"Osmanlı Medeniyetinde Su Kültürünün Mimariye Yansıması"

Okunma: 319
OKMİMY PROJESİ 9 Ekim 2017 21:22
Videoyu Aç "Osmanlı Medeniyetinde Su Kültürünün Mimariye Yansıması"
A
a

"Osmanlı Kültürel Mirası İzinde Medeniyetimize Yolculuk" serüvenimiz sekiz ekim iki bin on yedi itibari ile sonbaharın serin bir sabahında Merkez Efendi'ye komşu olduğumuz Mevleviliğin İstanbul'daki merkezi olanYenikapı Mevlevihanesi'nde başlamış bulunmakta.

İstanbul Tarih ve Kültür Derneği ile Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın beraber yürüttüğü, bizlerin de katılımcısı olarak minnet borcu duyduğumuz bu güzel program koordinatörümüz Bünyamin Koç ve İstanbul Tarih ve Kültür Derneği başkanı İbrahim Akkurt Bey'in açılış konuşmaları ile başlamış bulundu.


Biz gençlerin omuzlarına zaten yüklü olan ve kültür havzası kadim şehir İstanbul'un sakinleri olarak bu şehre vefa borcu adına altına girdiğimiz projenin amaçlarından bahseden dernek başkanımız, bu programın ancak biz katılımcıların iştiyakı ile dipdiri olacağını ve faydalı sonuçlar ortaya koyacağını dillendirmesinin akabinde "Osmanlı Medeniyetinde Su Kültürünün Mimariye Yansıması" isimli konuşmasına geçmeden önce günümüzü bereketlendiren Prof. Suphi Saatçi hocamız da geleceğini gördüğü biz genç katılımcılara tutucu olmayan milli bir şuur ile bilinçlenerek içinde yaşadığımız hatta ve hatta mirasçısı olduğumuz geleneği okumamızı, görmemizi, bilmemizi ve üzerinde düşünerek bilinç sahibi olmamız gerektiği yönünde nasihatlerde bulunarak konuşmasına başladı.

Bazı güncel olaylara değinen hocamız "geçmişini bilemeyen, bugününü takip etmeyen geleceğinden bir şey beklemesin", "İstanbul'u İstanbul yapan, dolayısıyla Orta Asya'da beri süre gelip de Anadolu'da klasik çağına ulaşan bu kültür birikimini bilmeden ilerleyemeyiz" diyen hocamız bugün bizlere anlatacağı konunun önemini bizlere sezdirmeye çalıştı. Çünkü su, medeniyetin başat unsurudur. Tarih boyunca yerleşik yaşama geçilen pek çok yer su kaynakalarına yakın yahut dolaylı olarak bağlantılı mekanlara kurulmuştur. İstanbul da bu medeniyet merkezlerinden biridir. Taşıma su ile şenlendirilen İstanbul, her devirde su sıkıntısı ile cedelleşmiş olsa da bütün gayretler neticesinde su ile anılan, tanınan bir medine olmuştur. Şehirlerimizin su ile giydirilmesinin ve imkan dahilinde suyun devamlı şehre getirilmeye çalışılmasının en büyük sebebi ise Peygamberine "ve siyabeke fetahhir(elbiseni temiz tut!Müddessir/4)" diyerek daha ilk emirlerinden itibaren temizliği öğütleyen bir inanca mensup olmamızdan kaynaklanmaktadır. Su olan yerin kirli kalması, hoş karşılanmaması mümkün değildir. Su önce eldeki yüzdeki kiri sonra işe varlığı ile kalplerdeki kiri çekip alan mucizevi bir şeydir...


"Ve ceâlna mine'l-mâi külli şeyin hayy..." diyerek su kültürünün Kur'ânî temellerine işaret eden Saatçi hocamız, İslam'ın işaret ettiği temizlik anlayışıyla şekilllenen su kültürünün mimariye yansımalarını, Osmanlı'nın Bizans sarnıçlarını neden kullanmadığını anlatarak ile başladı.

Sarnıçlar suyun biriktirilerek kullanılması usulüne dayandığı için temiz ve hijyenik değildi. İslam'ın öngördüğü temizlik anlayışı çerçevesinde ise bu su temizlik için kullanılamazdı; akan su lazım idi. Bu nedenle Osmanlı, Bizans sarnıçlarını sulama için kullanırken, temizlik ve günlük kullanım için akan su ihtiyacını kemerler, bentler, maksemler, çeşmeler, sebiller, hamamlar ve su terazileri ile sağlamıştır. Elbet bu mimari yalnız mühendislik çalışmaları olarak değil aynı zamanda estetiğe önem veren bir mimarlık anlayışı bağlamında ortaya çıkan eserler olmuşlardır ki; İstanbul'un yüzünü suya çalan ve nice eseri taş taş üzerine koyarak bu şehri gelinlik bir kız gibi giydiren Sinan, su kültürünü mimariye yansıtan en önemli isimdir.

Su, devlet tarafından halka temin edilmesi gereken bir ihtiyaçtır. Maddi durumu olmayanlara devlet tarafından su dağıtılır, ulaşımı sıkıntı olan yerlere de sakalar aracılığı ile su ulaştırılırdı. İstanbul'un fethi ile daha Fatih döneminden itibaren var olan su tesisleri onarılmaya çalışılmış yetmediği yerde ise yeni su yapıları inşa edilmiştir. Fatih devrinde yapılan ve daha sonra farklı zamanlarda tecdid edilen Istrancalar'dan ve Belgrad Ormanları'ndaki sulardan beslenen, üzerinde Mazulkemer, Kara Kemer, Ali Paşa Kemeri ve Bozdoğan Kemeri'nin bulunduğu Halkalı Suları bu yapıların başında gelir. Bu kemerlerin bir kısmı günümüzde hala görülebilmekte ve su temini için olmasa da sulama için kullanılmaktadır, hocamızın bize bildirmesine göre.


İstanbul'un asıl su sorunu ise Kanuni döneminde, İstanbul'un nüfusunun oldukça arttığı ve başkentin büyümeğe başladığı en görkemli dönemlerindede yaşanmış ve yine Kanuni döneminde, Mimar Sinan eli ile bu sıkıntıya çare aranmış ve bulunmuştur da.

Mimarlığından önce marangozluğa, daha sonra mühendisliğe merakı olan Sinan, ordu içerisinde yetişmiş olmasıyla pek çok savaşa iştirak etmiş ve ordunun ihtiyacı olan köprüleri ve ulaşım işlevi gören yapıları inşa etmiştir. Yüksek bir mühendislik bilgisi gerektiren bu yapılara ilaveten Sinan su kemerleri ve bentler inşa ederek bu bilgisini de pratik hayattaki karşılıkları olarak bu yapılarla vücuda getirmiştir.
Sinan'ın inşa ettiği ve İstanbul'un su sıkıtısına büyük ölçüde çare olan ve günümüzde hala işlevsel olan Kırkçeşme Suları bu yapılar arasındaki en önemli eserlerdir. Su yolu boyunca üzerinde bulunan Uzun Kemer, Kırıkkemer/Eğri Kemer, Güzelce Kemer, Mağlova Kemeri ve Paşa Kemeri bu yapının önemli unsurlarıdır. Ancak bu kemerler arasında bir tanesi vardır ki Kazım Çeçen Hocamıza "Sinan başka eser yapmasaydı da yalnız bu eseri bizlere bırakmış olsaydı biz yine de onun üstün mühendislik zekasına hayran kalırdık" dedirmiştir. Muallak Kemer... Nam-ı diğer Mağlova Kemeri!

Kanuni Sultan Süleyman bir gün atı ile bir zamanlar mesire yeri olan ve avlanmak için de ziyaret edilen Kağıthane dolaylarında gezerken, çimenler arasında akarak kaybolan berrak sular olduğunu görür. Hemen ser mimarân-ı hassa Sinan huzura çağrılır. Bu bölgede berrak bir su olduğu ve bulunması emir buyrulur. Rivayet o ya, Kanuni atıyla dört nala, Sinan da ardında suyun peşini kovalarlar. Kanuni suyun menbaının bulunup İstanbul'a getirilmesini emreder. Bir hafta vakit isteyen Sinan Padişah'a bu işin olacağını, suyun kaynağını bulduğunu, debisini ölçtüğünü ancak uzaklığı İstanbul'a 55 km olan bu suyun getirilmesinin pahalıya patlayacğını, ancak altın testilerinin uç uça bağlanarak yapılacak kadar fahiş bir rakamla gerçekleşebileceğini söyler. Çözüm olarak ise işçilerin ücretsiz çalışması ile masrafın azaltılabileceğini öneren Sinan'a Kanuni "adaletime uymaz!" diyerek bu su yolunu kendi hazinesinden karşılanacağı ferman buyurur... 1554'te başlanan Kırkçeşme Suları 1563'te tamamlanır.

Kırkçeşme adı ise, bugün Bozdoğan Kemeri'nin üzerinde bulunduğu caddede bulunan pek çok çeşmeye istinaden kesretten kinaye olarak konan bir isimdir.

Bu kıssanın meyvesi olan Mağlova işte böylece Sinan'ın zekasının elle tutulur gözle görülür şiarı olmuştur.

Günümüzde hala sağlamlıklarını koruyan ve işlevine uygun kullanılmasa da çalışır durumda olan bentler, su kemerleri, köprüler Sinan'ın İstanbul'a attığı imzaları ise de Sinan'ın gerçekten de imzasının olduğu bir yapı var ki hala güzelliği ile vazifesini süslüyor: Büyükçekmece Köprüsü...

Saatçi Hocamız bir hülyaya dalmış böylece Sinan'ı ve suyu anlatırken birden bizlerde farkındalık uyandırması gereken bazı uyarılarda bulundu. Yine Mimar Sinan'ın vesile olduğu bu uyarılar Drina Köprüsü adlı eser ile nobel edebiyat ödülü alan yazar hakkında idi. Sinan'ın, Sokullu için memleketi olan Vishegrad'da yaptığı köprü olan Drina Köprüsü... Gönül coğrafyası, medeniyetlerin beşiği, kültür havzası İstanbul'umuzun sakinleri olarak hangi birimize nasip oldu böyle bir ilham? Bakmakla görmek arasındaki fark...
Geldik hamamlara. Hanımların sosyal hayatarının bir parçası olan dedikoduların, haberlerin, kız beğenmelerin, eğlencelerin, kadın günlerinin sahnesi olan hamamlar...

Temizlik ihtiyacı için elzem olan su, hamamlar vasıtası ile halka iletilirdi. Çifte olabildiği gibi tek de inşa edilen hamamlar (çifte hamam: kadınlar ve erkekler için ayrı ayrı sıcaklık bölümlerinin yapıldığı hamamlardır. Tek hamamlar ise genelde yalnız erkeklerin kullanımı için yapılan hamamlardır.) mahallelerde vakıf olarak da özel işletme olarak da yapılabilirdi. Aylık para alarak çalışan hamamlarda herkesin günü bellidir, o gün hamama kimin ne zaman gelip gideceği hep aynıdır. Soğukluk, sıcaklık, ılıklık, soyunma odaları, külhan gibi bölümlerden oluşan hamamların İstanbul'daki en önemli örneklerinden birisi de yine Sinan imzalı Haseki Hamamı'dır. Çifte hamam olarak inşa edilen hamamın bugün yalnızca hanımlar bölümü kullanımdadır. Sinan, yalnız İstanbul'da 39 hamam inşa etmiştir.
Kılıçali Paşa Hamamı ve soğukluk kısmı yol genişletme çalışmalarında kesilen Divanyolu'ndaki Valide Sultan Hamamı da İstanbul'un güzide hamamlarına örnektir." Diyerek sunumunu tamamlayan hocamız Sinan'ın kendi dilinden şu sözleri naklederek programı nihayetendirdi:


Büyük Usta Tezkiretü'l-Ebniye adlı eserinde şöyle diyor:
"Tasarlayıp uyguladığım bir çok cami, mescid, ve diğer anıtsalyapıları bir kitapta topladım. Dünya durdukça eserlerimi gören sağduyu sahiplerinin çabamın ciddiyetini anlayacklarını umarım. O zaman eserlerime insaf ile bakarak beni hayırlı dualarla anacaklarıdır inşallah."

Şuurlu tarih bilincine sahip olan, eleştirel düşünmenin hakkını veren bireyler olmamız adına bizlere bu projeyi sunan İstanbul Tarih ve Kültür Derneği'ne ve projenin destekçisi olan Gençlik ve Spor Bakanlığı'na, bu projenin destekçisi olarak bizlere Sinan'ı, suyu, suyun mimariye yansımasını anlatan Prof. Suphi Saatçi hocamıza da sunumu için kendim ve proje arkadaşlarım adına teşekkürü bir borç biliyorum.
 
 
 
                                                                                               Meliha AÇIKGÖZ
1000
icon
Mesud Akyuz 9 Ekim 2017 22:28

Elinize saglik cok guzel ve semineri cok iyi anlatan bir yazi olmus. Dinlemek ve anlamak kadar bunlari yaziya dokmek de ayri bir ozen ve maharet ister. Tebrik ederim.

0 1 Cevap Yaz
duyurular DUYURULAR
editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz ?

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

Tarihin İzinde