7
Mar

Bayezid Meydanı ve Çevresi

   Yazan: istanbultarih   Kategori Anasayfa, Araştırma, Mekan Tanıtımı

BEYEZİD MEYDANI

İmparator Teodosyus devrinde M.S. 393 yılında şehrin en büyük meydanı olarak inşa edilmişti. Ortasındaki dev boyutlu zafer takının üzerinde yer alan bronz boğa başlarında dolayı buraya “Form Tauri” meydanı denilmişti. Üzerinde İmparatorunda heykeli yükselen zafer takından birkaç mermer blok ve sütun kalıntıları bulunmuşken, kuzeydeki abidevi çeşmeden eser kalmamıştır. Şehrin bu en büyük çeşmesini Valens su kemeri beslerdi. Kuzeyde, Fatih’in yaptırdığı ilk sarayın yerinde İstanbul Üniversitesi bulunmaktadır. Üniversite girişi abidevi kapı ve bahçedeki yangın kulesi 19 yy. yapılarıdır. Meydanı süsleyen ve adını veren 15 yy. Beyazıt Camii kalabalık ve hareketli kapalı çarşının komşusu olup, buraya ait külliyeden günümüze medrese, hamam ve dükkanlar kalmıştır.    

dsc00852

BAYEZİD-İ VELİ  CAMİİ

Beyazıt semtinde, Beyazıt Meydanı’na dağınık bir şekilde yayılmış haldedir. Sultan II. Bayezid tarafından yaptırılmıştır. İnşasına 1500′de başlanmış ve 1505′de bitirilmiştir. Mimarının kim olduğu konusunda ihtilaf vardır. Mimar Hayrettin, Mimar Kemaleddin’in ve Yakupşah bin Sultanşah isimli mimarlardan biri tarafından yapıldığı sanılmaktadır ama kesin bilgiye ulaşılamamıştır.

Külliye, bir cami, aşhane-imarethane, sübyan mektebi, tabhaneler, medrese, hamam ve kervansaraydan oluşur Kendisinden daha önce yapılmış bulunan Fatih Külliyesi’nden farklı olarak simetrik yapılar şeklinde değil, dağınık bir şekilde inşa edilmiştir.

dsc00851

Külliyenin merkezi Bayezid Camii’dir. 16.78 m çapındaki ana kubbesi dört ayak üstüne oturtulmuştur. Camii yerine külliyeye dahil bulunan tabhaneye bitişik minareleri, bu caminin ayırt edici özelliklerindendir. Bu nedenle iki minare arasındaki mesafe 79 metredir. Cami içerisindeki taş ve ahşap işçiliği ile vitraylar dikkat çekici güzelliktedir. Avlu döşemesi ve şadırvanın sütunları Bizans’tan kalma malzemenin yeniden işlenmesiyle elde edilmiştir. Özellikle şadırvan sütunlarında Bizans izleri görülebilmektedir. Külliyenin imarethane ve kervansarayının bugüne ulaşan kısmı Beyazıt Devlet Kütüphanesi tarafından kullanılmaktadır ve caminin solunda yer alır. Medrese ise caminin sağında ve oldukça uzağında yapılmıştır. Günümüzde Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi olarak kullanılmaktadır. Külliyenin hamamı medreseden de uzakta, Ordu Caddesi üzerinde, Edebiyat Fakültesi’nin yanındadır. Caminin kıble tarafındaki boşluktaysa türbeler bulunmaktadır. Sultan II. Bayezid’in, kızı Selçuk Hatun’un ve Tanzimat Fermanı’nın mimarı Mustafa Reşid Paşa’nın türbeleri buradadır.

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ANA KAMPÜS GİRİŞ KAPISI RESİMLERİ

ÖN TARAFI

dsc00847

dsc00849

 

KAPININ ÜSTÜNDEKİ YAZILAR VE ANLAMLARI

BÜYÜK YAZI

“DAİRE-İ UMUR-U ASKERİYE”
ASKERİ EMİR DAİRESİ YANİ ESKİ GENELKURMAY BAŞKANLIĞI

SAĞDAKİ YAZI

FETİH SÜRESİ 1.AYET
“İNNA FETAHNA LEKE FETFAN MÜBİNE”
BİZ SANA APAÇIK BİR FETİH İHSAN ETTİK.

SOLDAKİ YAZI

FETİH SÜRESİ 3.AYET
“VE YENSURAKELLAHU NASRAN AZİZE”
VE BİZ(ALLAH) SANA ŞANLI BİR ZAFERLE YARDIM EDER.

ARKA TARAFI

snv82743

Üst Kısımda : Türk Gençliğine Hitabe’den bir bölüm

Sağ ve Sol Kısımdaki yazılar :

Saff suresinin 13.ayetinin bir bölümü (Nasrun minAllahi ve fethun garîb ve beşşirül mü’minin

3705 okunma

07 Mart 2009, 12:20 tarihinde Anasayfa, Araştırma, Mekan Tanıtımı kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.


2 comments so far

murat
 1 

yanlış yazılmış;
“İNNA FETAHNA LEKE FETFAN MÜBİNE”
doğru
”Inna fetahna leke fetham mübina”

01 Haziran 09 Saat 00:30
istanbultarih
 2 

evet biliyorum murat bey isterseniz orada idgam-ı meal gunne olduğunu da ben söyleyeyim:))
not: ibrahim akkurt

01 Haziran 09 Saat 19:19

Yorum Yapın

İsim (*Gerekli)
E-Posta (*Gerekli)
Site
Yorumunuz