Van Kalesi’nin kuzeyinde bulunan höyükte İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Erkan Konyar başkanlığında yapılan kazı çalışması sırasında 2 bin 700 yıllık bir mühür bulundu.

 

Van Kalesi’nin kuzeyinde bulunan höyükte İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Erkan Konyar başkanlığından yapılan kazı çalışması sırasında 2 bin 700 yıllık bir mühür bulundu.

Urartuların başkentliğini yapan Van’da, İstanbul ve Marmara üniversiteleri öğretim üyeleri tarafından arkeolojik kazı yapılıyor. Van Kalesi’nin kuzeyinde bulunan 500 metrekarelik alanda yapılan kazılarda önemli bir bulguya ulaşıldı. Daha çok Urartuların soylularının yaşadığı alanda yapılan kazıda, Urartu soylularının ticarette kullandığı mühür bulundu. Daha çok boyunda taşınan ve mermerden yapılan mührün üzerindeki cin figürü ile ağzından ateş çıkan ejderha figürü dikkat çekiyor. Devamını oku »

2414 okunma

16
Ağu

Buhranlar Devri ve İkona Kırıcılık Akımı

   Yazan: istanbultarih   Kategori Anasayfa, Eskiçağ Tarihi

Bir asırdan fazla süren ikon tartışmaları Doğu-Batı kiliseleri arasındaki ayrılığın körüklenmesine, Papa’nın imparatorlardan bağımsız hareket etmesine, imparatorluk içinde ciddi karışıklıklara, bürokrasi kadrosunda sık ve köklü değişimlere, devletle halkın karşı karşıya gelmesine yol açmıştı.

sistine_chapel_vatican_12

Justinyanus devrindeki şevket döneminden sonra imparatorluk ardı ardına gelen şok dalgaları ile sarsıldı. İranlı Sasaniler ile Balkanlar’a akınlar yapan Avarlar tarafından Konstantinopolis ve çevresi yağmalandı. Sasani atlıları Khalkedon yani bugünkü Kadıköy yakınlarına kadar sokuldular. Bu akınlar neticesinde bir ara başkentin Konstantinopolis’ten Kuzey Afrika’daki Kartaca’ya taşınması gündeme geldiyse de, başkent halkının tepkisi üzerine bundan vazgeçildi. Doğu Roma bu felaket silsilelerini, muazzam devlet teşkilatı ve bir şekilde felaketli ortamlardan önemli simalar çıkarabilme kabiliyeti ile atlattı. Mavrikos ve Heraklios gibi imparatorlar devletin gücünü tazeledi. Heraklios hem Batı’daki Avarları hem de doğudaki Sasanileri sindirmeyi başardı. 30 yıldan fazla süren imparatorluk devrini sarsan asıl tehdit ise bu iki devletten de değil, Arabistan yarımadasında doğan yeni bir dinden gelecektir.

622’de Hz. Muhammed’in (s.a.v) Mekke’de artan baskılar sonucunda Medine şehrine göç etmesi ile siyasi açıdan temelleri atılan İslam inancı, peygamberin vefatından hemen sonra halife Hz. Ebubekir zamanında yarımadanın dışında yayılmaya başlamıştır. 636’da bugünkü Ürdün sınırları içinde Yermük denilen mevkide Müslümanlar, imparatorun kardeşi Teodoros idaresindeki Doğu Roma Ordusu’nu ağır bir yenilgiye uğrattılar. Mücadeleyi Suriye’deki Hıms kentinde kurmuş olduğu karargâhtan takip eden Herakalios’un, savaş sonrasında “Elveda Suriye” dediği rivayet olunur. 638’de ikinci halife Hz. Ömer tarafından Kudüs’ün fethedilmesi ise Konstantinopolis’te tam bir şaşkınlık havası estirecektir. Birkaç yıl içinde Mısır elden çıktığı gibi Heraklios’un son günlerinde İslam orduları Kayseri yakınlarına kadar sokulurlar.
Devamını oku »

3843 okunma

15
Tem

“İlyada Destanı” hayal ürünü değilmiş

   Yazan: istanbultarih   Kategori Eskiçağ Tarihi

Troya Kazı Başkan Yardımcısı Doç.Dr. Rüstem Aslan, “Homeros’un İlyada destanı ile Troya ören yerindeki arkeolojik kazıların paralellik gösterdiği belirlendi. İlyada destanı hayal ürünü değildir. Ören yeriyle örtüşen tarafları vardır” dedi.

Aslan, bu yılki kazıların 15 Temmuzda başlayıp, eylül ayının ilk haftasına kadar süreceğini ve 50′ye yakın uzmanın Ören’deki kazılarda görev alacağını söyledi.

Bu yıl yapılacak kazıların 2 ya da 3 bölgede süreceğini bildiren Aslan, “Çalışmalar, geçen sene ortaya çıkarılan ve ünlü ozan Homeros’un İlyada Destanı adlı eserinde bahsettiği, savaş arabalarının kente yaklaşmasını engelleyen savunma hendeğinin hangi yöne doğru devam ettiğini belirlemek için olacak”dedi. Aslan, önceki yıllarda bazı nedenlerle tespit edemedikleri hendek yönünü, bu yılki kazıyla kesinlikle tespit etmiş olacaklarını belirtirek şunları söyledi: “Kazıların sonunda, ‘Korfmann’ın ölümünden önce başlayan aşağı kent var mıydı, yok muydu? Ne kadar büyüktü?’ gibi sorulara kesinlikle cevap verip, bu tartışmaları sonlandıracağız. Troya’da 1988 yılında başlayan kazı çalışmaları zamanla farklı aşamalardan geçti. Arkeolojik pek çok yeni bulgu ortaya çıktı. Troya’nın son Tunç Çağı’nda bir Anadolu kenti ve Ören’in aşağı kenti olduğu ispatlandı. Troya’nın büyük bir kent olduğu belirlendi.” Kazı sonuçlarıyla birlikte Homeros araştırmalarının da hareketlendiğini anlatan Aslan, Homeros’un İlyada Destanı’nda anlatılanlarla arkeolojik kazıların paralellik gösterdiğinin belirlendiğini vurguladı. Devamını oku »

643 okunma

24
Haz

Tarihi yeniden yazdıracak aletler bulundu

   Yazan: istanbultarih   Kategori Eskiçağ Tarihi

78054

Bursa’nın Keles ilçesine bağlı Kıranışıklar köyü yakınlarında ”sadece Bursa’nın değil tüm Batı Anadolu’nun tarihini yeniden yazdıracak kadar büyük bir öneme sahip olan” Alt Paleolitik Çağa ait taş aletler bulunduğu bildirildi.

Uludağ Üniversitesi (UÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin, Rektör Prof. Dr. Mete Cengiz’in de katıldığı basın toplantısında, Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle 2006′da başlattıkları ”Bursa ve Çevresi Kültür Envarteri Projesi”nin devam ettiğini belirtti.

Proje kapsamında bu yıl yaptıkları araştırmalarda, ”Uludağ yöresinde Prehistorik Çağa ait yerleşim yerleri olmadığı” ve ”Alt Paleolitik Çağ adı verilen, insanoğlunun dip tarihine ait kültürlerin Orta Anadolu’nun batısında ve Akdeniz Bölgesi’nin kuzeyinde bulunmadığı” şeklindeki iki önemli hipotezin sona ermesine neden olan bulgulara ulaştıklarını bildiren Şahin, şöyle devam etti: Devamını oku »

1196 okunma

15
Şub

Babilin Asma Bahçeleri

   Yazan: istanbultarih   Kategori Anasayfa, Eskiçağ Tarihi

M.Ö. 450″li yıllarda tarihçi Herodot “Babil, yeryüzünde bilinen bütün diğer şehirlerin ihtişamını aşar.” demiştir. Herodot, şehrin dış duvarlarının 80 kilometre uzunlukta, 25 metre kalınlıkta ve 97 metre yükseklikte olduğunu ve 4 atlı bir arabanın gezinmesine uygun olduğunu belirtmiştir. İç duvarlar, dış duvar kadar kalın değildi. Duvarların içinde som altından yapılmış büyük heykeller bulunan kaleler ve tapınaklar vardı. Şehrin içinde ünlü Babil Kulesi vardı. Bu kule, Tanrı Marduk”a yapılan bir tapınaktı ve cennete ulaşmak için göğe doğru yükseliyordu.

Babil, M.Ö. 605″den itibaren 43 yıl hüküm süren kral Nebuchadnezzar tarafından yapılmıştır. Daha zayıf bir rivayete göre ise M.Ö. 810 yılından itibaren 5 yıl hüküm süren Asur kraliçesi Semiramis tarafından yapılmıştır.

Bahçeler Nebuchadnezzar”ın sıla hasreti çeken karısı Amyitis”i neşelendirmek için yapılmıştı.Amytis, Medes kralının kızıydı ve iki ülkenin müttefik olması amacıyla Nebuchadnezzar ile evlendirilmişti. Onun geldiği ülke yeşil, engebeli ve dağlıktı. Mezopotamya”nın bu dümdüz ve sıcak ortamı onu depresyona itmişti. Kral, karısının sıla hasretini gidermek için onun memleketinin bir benzerini yapmaya karar verdi. Yapay dağlar ve suların akacağı büyük teraslar yaptırdı. Devamını oku »

2712 okunma