istanbultarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Programlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbultarih.com/?p=3925</guid>
		<description><![CDATA[2011 yılı Sultan Abdülmecid’in ölümünün 150. yılıdır. Bu münasebetle, Milli Saraylar Daire Başkanlığı tarafından “Ölümünün 150. Yılında Sultan Abdülmecid ve Dönemi (1839-1861)” adıyla bir Uluslararası Sempozyum düzenlenecektir.     

 
31. Osmanlı padişahı olan Sultan Abdülmecid devrinde Tanzimat ve Islahat fermanları ilan edilmiş, Türkiye’de günümüze kadar etkileri devam eden köklü reform hareketine girişilmiş, başta Dolmabahçe Sarayı olmak üzere İstanbul’da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: small;">2011 yılı Sultan Abdülmecid’in ölümünün 150. yılıdır. Bu münasebetle, Milli Saraylar Daire Başkanlığı tarafından <strong>“Ölümünün 150. Yılında Sultan Abdülmecid ve Dönemi (1839-1861)”</strong> adıyla bir Uluslararası Sempozyum düzenlenecektir.     </span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><a href="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/11/SULTAN-ABDÜLMECİD.jpg"><img class="aligncenter size-large wp-image-3926" title="SULTAN ABDÜLMECİD" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/11/SULTAN-ABDÜLMECİD-723x1024.jpg" alt="" width="434" height="614" /></a></span></p>
<p> </p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong><span id="more-3925"></span>31. Osmanlı padişahı olan Sultan Abdülmecid devrinde Tanzimat ve Islahat fermanları ilan edilmiş, Türkiye’de günümüze kadar etkileri devam eden köklü reform hareketine girişilmiş, başta Dolmabahçe Sarayı olmak üzere İstanbul’da ve ülkenin her yanında çok önemli tarihi eserler inşa edilmiştir. Türkiye’nin Modernleşme serüveni ve Avrupa ile ilişkileri açısından çok önemli gelişmeler yaşanmıştır.  Sempozyum dolayısıyla dönemi araştıran bilim adamlarının bulgu ve değerlendirmelerinin birlikte sunulması ve günümüz dünyasına ışık tutacak sonuçlar çıkarılması beklenmektedir. Oturumlar </strong><strong>Dolmabahçe Sarayı Medhal Salonu’nda </strong>gerçekleşecektir.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>PROGRAM </strong></span></span><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>18 KASIM CUMA</strong></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>                                                                                                      </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>10.00 Açış Konuşmaları</strong></span></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Yasin Yıldız                                                          </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Cemil Çiçek  (T.B.M.M. Başkanı)</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>Açılış Oturumu : 10.40 – 12.00</strong></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>Başkan : Prof. Dr. İlber Ortaylı  </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">                                                                                                                   </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> Prof. Dr. Nuran Kara Plehverian, Sultan Abdülmecid ve Bezmialem Valide Sultan. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> Prof. Dr. Hüsrev Subaşı: Sultan Abdülmecid’in Hattatlığı. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> Doç. Dr. Mustafa Küçükaşçı:  Sultan Abdülmecid ve Haremeyn’e Hizmetleri.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> Necdet Sakaoğlu: Sultan Abdülmecid’in Kişiliği.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>12.00 – 13.30 : ÖĞLE ARASI</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>2. Oturum : 13.30 – 14.50  </strong></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>Başkan : Prof. Dr. Akif Aydın </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Prof. Dr. Butrus Abu-Manneh: The Hatt-i Sherif Gulhane and the Hatt-i Humayun: Continuity or Change.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> Prof. Dr. Mehmet Seyitdanlıoğlu: Sened-i İttifakdan Kanun-ı Esasiye Tanzimat Döneminde Osmanlı Anayasal Gelişmeleri.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> Prof. Dr. Macit Kenanoğlu: Sultan Abdülmecid Devri Arazi Hukuku –1858 Arazi Kanunnamesi.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>14.50 – 15.10  ARA</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>3. Oturum : 15.10 – 16.30  </strong></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>Başkan : Prof. Dr. Mehmet İpşirli  </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Yrd. Doç. Dr. Akşin Somel: Usul-i Atika’dan Usul-i Cedide’ye Geçiş Sürecinde Abdülmecid Çağı ve Maarif Reformları Sorunsalı.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> Öğr. Gör. Dr. Göksun Akyürek: Bir Hayalin Peşinde: Sultan Abdülmecid Döneminde Eğitimde Reform ve Darülfünun’un Kuruluşu.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> Doç. Dr. Mehmet Ö. Alkan: Abdülmecid Döneminde Tanzimat Modernleşmesi.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong>Yrd. Doç. Dr. Gültekin Yıldız: Asâkir-i Mansuriyye’den Asâkir-i Nizâmiyye’ye: Abdülmecid Döneminde Düzenli Ordu</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>16.30 – 16.50  ARA </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>4. Oturum : 16.50 – 18.10  </strong></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>Başkan : Prof. Uğur Derman </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Doç. Dr. Nilgün Doğrusöz : Abdülmecid Dönemi Klasik Türk Musikisi. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Selçuk Alimdar : Sultan Abdülmecid’in Batı Müziğini Himayesi.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> Prof. Dr. Wendy Shaw : Adopting the Iconography of European Empire : Imperial Portraiture under Sultan Abdülmecid.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Yrd. Doç. Dr. Turgut Subaşı: Canning’in Raporlarına Göre Abdülmecid Ve Sultan’a İngiltere Tarafından Verilen Knight Of  The Garter (Dizbağı Nişanı).    </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>19 KASIM CUMARTESİ</strong></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>5. Oturum : 10.00 – 11.20   </strong></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>Başkan :  Dr. Sinan Genim </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Prof. Dr. Baha Tanman: Sultan Abdülmecid Dönemi Dini Mimarisine Genel Bir Bakış.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> Yrd. Doç. Dr. Selman Can: Sultan Abdülmecid Dönemi Mimarlık Örgütünün Yapısı ve İşleyişi.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Dr. Miyuki Aoki Girardelli: Saray’dan Şehre: Abdülmecid Dönemi Mimari Ortamında Avrupalı ve Gayrımüslim Aktörler.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Prof. Dr. Afife Batur: Abdülmecid Döneminin Önemli Bir Mimarı : William James Smith ve Yapıtları.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>11.20 – 11.40   ARA </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>6. Oturum :  11.40 – 13.00 </strong></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>Başkan : Mehmet Genç </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Prof. Dr. Coşkun Çakır: Abdülmecid Devri Osmanlı Maliyesi. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Prof. Dr. Ahmet Kala: Abdülmecid Döneminde Özel Sektör Yatırımları. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Candan Sezgin : Atölyeden Fabrikaya Dönüşüm Modeli Olarak Hereke Fabrika-i Hümayunu. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Cengiz Göncü: Sultan Abdülmecid ve Dolmabahçe Sarayının İnşası.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>13.00 – 14.00 ÖĞLE ARASI </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>7. Oturum : 14.00 – 15.20 </strong></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>Başkan  : Prof. Dr. Tufan Buzpınar </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak : Sultan Abdülmecid ve İstanbul ile Kahire Arasındaki Etkileşimin Yeni Bir Boyut Kazanması.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong>Prof. Dr. Azmi Özcan : Kırım Harbi </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> Yrd. Doç. Dr. Burak Onaran  : Abdülmecid’i Nasıl Devirmeli: Kuleli Vakası (1859) İstintaknamelerindeki İsyan ve Suikast Planları.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> Dr. Muharrem Varol : Sultan Abdülmecid Devri Devlet Ricali.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>15.20 – 15.40 ARA</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>8. Oturum :  15.40 – 17.00  </strong></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>Başkan : Prof. Dr. Ramazan Kaplan </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Prof. Dr. Abdullah Uçman: Tanzimat’ta Yeniliği Hazırlayan Şartlar; Dil, Edebiyat, Basın.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Prof. Dr. Uygur Kocabaşoğlu: Sultan Abdülmecid Döneminde Osmanlı Basını Üzerine Gözlemler. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Yrd. Doç. Dr. Kayahan Özgül: Devr-i Mecidî Edebiyatına Genel Bir Bakış.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Ekrem Işın: Sultan Abdülmecid Döneminde İstanbul’da Gündelik Hayat.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>17.00 &#8211; -17.20 : ARA </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>9. Oturum :  17.20 – 18.40  </strong></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>Başkan : Prof. Dr. Ali Akyıldız </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Yrd. Doç. Dr. Abdülhamit Kırmızı: Tanzimat Devrinde İdari Teşkilat. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Doç. Dr. Yonca Köksal: Tanzimat ve Yerel Yönetimler: Ankara, Edirne ve Bulgaristan’dan Örnekler.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Güller Karahüseyin:  Sultan Abdülmecid’in Hatt-ı Hümayunları. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Doç. Dr. İlhami Yurdakul: Sultan Abdülmecid Devri Şeyhülislamları ve Yenileşme.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>18.40 – 19.30 : ARA</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>Değerlendirme Oturumu  :  19.30 – 21.00   </strong></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong> </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong id="ecxyui_3_2_0_1_13210287439743013">Başkan : Taha Akyol </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Prof. Dr. İlber Ortaylı                                                                  </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Prof. Dr. Zekeriya Kurşun                                                             </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya </span></span></p>

<p class="sayac_bilgi">3995 okunma</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbultarih.com/sultan-abdulmecid-ve-donemi-uluslararasi-sempozyumu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yetkilileri Göreve Çağırıyoruz &#8211; Camiler meyhane olarak kullanılıyor!</title>
		<link>http://www.istanbultarih.com/yetkilileri-goreve-cagiriyoruz-camiler-meyhane-olarak-kullaniliyor/</link>
		<comments>http://www.istanbultarih.com/yetkilileri-goreve-cagiriyoruz-camiler-meyhane-olarak-kullaniliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Nov 2011 23:58:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>istanbultarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anasayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihine Sahip Çıkanlar Topluluğu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbultarih.com/?p=3897</guid>
		<description><![CDATA[Eserlerin bânîlerinin ve ecdâdın ruhaniyeti mutlaka bu durumdan rahatsızdır. Bizlerde Tarihine Sahip Çıkanlar Platformu olarak bu ayıbın derhal sona erdirilmesini, Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait bu ve benzeri tarihi yapıların vakfiyelerine uygun bir biçimde &#8211; hizmet amacıyla &#8211;  kullanılması için YETKİLİLERİ ÂCİLEN GÖREVE ÇAĞIRIYORUZ&#8230; 

Vakıflar Müdürlüğü’nün himayesinde olan birçok tarihi cami, mescit ile dergâhın meyhane ve içkili restoran olarak kullanıldığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Eserlerin bânîlerinin ve ecdâdın ruhaniyeti mutlaka bu durumdan rahatsızdır. Bizlerde Tarihine Sahip Çıkanlar Platformu olarak bu ayıbın derhal sona erdirilmesini, Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait bu ve benzeri tarihi yapıların vakfiyelerine uygun bir biçimde &#8211; hizmet amacıyla &#8211;  kullanılması için YETKİLİLERİ ÂCİLEN GÖREVE ÇAĞIRIYORUZ&#8230; </strong></p>
<p><a href="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/10/kadeh-tokuşturulan-camiler.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-3898" title="kadeh tokuşturulan camiler" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/10/kadeh-tokuşturulan-camiler.jpg" alt="" width="510" height="226" /></a></p>
<p><strong>Vakıflar Müdürlüğü’nün himayesinde olan birçok tarihi cami, mescit ile dergâhın meyhane ve içkili restoran olarak kullanıldığı ortaya çıktı. İşte kadeh tokuşturulan camiler&#8230;</strong></p>
<p><span id="more-3897"></span>Araştırmacı-Yazar Müfid Yüksel’in ortaya çıkardığı bilgilere göre Vakıflar Müdürlüğü’nün himayesinde olan, Beyoğlu’ndaki Kâtip Mustafa Çelebi Mescidi İstiklal Meyhanesi’ne çevrilirken, Sultanahmet’teki Şeyh Kaygusuz İbrahim Baba Kâdirî Dergâh-ı Şerîfi bugün içkili restoran olarak kullanılıyor.</p>
<p>Cumhuriyetin ilk yıllarında Osmanlı kültürüne ve İslami eserlere karşı yürütülen sistematik unutturma, tahrip etme ve yok etme çalışmaları neticesinde birçok Osmanlı eseri cami, mescit ve dergâh bugün işlevinin dışında kullanılıyor. Araştırmacı-Yazar Müfit Yüksel, yaptığı araştırmalarla gerek İstanbul&#8217;da gerekse de Anadolu&#8217;da şu an Vakıflar Müdürlüğü himayesinde olan Osmanlı eserlerinin saygısızca meyhanelere dönüştürüldüğünü ortaya çıkardı.</p>
<p><strong>KATİP MUSTAFA ÇELEBİ MESCİDİ’Nİ İSTİKLAL MEYHANESİ’NE ÇEVİRDİLER</strong></p>
<p>Beyoğlu Kâtip Mustafa Çelebî Mahallesi Çukur Çeşme sokağında bulunan Katip Mustafa Çelebi Mescidi bu tarihi ayıptan nasibini alan mescitlerden! Caminin bânisi Kâtip Mustafa Çelebî, Beyoğlu Ağa Camii’nin bânisi sonradan Şeyhu’l-Harem olarak Medine-i Münevvere’de vefat etmiş olan Kapı Ağası Hüseyin Ağa’nın kâtibidir. Kabri Beyoğlu Firuz Ağa mahallesindeki Firuz Ağa Camii karşı köşesinde yer alan mektebinin altında bulunmaktaydı. Bu mektep ve türbe bugün mevcut değil. Cami, 30’lı yıllarda kadro harici bırakılmış. 9 Ağustos 1941 tarihinde cami binası arsası ile beraber Vakıflar Müdürlüğü tarafından 4010 lira bedel karşılığı Şükrü Bıkmaz adlı bir şahsa satılarak yıktırılmış, yerine üç katlı betonarme bina yapılmış. Bu üç katlı bina en son 2005 yılında Turizm Bakanlığı’ndan alınan ruhsatla İstiklâl Meyhanesi’ne dönüştürülmüş.</p>
<p><strong>HALVETÎ DERGAHI VE CAMİİ SERGİ SALONU YAPILDI<br />
</strong><br />
Cankurtaran Mahallesi, Caferiye Sokak’ta yer alan, Erdebilî Sinânuddîn Halvetî Dergâhı Camii de aslından yoksun durumda. Tekke-Mescid 934/1528 tarihinde, Cemal-i Halvetî&#8217;nin hulefasından Şeyh Yusuf Sinânuddîn El-Erdebîlî tarafından kurulmuş İstanbul&#8217;un çok önemli Halvetî dergâhlarından biri. Dergâh&#8217;ta 13 Postnişîn gelmiş olup, son postnîşini Halîl Sırrı Efendi. Çeşitli zamanlarda restorasyon ve tecdid gören tekke-cami en son Mimar Kemaleddin tarafından yenilenmiş. Vakıflara bağlı olan bu cami de, 1930&#8242;lu yıllarda kadro harici bırakılmış, şu sıralar ise (mihrâbı dahil) el sanatları satış sergi reyonu olarak kullanılıyor.</p>
<p><strong>KADİRİ DERGAHI DA MEYHANE YAPILDI!<br />
</strong><br />
Sultanahmet, Alemdar Mahallesi, İncili Çavuş Sokak’ta da, Şeyh Kaygusuz İbrahim Baba Kâdirî Dergâh-ı Şerîfi şu an içkili restoran olarak kullanılıyor. Bina 1863 yılında yapılmış. Kâdirî tarikine mensup Dergâh&#8217;ta Bolulu Kaygusuz İbrahim Baba&#8217;dan sonra, sırayla Şeyh Süleyman Sabri, Şeyh Mehmed Surûrî, Şeyh El-Hâcc Mustafa Şevki, Şeyh Hasan Rıza Efendiler postnişîn olmuş. Vakıflar Müdürlüğüne ait bu dergâh-ı şerîf binası, Vakıflarca İçkili lokantaya/meyhaneye kirâya verilmiş.Yüksel: Çok sayıda meyhane yapılan mescid ve dergah var.</p>
<p><strong>Kaynak: <a href="http://www.yeniakit.com.tr/" target="_blank">Yeni Akit</a></strong></p>

<p class="sayac_bilgi">3469 okunma</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbultarih.com/yetkilileri-goreve-cagiriyoruz-camiler-meyhane-olarak-kullaniliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sultan Vahdeddin&#8217;in Milli Mücadele&#8217;ye desteği İngiliz Belgelerinde çıktı</title>
		<link>http://www.istanbultarih.com/sultan-vahdeddinin-milli-mucadeleye-destegi-ingiliz-belgelerinde-cikti/</link>
		<comments>http://www.istanbultarih.com/sultan-vahdeddinin-milli-mucadeleye-destegi-ingiliz-belgelerinde-cikti/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Jun 2011 09:53:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>istanbultarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap-Dergi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbultarih.com/?p=3788</guid>
		<description><![CDATA[
Yakın tarihe ışık tutacak bilgilerin yer aldığı ve 90 yıldır İngiltere Devlet Arşivi&#8217;nde bulunan Türkiye Raporu orijinal haliyle yayımlandı.
1921&#8242;de İstanbul&#8217;da bulunan İngiliz Yüksek Komiseri Sir Horace Rumbold&#8217;un kaleme aldığı raporda Padişah Vahdettin&#8217;in Millî Mücadele&#8217;ye açıkça destek verdiği anlatılıyor. İstanbul&#8217;daki nazırlardan birinin bu süreçte Millî Mücadele güçlerine silah ve cephane tedarikinde bulunduğu belirtiliyor. Anadolu&#8217;ya asker, savaş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/06/m_vahdettin_k.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-3789" title="m_vahdettin_k" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/06/m_vahdettin_k.jpg" alt="" width="650" height="248" /></a></p>
<p><strong>Yakın tarihe ışık tutacak bilgilerin yer aldığı ve 90 yıldır İngiltere Devlet Arşivi&#8217;nde bulunan Türkiye Raporu orijinal haliyle yayımlandı.</strong></p>
<p>1921&#8242;de İstanbul&#8217;da bulunan İngiliz Yüksek Komiseri Sir Horace Rumbold&#8217;un kaleme aldığı raporda Padişah Vahdettin&#8217;in Millî Mücadele&#8217;ye açıkça destek verdiği anlatılıyor. İstanbul&#8217;daki nazırlardan birinin bu süreçte Millî Mücadele güçlerine silah ve cephane tedarikinde bulunduğu belirtiliyor. Anadolu&#8217;ya asker, savaş malzemesi vs. göndermek için İstanbul&#8217;da örgütlerin kurulduğuna da dikkat çekiliyor. Ayrıca resmî tarihi sarsıcı şu tespitlere yer veriliyor: &#8220;İstanbul hükümeti, Yunanlılarla mücadelede Ankara&#8217;dan yana tavır koymuştur&#8230;&#8221;<span id="more-3788"></span></p>
<p>Türkiye hakkında ayrıntılı ve çarpıcı bilgiler içeren belgeleri yayımlayan Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi <strong>Yrd. Doç. Dr. Ali Satan</strong>, söz konusu raporların kapsamlı ve soğukkanlı analizler olduğunu belirterek, objektif veriler barındırdığını ve döneme ait bilgilerimizi zenginleştirdiğini dile getiriyor. Raporda resmî tarihi sarsıcı şu ilginç tespitler yer alıyor: &#8220;İstanbul hükümeti, Yunanlılarla mücadelede doğal olarak Ankara&#8217;dan yana tavır koymuştur&#8230; Sadrazam ve Hariciye nazırı, Ankara hükümeti ile doğrudan ilişkilerinin olmadığını söylese de buna inanmak güçtür&#8230; İstanbul hükümeti nazırları Ankara&#8217;dan bağımsız görünmekle beraber Ankara&#8217;nın görüşlerini göz önünde tutuyorlardı.&#8221; Öte yandan, İngiliz diplomatlar yazdıkları raporda, İtilaf Devletleri&#8217;nin Türk-Yunan savaşında tarafsız olduklarını ilan etmelerinden sadece birkaç gün sonra bu karara uymama konusunda anlaştıklarını itiraf ediyor.</p>
<p>Ali Satan, Ankara&#8217;nın Milli Mücadele zamanında Müslüman ülkelerden yardım istemesinin İtilaf Devletleri&#8217;ni kaygılandırdığının raporlardan anlaşıldığını ve bu durumun raporlara, &#8216;Ankara&#8217;nın dış ilişkilerinde panislamist bir etki görülmektedir&#8217; diye geçtiğini ifade ediyor. Kitabın, dönem ile ilgilenen herkes için kaynak bir eser olduğuna dikkat çeken Satan, &#8220;Raporlarda, azınlıkların durumu, ekonomik ve adlî reformlar, sıhhî hizmetler, gümrükler gibi pek çok konuda bilgiler sunulmakta. Yalnızca siyasî tarih için değil, sosyal tarih ve şehir tarihi araştırmaları için de değerli bir kaynak.&#8221; diyor.</p>
<p><a href="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/06/vahdettin2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-3790" title="vahdettin2" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/06/vahdettin2.jpg" alt="" width="450" height="214" /></a></p>
<p><strong>Dokümanların ortaya koyduğu gerçekler</strong></p>
<p>&#8220;Sadrazam ve Harbiye nazırının inkâr etmesini rağmen İstanbul hükümeti, Anadolu direnişini destekliyor, silah ve cephane gönderiyor.&#8221;</p>
<p>&#8220;Ankara&#8217;nın dış ilişkilerinde panislamist etki görülmektedir.&#8221;</p>
<p>&#8220;İngiltere Türklerin mukavemetini, direncini görmek istiyor.&#8221;</p>
<p>&#8220;Türkler, Yunanlıların arkasında İngiltere&#8217;nin olduğunu bilerek hareket ediyor.&#8221;</p>
<p><a href="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/06/vahdettin-3.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-3791" title="vahdettin-3" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/06/vahdettin-3.jpg" alt="" width="250" height="405" /></a></p>

<p class="sayac_bilgi">9325 okunma</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbultarih.com/sultan-vahdeddinin-milli-mucadeleye-destegi-ingiliz-belgelerinde-cikti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Siyonistlerden &#8220;Yahudileri öldürttük&#8221; itirafları</title>
		<link>http://www.istanbultarih.com/siyonistlerden-yahudileri-oldurttuk-itiraflari/</link>
		<comments>http://www.istanbultarih.com/siyonistlerden-yahudileri-oldurttuk-itiraflari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 May 2011 22:19:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>istanbultarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İktibas]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbultarih.com/?p=3785</guid>
		<description><![CDATA[
İlâhî Mesajlar Toprağı Filistin adıyla dilimize çevrilen kitabında Roger Garaudy, Yahudi asıllı devlet adamı, düşünür ve yazarların ağzından Hitler’in Yahudilere karşı yaptığı soykırıma Siyonist liderlerin yardımcı olduğunu gözler önüne seriyor.
Roger Garaudy’nin kitabında yer alan bilgilere göre, Ortadoğu’da bir Yahudi devleti, yani şimdi İsrail’i kurmak için o dönemin Siyonist liderleri gerek doğrudan gerekse dolaylı olarak Nazilerle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/06/ryec5eqq.gif"><img class="aligncenter size-full wp-image-3786" title="ryec5eqq" src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/06/ryec5eqq.gif" alt="" width="280" height="210" /></a></strong></p>
<p><strong>İlâhî Mesajlar Toprağı Filistin </strong>adıyla dilimize çevrilen kitabında <strong>Roger Garaudy</strong>, Yahudi asıllı devlet adamı, düşünür ve yazarların ağzından Hitler’in Yahudilere karşı yaptığı soykırıma Siyonist liderlerin yardımcı olduğunu gözler önüne seriyor.</p>
<p>Roger Garaudy’nin kitabında yer alan bilgilere göre, Ortadoğu’da bir Yahudi devleti, yani şimdi İsrail’i kurmak için o dönemin Siyonist liderleri gerek doğrudan gerekse dolaylı olarak Nazilerle işbirliği yapmışlar ve milyonlarca Yahudi’nin göz göre göre öldürülmesine çanak tutmuşlar.</p>
<p>Garaudy’nin Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları arasında çıkan kitabında, Yahudi asıllı dünyaca ünlü hanım filozof Hannah Arendt’in, Siyonist liderlerin Hitler’le suç ortaklığı yaptığını ve bunun inkâr edilmez bir gerçek olduğunu şöyle haykırdığı açıklanıyor: “Yahudilerin kendi kendilerini katlettikleri ‘tezimi’ herkes hemen anladı ve tekrarladı.”<span id="more-3785"></span></p>
<p>Garaudy, Hannah Arendt’in Eichmann in Jerusalem/Eichmann Kudüs’te, s. 141) kitabını kaynak gösteriyor ve Hannah Arendt, Kudüs’te Eichmann davasını takip ettikten sonra kesinlikle şu kesin sonuca varıp şu gerçeği bütün dünyaya ilân ettiğine dikkat çekiyor:<br />
“Hakikat şu ki, eğer Yahudi halkı gerçekten örgütsüz ve lidersiz olsaydı, kaos hüküm sürer ve çok daha fazla sefalet olur, fakat kurban sayısı dört buçuktan altı milyona kadara ulaşmazdı. Freudiger’in hesaplamalarına göre, eğer Yahudiler, Yahudi Konseylerinin talimatlarına uymasalardı, yüzde ellisi kurtulurdu.”<br />
İsrail devletinin kurucu babalarından Ben Guryon’un da 7 Aralık 1938’de İşçi Partisi’nin Siyonist yöneticileri önünde meydan okurcasına yaptığı itirafta bu inanılmaz gerçeği aynen kabul ediyor: “Şayet ben Almanya’nın bütün çocuklarını İngiltere’ye getirerek tamamını, onları İsrail Toprağı’na naklederekse ancak yarısını kurtarmanın mümkün olduğunu bilseydim, ikinci şıkkı tercih ederdim. Zira bizler sadece o çocukların hayatını değil, İsrail halkının tarihini de göz önünde bulundurmalıyız.”</p>
<p>Garaudy, Yahudi’nin Yahudi’ye ettiği bu insanlık dışı davranışı bir başka İsrailli devlet adamının ağzından da şöyle veriyor:</p>
<p>İsrail Adalet Bakanlığı da yapmış olan Shamuel Tamir, Kastner Davası’ndaki ifadesinde şöyle diyordu: “1944 Temmuz ortasına, günde on iki bin ölümün başlamasından altı hafta sonrasına kadar, Yahudi Ajansı veya Siyonist bir yetkili tarafından, kitle hâlinde sürgünlerin başladığını ve yarım milyon insanın çoktan imha edildiğini duyurmak için, resmen tek kelime edilmedi.</p>
<p>Yahudi Ajansı o sırada Macaristan Yahudilerinin kaderi ve sürgünler hakkında en iyi ve en doğru bilgilere sahipti. Daha önce Mahkeme önünde de ispat edildiği gibi, bu konuda İngiliz sansürü de yoktu… Bir buçuk ay boyunca Bay Sharett ve Yahudi Ajansı ellerindeki haberleri bilerek ve kasten çöpe attılar.” Sözlerini şöyle sürdürdü: “Niçin bu korkunç haberler Ben Guryon, Sharett, Weizmann ve bütün resmî yöneticiler tarafından çöpe atıldı? Çünkü Filistin’de halk Macaristan’da olup biteni ve liderlerinin taş kalpliliğini bilseydi, toprağımızda bir fırtına kopar ve iktidar onların ellerinden giderdi. Ve onlar için en önemli olan, öyle görünüyor, iktidardı.”</p>
<p>İlâhî Mesajlar Toprağı Filistin kitabından insanın kanını donduran şu bilgileri de okuyoruz:</p>
<p>Haham Michael Dov Weissmandel, 15 Mayıs 1944’te, Lublin yakınlarında bir mahzene saklanmışken, Yahudi Ajansı’na şu mesajı ulaştırıyordu: “Sizler, bizim Filistinli ve diğer bütün ülkelerdeki kardeşlerimiz, bütün Krallıkların siz bakanları, bu on binlerce cinayet karşısında nasıl sessiz kalabiliyorsunuz?&#8230;”</p>
<p>Yahudi Ajansı yetkilileri, Haham Michael Dov Weissmandel’in kendilerine gönderdiği şu net kurtarma plânlarını bile onlara iletmiyorlardı: “Auschwitz ölü yakma fırınlarının bir hava bombardımanıyla tahrip edilmesini istiyoruz. İlişikteki haritada görüldüğü gibi onlar rahatça görülebilecek durumdadır. Böylesi bombardımanlar kâtillerin işini geciktirecektir. Daha da önemlisi, batı Macaristan ile Polonya arasındaki demiryollarını ve Karpatlar civarındaki köprüleri bombalamaktır. Diğer işleri bırakın ve bunları yapın! Sizin ihmaliniz yüzünden her gün on bin kişinin ölmekte olduğunu hatırlayın!</p>
<p>Siz, ey İsrail oğulları, yoksa aklınızı mı kaybettiniz? Etrafımızdaki cehennemi görmüyor musunuz? Paranızı kim için saklıyorsunuz? Ya kâtil ya da çıldırmış olmalısınız sizler!”</p>
<p>Haham Weissmandel, onların ne gibi mazereti olduğunu merak ediyordu: “Acaba haberiniz mi yok?”</p>
<p>Fakat Kastner Davası’nda, Yahudi Ajansı’ndan Menachem Bader’e soruldu: “Haham Weissmandel’in bu mektubunu aldınız mı?” Cevap verdi: “Bu tür mektupları her gün alıyorduk.”</p>
<p>Macaristan Yahudilerine reva görülen</p>
<p>Siyonist yöneticilerin Nazilerle işbirliğinin en çarpıcı örneği, Siyonist Teşkilât Başkan Yardımcısı Rudolf Kastner örneğidir: “Macaristan Yahudilerinin sürgünü sırasında Eichmann onunla görüşmeler yapmıştır. Bu iki adam bir uzlaşmaya varmışlardır. Buna göre, Eichmann birkaç bin Yahudi’nin Filistin’e gitmesine ‘yasa dışı olarak’ göz yumacak (gerçekte ise onların trenleri Alman polisi tarafından durdurulacaktı); buna karşılık da yüzbinlerce Yahudi’nin Auschwitz istikametinde sevkedildiği kamplarda ‘düzen ve sükûnet’ hüküm sürecekti. Bu anlaşmada sözü edilen birkaç bin sağ kalacak kişi seçkin kimseler ve bizzat Eichmann’ın tabiriyle ‘en iyi biyolojik materyel’ olan Siyonist gençlik üyeleriydi. Eichmann’ın dediğine bakılırsa, Dr. Kastner bir “fikir” için dindaşlarını feda etmişti ve bunun böyle olması iyiydi. Eichmann Davası’na bakan üç hâkimden biri olan Benjamin Halevi, Kastner Davası’nda başkanlık kürsüsündeydi. Kastner, Eichmann ve diğer yüksek düzeydeki Nazilerle işbirliği etmekle suçlanmıştı. Halevi, Kastner’in ‘ruhunu şeytana satmış olduğu’ kanaatine varıyordu.”</p>
<p>Kurbanlık koyunlar gibi…</p>
<p>Siyonist lider Kastner, Siyonist hedefler için “yararlı” 1 684 kişiyi Filistin’e gönderme hakkını elde etmek için, Eichmann’a 476 bin Yahudi’nin direniş göstermeden gideceği garantisini veriyordu. Çünkü kendisi yani Kastner, imha edilmek üzere gönderildiklerini onlardan saklayacak ve onları bunun sadece basit nakil işi olduğuna inandıracaktı. Hâkim Halevi devam ediyor: “Macaristan gettolarının Yahudi kitleleri, başlarına gelecekten habersiz sürgün trenlerine kuzu kuzu bindiler. Kendilerinin sadece Kenyermeze’ye nakledildikleri yalan haberine tamamen güvenmişlerdi… ‘Seçkin’ bir kesimi kurtarmak için Yahudilerin çoğunluğunun hayatını feda etmek Kastner ile Naziler arasındaki anlaşmanın esasını oluşturuyordu. Hâlbuki ‘Yardım Komiteleri’nin yöneticileri vazifelerini yapmış olsalardı, binlerce Kluj, Nodvarod veya diğer tarafların Yahudileri sınırdan (Romanya’ya) kaçabilirlerdi.”</p>
<p>“Haaretz” gazetesinde Dr. Moshe Keren, 14 Temmuz 1955’te şöyle yazıyordu: “Kastner Nazilerle işbirliği etmekten dolayı sanık sandalyesine oturtulmalıdır…” Ama Yediot Aharonot akşam gazetesi (23 Haziran 1955), bunun niçin yapılamayacağını çok iyi izah ediyordu: “Eğer Kastner yargılanacak olursa, bu davanın ortaya çıkaracağı gerçeklerden ötürü, milletin önünde tam bir yıkıma uğrayacak olan hükümet üyelerinin tamamıdır.”</p>
<p>“O Yahudiler zaten değersizdi!”</p>
<p>Garaudy, İsrail devletini sadece “seçkin” ve “zengin” Yahudilerle kurabilmek için Siyonistlerin kendi dindaşlarına reva gördükleri acımasızlığı eserinde bir bir gözler önüne seriyor. İnsanı insanlığından utandıran bu vahşete ve bu anlayışa aşağıdaki satırlarda bir Yahudi hâkim tarafından verilen hükmü okuyunca artık söyleyecek hiçbir sözümüz kalmıyor. İşte Kastner’i aklayan hâkimin sözleriyle ilgili olarak kitapta anlatılanlar:</p>
<p>Ancak Kastner “tam zamanında” öldü ve İsrail Hükümeti davayı temyize götürdü. Yüce Divan üyelerinin çoğunluğu tarafından Kastner “aklanmak”la kalınmadı, bir de kendisine arka çıkıldı. Hâkimlerin çoğunluğu adına kararı okuyan Hâkim Shlomo Chessin’in temel tezi şu idi: “Macaristan Yahudileri, uzun zamandan beri ağaçta kurumuş kalmış bir dal idi… Ne fiziken, ne de zihnen direniş yapabilecek güçte değildiler…”</p>
<p>Dünya çapında bir düşünür</p>
<p>Eskiden Fransa’nın dünya çapında ünlü komünist düşünür ve siyasilerinden iken sonradan Müslüman olan Roger Garaudy’nin Batı ülkelerinde fiilen yasaklanan “İlâhî Mesajlar Toprağı Filistin” kitabında sadece Siyonist-Nazi işbirliği anlatılmıyor. İsrail devletinin kurulabilmesi için Osmanlı Devleti’nin nasıl çökertildiği de gözler önüne seriliyor.</p>
<p>İlâhî Mesajlar Toprağı Filistin, Irak’tan başlayıp Suriye, Lübnan ve Ürdün’ü içine alıp Mısır’a kadar uzanan ve adına “Verimli Hilâl” denilen tarihî toprakların üç bin yıllık macerası da gözler önüne seriliyor. Eserde, medeniyetler kavşağı ve insanların birbiriyle dostça buluştuğu bu toprakların Osmanlı’nın yıkılışı ve ardından da İsrail devletinin kurulmasından itibaren nasıl cehenneme dönüştürüldüğü belgeleriyle ortaya koyuyor.</p>
<p>Ayrıca kitaptan İsrail devletini daha Napolyon döneminden itibaren sırf Osmanlı’yı yıkmak ve Doğu’yu sömürgeleştirmek için Batı’nın kurdurmaya çalıştığını öğreniyoruz.</p>
<p>Batı’dan güçlü bir destek alan İsrail’in “Nil’den Fırat’a kadar uzanan Vaat Edilmiş Toprak” idealini büyük bir sabırla, fakat sinsice adım adım nasıl gerçekleştirmekte olduğu da bu eserde bütün çıplaklığı ve güncelliğiyle ortaya konuyor.</p>

<p class="sayac_bilgi">3909 okunma</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbultarih.com/siyonistlerden-yahudileri-oldurttuk-itiraflari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evliya Çelebi’den Fatih Üniversitesine Dair Notlar! &#8211; Prof. Dr. Mehmed İpşirli</title>
		<link>http://www.istanbultarih.com/evliya-celebi%e2%80%99den-fatih-universitesine-dair-notlar-prof-dr-mehmed-ipsirli/</link>
		<comments>http://www.istanbultarih.com/evliya-celebi%e2%80%99den-fatih-universitesine-dair-notlar-prof-dr-mehmed-ipsirli/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Mar 2011 18:12:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>istanbultarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbultarih.com/?p=3632</guid>
		<description><![CDATA[Evliya Çelebi’nin 400. doğum yıldönümü münasebetiyle Fatih Üniversitesinde bir toplantı düzenlendi. Toplantıda, Tarih Blümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet İpşirli’nin Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’sindeki üslup özelliklerini baz alarak yaptığı konuşma büyük ilgi topladı.
2011 yılının UNESCO tarafından Evliya Çelebi yılı olarak ilân edilmesinin de önemine binaen, söz konusu konuşmayı aynen aktarıyoruz.

&#8220;Ziyaret-i Medrese-i Fatih der-Çekmece-i Kebir
Âsitane-i Saadet nevâhisinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evliya Çelebi’nin 400. doğum yıldönümü münasebetiyle Fatih Üniversitesinde bir toplantı düzenlendi. Toplantıda, Tarih Blümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet İpşirli’nin Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’sindeki üslup özelliklerini baz alarak yaptığı konuşma büyük ilgi topladı.</p>
<p>2011 yılının UNESCO tarafından Evliya Çelebi yılı olarak ilân edilmesinin de önemine binaen, söz konusu konuşmayı aynen aktarıyoruz.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/03/mehmed-ipşirli-hoca.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-3633" title="üstad prof.dr.mehmed ipşirli " src="http://www.istanbultarih.com/wp-content/uploads/2011/03/mehmed-ipşirli-hoca.jpg" alt="" width="270" height="203" /></a></p>
<p><strong>&#8220;Ziyaret-i Medrese-i Fatih der-Çekmece-i Kebir</strong></p>
<p>Âsitane-i Saadet nevâhisinden Büyükçekmece’de göle nâzır,  âb u havâsı latîf gâyet de mürtefi bir mahalde lisân-ı Efrencide “Kampüs” tâbir olunur vâsi bir arazi üzerinde Fatih-i Kostantınıyye Sultan Mehemmed Han nâmına kurulmuş Medrese-i âlî-kadri sene-i mezbur Rebiülâhirinin beşinde Penç-şenbih günü ziyaret vâki oldu.<span id="more-3632"></span></p>
<p>Mekteb-i mezkûr, ulûm ve fünûnun tahsil edildiği medâris-i müteaddideden müteşekkil olup her bir medresede min zekerin ve ünsâ ilim tahsiline tâlib nice danişmendler ve anlara nakl-i ilm ü maarif için gayret gösteren memâlik-i muhtelifeden gelmiş müderrisîn-i kirâm olup anlardan bazısı ile hasbıhal ettim. Medrese-i mezkûrun pâyitaht Ankara’da dahi bir tıb medresesi ve beraberinde Darüşşifâsının olduğunu leyl ü nehâr  halka şifâ dağıttığını, hattâ Medaris-i Fatih’in lisan-ı Efrencî’de “Rektör” tabir edilen başmüderrisinin de tabib olduğunu ve medresenin inkişâfı için ale’d-devam gayret sarfettiğini haber verdiler.</p>
<p>Merakımı mûcib olup, Târih-i Devlet-i Osmaniyye’nin takrir edildiği derse müsâade alarak girdiğimde müderris efendinin kefere lisânı ile Memâlik-i Mahrûsa-i Şâhâne Tarihini anlattığını, talebenin dahi suallerini ayni lisân ile sorduklarını müşahede edince “Ve mine’l-garâip! Bu ne hâldir?” diyerek hayretimi gizleyemedim.  Dersin hitamında müderrise “Ayâ! Bu ne acîb ü garîb hâldir, aranızda kangı lisân ise tekellüm ve takrir-i ders edersiz.” dediğimde, “İngiliz milletinin lisânı ile konuşuruz. Bunun sebebi şudur ki: Devlet-i Osmaniyye Tarihi egerçi aslında Türklerin târihidir, lâkin Türklerin idaresinde nice ümem ü mülûk, nice akvâm u edyân adl ü dâd üzere yaşadıkları mâlum-ı alemyândır.</p>
<p>Avrupa keferesi bunun sırrını hayli merak edip bu mevzuda kadîmü’z-zamandan berü lisân-ı İngilizî üzere nice kütüp ve resâil ketb ü tahrir etmişlerdir. Bunları okumak ve hîn-i hâcette kefereye cevab vermek için bu lisân üzre konuşur yazarız. Ammâ, Devlet-i Osmaniyye’nin asıl kaynaklarının Hazine-i Evrak ve Âsitâne-i Saâdet kütüphanelerinde olduğunu bilir, onlara da vâkıf olmak için gayret sarfederiz.” cevabını verdi.</p>
<p>Daha sonra elsine-i muhtelifedeki kitapların bulunduğu, Medrese kütüphanesini ziyaret ettim. Nihayetü’l-emr kütüphanenin fevkında Çekmece Gölü’ne nâzır ve kefere lisânında  “Kafeterya” tâbir edilen ferah-fezâ ve dil-güşâ kahvehanede Bahr-i Marmara’yı seyrederek bir kahve içip, “Hıtâmuhû misk” deyip cümle talebenin muvaffakiyeti için dua ederek Medreseden ayrıldım.&#8221;</p>

<p class="sayac_bilgi">7090 okunma</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbultarih.com/evliya-celebi%e2%80%99den-fatih-universitesine-dair-notlar-prof-dr-mehmed-ipsirli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

